GazeteBilim
Destek Ol
Ara
  • Anasayfa
  • Bilim
  • Teknoloji
  • Felsefe
  • Kültür-Sanat
  • Gastronomi
  • Çocuk
  • Etkinlikler
    • Astronomi Dersleri
    • Çağdaş Epistemoloji Dersleri
    • Davranış Nörolojisi Dersleri
    • Eğitimciler İçin Yapay Zekâ Okur-Yazarlığı Dersleri
    • Epigenetik Dersleri
    • Evren ve Kozmoloji Dersleri
    • Evrim Dersleri
    • Bilim Tarihi Dersleri
    • Hegel Dersleri
    • İnsan Felsefesi Dersleri
    • Kapitalizmin Tarihsel Gelişimi ve İktisadi Düşünce Dersleri
    • Konuşmaktan Korkmuyorum
    • Kuantum Mekaniği ve Yorumları Dersleri
    • Marx Dersleri
    • Nörobilim Dersleri
    • Nörodilbilim Dersleri
    • Nörohukuk
    • Nörofelsefe Dersleri
    • Nöroperspektifler
    • Nöropsikanaliz Dersleri
    • Öğrenilmiş Çaresizlik
    • Teizm, Deizm, Agnostisizm ve Ateizm Dersleri
    • Teoloji, Bilim ve Felsefe Tartışmaları
    • Zihin Dersleri
  • Biz Kimiz
  • İletişim
Okuyorsun: Yeni bir hormon keşfi: Kemik erimesi durdurulabilir mi?
Paylaş
Aa
GazeteBilimGazeteBilim
Ara
  • Anasayfa
  • Bilim
  • Teknoloji
  • Felsefe
  • Kültür-Sanat
  • Gastronomi
  • Çocuk
  • Etkinlikler
    • Astronomi Dersleri
    • Çağdaş Epistemoloji Dersleri
    • Davranış Nörolojisi Dersleri
    • Eğitimciler İçin Yapay Zekâ Okur-Yazarlığı Dersleri
    • Epigenetik Dersleri
    • Evren ve Kozmoloji Dersleri
    • Evrim Dersleri
    • Bilim Tarihi Dersleri
    • Hegel Dersleri
    • İnsan Felsefesi Dersleri
    • Kapitalizmin Tarihsel Gelişimi ve İktisadi Düşünce Dersleri
    • Konuşmaktan Korkmuyorum
    • Kuantum Mekaniği ve Yorumları Dersleri
    • Marx Dersleri
    • Nörobilim Dersleri
    • Nörodilbilim Dersleri
    • Nörohukuk
    • Nörofelsefe Dersleri
    • Nöroperspektifler
    • Nöropsikanaliz Dersleri
    • Öğrenilmiş Çaresizlik
    • Teizm, Deizm, Agnostisizm ve Ateizm Dersleri
    • Teoloji, Bilim ve Felsefe Tartışmaları
    • Zihin Dersleri
  • Biz Kimiz
  • İletişim
  • Destek Ol
Bizi Takip Edin
  • Biz Kimiz
  • Künye
  • Yayın Kurulu
  • Yürütme Kurulu
Copyright © 2023 Gazete Bilim - Bütün Hakları Saklıdır
GazeteBilim > Blog > Bilim > Sinirbilim > Yeni bir hormon keşfi: Kemik erimesi durdurulabilir mi?
HaberSinirbilim

Yeni bir hormon keşfi: Kemik erimesi durdurulabilir mi?

Yazar: GazeteBilim Çeviri Yayın Tarihi: 15 Temmuz 2024 5 Dakikalık Okuma
Paylaş
beyin kadın
araştırmacıların ‘annelik beyin hormonu’ olarak adlandırdığı bu hormon, beyinden kemik üretici hücrelere geçiyor ve kemik oluşumuna yardım ediyor. (Görsel: Pixabay)

Bilim insanları, uzun zamandır gizemini koruyan bir hormon keşfetti. Laboratuvar çalışmalarında kemikleri etkili bir biçimde geliştirdiği görülen ve yeni tanımlanan bir hormon, kırık ve kemik erimesi için yeni tedavi yöntemlerine öncülük edebilir.

Çeviren: Gizem Özkabak

Live Science’a konuşan araştırmacı Holly Ingraham, bu beklenmedik keşfi şöyle anlatıyor: “Yeni bir hormon tespit ettiğini kanıtlamak oldukça zor bir durumdur. Emin olabilmek için öncelikle nerede üretildiğini, hangi dokuları etkilediğini ve kanda bulunabildiğini göstermeniz gereklidir.”

“Halihazırda oldukça fazla sayıda hormon keşfedilmişken, yeni bir hormon keşfetmek alanda büyük bir yeniliktir.” Araştırmaya dâhil olmasa da incelemiş olan Dr. Sundeep Khosla, bu araştırmanın yeni bir hormon bulunduğuna dair oldukça ikna edici olduğunu düşünüyor.

Bilim insanları, bu maddeyi insanlar da dâhil olmak üzere memelilerde daha önce bulmuştu, fakat bunun bir hormon olduğunu bilmiyorlardı. Nature dergisinde yayınlanan yeni çalışmada, araştırmacıların ‘annelik beyin hormonu’ olarak adlandırdığı bu hormon, beyinden kemik üretici hücrelere geçiyor ve kemik oluşumuna yardım ediyor.

