Görünen o ki, en yakın akrabalarımız olan şempanzeler de tıpkı bizim gençlerimiz gibi “ergen triplerine” giriyorlar.
Emre Çevik
GazeteBilim Yazı İşleri
Evde kapıları çarpan, tehlikeli hareketler yapan veya sınırları zorlayan ergen bir kardeşiniz, akrabanız ya da çocuğunuz mu var? Derin bir nefes alın; sorun sizin yetiştirme tarzınızda ya da onlarda değil, milyonlarca yıllık evrimsel mirasımızda olabilir.
Ergenlik dönemi, insan hayatının en fırtınalı evrelerinden biri olarak bilinir. Ani duygu değişimleri, tehlikeye atılma isteği ve o meşhur “bana bir şey olmaz” tavrı en bilinen örneklerdendir. Yıllardır ebeveynler ve psikologlar bu davranışların kökenini anlamaya çalışıyorlar. Ancak ScienceAlert tarafından aktarılan ve Michigan Üniversitesinden araştırmacıların imzasını taşıyan yeni bir çalışma, cevabın beton binalarda değil, vahşi ormanlarda saklı olduğunu açığa çıkardılar. Görünen o ki, en yakın akrabalarımız olan şempanzeler de tıpkı bizim gençlerimiz gibi “ergen triplerine” giriyorlar.
Kongo ormanlarında muz kumarhanesi!
Araştırmacılar, Kongo Cumhuriyeti’ndeki bir koruma alanında yaşayan 40 şempanze üzerinde, onları doğal ortamlarında gözlemleyerek zekice kurgulanmış deneyler yaptılar. Amaç basitti: Ergen şempanzeler (8-15 yaş arası), yetişkinlere göre daha mı fevri davranıyordu?
Bunu anlamak için şempanzelere iki farklı oyun oynattılar:
- “Ya Hep Ya Hiç” Oyunu (Risk Testi): Şempanzeye iki kap sunuldu. Birinde her zaman sıkıcı ama garanti bir ödül (bir parça salatalık) vardı. Diğer kap ise tam bir kumardı; ya çok sevdikleri leziz bir muz çıkıyordu ya da hiçbir şey!
- “Bekleyen Kazanır” Oyunu (Sabır Testi): Şempanzeler, hemen önlerine konan küçük bir muz parçasını mı yiyeceklerdi, yoksa bir dakika bekleyip üç muz birden mi kazanacaklardı?
Beklenmeyen davranış: Sabırsız değiller, cesurlar!
Genel kanı, ergenlerin beyinlerinin henüz tam gelişmediği için “kendilerini tutamadıkları” (dürtüsel oldukları) yönündedir. Ancak şempanzeler bu tezi çürüttü. Ergen şempanzeler, sabır testinde en az yetişkinler kadar başarılı oldular. Yani önlerindeki hazzı erteleyip daha büyük ödülü bekleyebiliyorlardı. Ancak iş “risk almaya” gelince durum değişti. Yetişkinler, “Elimdeki salatalık, hayalimdeki muzdan iyidir” diyerek garantici davranırken; ergenler gözünü karartıp sürekli riskli kutuyu (muzu) seçtiler. Daha da ilginci, risk alıp kaybettiklerinde (kutudan muz çıkmadığında), tıpkı bilgisayar oyunu kaybeden bir genç gibi öfke nöbetleri geçirdiler, sesler çıkardılar ve tepki gösterdiler. Yetişkinler ise kaybetmeyi olgunlukla karşıladı.
Biyolojik zorunluluk: Yuvadan uçmak için risk gerekir!
Peki, doğa neden ergenleri bu kadar risk sever hale getirdi? Bilim insanlarına göre bu bir “hata” değil, bir “özellik”. Ergenlik, biyolojik olarak yuvadan uçma vaktidir. Bir gencin anne-babasının güvenli kollarından ayrılması, kendi yiyeceğini bulması, yeni bölgeler keşfetmesi ve genlerini aktaracak bir eş bulması gerekir. Tüm bunlar korkutucudur ve belirsizliklerle doludur. Eğer ergenler risk almaktan korksalardı, asla ailelerinin yanından ayrılamaz ve kendi hayatlarını kuramazlardı. Yani o “asi ve tehlikeli” davranışlar, aslında bireyin kendi ayakları üzerinde durabilmesi için doğanın onlara verdiği bir cesaret aşısıydı.
Ebeveynlere teselli: O kapı çarpılacak, o sınırlar zorlanacak!
Bu araştırma bize şunu gösteriyor: Gençlerin risk alma iştahı, sadece sosyal çevrenin veya arkadaş grubunun etkisi değil, derinlerimize işlenmiş biyolojik bir dürtü.
Bir dahaki sefere bir gencin mantıksız görünen bir risk aldığını gördüğünüzde, bunun milyonlarca yıllık bir hayatta kalma stratejisinin modern dünyadaki yankısı olduğunu hatırlayın. Tabii bu, onları uyarmamanız gerektiği anlamına gelmiyor; ama en azından artık onları neyin dürttüğünü biliyorsunuz!
Kaynakça
MacLatchy, L. M., & Sarringhaus, L. (2026, January 12). Chimps reveal why teenagers are notorious for risky behaviors. ScienceAlert. https://www.sciencealert.com/chimps-reveal-why-teenagers-are-notorious-for-risky-behaviors