Bu kemik üretici hormon, hamilelik sonrasında, östrojen seviyesi düştüğünde ve tam da süt üretimi için gereken kalsiyum ihtiyacı tavan yaptığında devreye giriyor. Östrojen, normal şartlarda kemiği güçlendirir ve kalsiyumun kemikten ayrılmasını önler, bu sebeple emzirme sürecinde azalan östrojen seviyesine rağmen annenin kemiklerinin gücünü nasıl koruduğu ve sütten kestikten sonra nasıl hızlıca iyileştiği belirsizdi.

Bu yeni hormon biyolojide daha önce bilmediğimiz yeni bir kapı araladı ve dahası doğum sonrası periyot için önemli görünen bu hormon, erkeklerde de kemik gelişimini destekliyor.

Araştırmacılardan Ingraham, bu yeni buluşun gelecekteki kullanım potansiyelini şöyle anlatıyor: “Hem kadın hem de erkek iskelet kök hücrelerinde etki gösteren bu hormonu kullanarak bir tedavi yöntemi geliştirebilirsek; kırıkların onarım sürecini hızlandırabilir, kemik erimesini iyileştirebilir ve tıbbi tedavilerin tetiklediği erken kemik kaybını engelleyebiliriz.”

Hormonun izinde

Yeni çalışma aslında Ingraham ve ekibinin 2019 yılında, farelerin kemik yoğunluğunu ve mukavemetini %800’e kadar yükseltmeyi başardığı çalışmaya dayanıyor.

Hormonun bu denli etkili çalışmasında, hormon üretici hipotalamustaki hücreler rol almaktadır. Östrojen hormonunu, hipotalamustaki seçili sinir hücrelerinde engellemek, kemik gelişimini oldukça hızlandırdı. Ancak bu yöntem, yalnızca dişi farelerde işe yaradı ve bu sinir yolunun dişilere özel olduğu varsayıldı.

Araştırmacıların teorisi, östrojen iletimi kesildiğinde dişilerin beyninde bulunan bu hücrelerin bir şekilde vücuttaki enerjiyi kemiklere aktardığı yönündeydi. Fakat şu soruyu sormaya başladılar: Bu hücreler bu yönlendirmeyi nasıl başarıyorlardı? Böylece, yeni çalışmada mesajı kan yoluyla iletebilecek bir molekül aramaya başladılar.

Bu arayış, tam anlamıyla samanlıkta iğne aramaya benziyordu çünkü Ingraham’ın Live Science’a söylediğine göre hormonlar kanda oldukça az miktarda bulunuyordu.

Ekip, ilk olarak bahse konu olan hormonun kanda olduğunu, östrojen sinyali kesilmesine rağmen kemiklerinin gücünü koruyabilen, iri kemikli fareler üzerinde gösterdi. Sonrasında modifikasyona uğramış farelerden aktarılan kan ile aşılanan normal farelerde belirgin bir kemik gelişimi gözlemlendi.

Bu adımdan sonra ekip, kemik gelişiminde etkin rol oynayan kök hücreleri ve vücudun farklı bölgelerine ait olan kemikleri modifiye edilmiş farelere nakletti; sonuç olarak nakledilen parçaların da belirgin bir şekilde gelişmesiyle, hormonun hem oldukça kuvvetli olduğu hem de kan dolaşımında yaygın olduğu düşünüldü.

Bu maddenin hormon olduğunu kanıtlayan adımlardan sonra, araştırmacılar iri kemikli farelerin hipotalamusundaki gen aktivitelerini inceledi ve proteinin nasıl üretileceğini kodlayan bir gende oldukça belirgin bir aktivite gözlemlediler: CCN3.

Bu protein, geçmişte çok da bilinen bir yapı değildi çünkü hormon olabileceği düşünülmüyordu. Ingraham bu durumu şu şekilde açıklıyor: “CCN3’ün, tüm kan dolaşımına girmediği bölgesel olarak çalıştığı düşünülüyordu. Fakat yine de ekibin deneyleri sonucunda bu proteinin aradıkları hormon olduğu gösterilmiş oldu.”

Khosla’ya göre bu beklenmedik bir durum çünkü normalde hipotalamusta üretilen hormonlar, hipofiz bezi (beyin tabanına bağlı ana hormon üreticisi) ile etkileşime geçer ve sonrasında vücuda iletilirler ancak bahse konu olan durumda, hipotalamusta üretilip hipofiz bezine uğramadan direkt olarak kemiğe geçiyor.

Ayrıca, araştırmacılar bu hormonun yaşlı farelerde bile kemik kırıklarının iyileşme sürecini arttırdığını gösterdi. Ingraham bu şaşırtıcı durumu şöyle yorumladı: “Kemik iyileşmesine yönelik bir veri gördüğümde bunun gerçek olması gerektiğini biliyordum. 2 yaşındaki erkek bir farede birtakım iyileşmeler görmek olağanüstü bir şey…”

Sonuç olarak, araştırmacılar doğum sonrasında farelerin beyninde CNN3 hormonunun doğal bir şekilde arttığını gösterdiler. Eğer bu hormon artışını engellerseniz, süt üretim sürecinde farelerin kemikleri hızlı bir biçimde zayıflayacaktır. CNN3 artışının insanlar üzerinde de kanıtlanması gerektiğini söyleyen Khosla, yine de emzirme sürecinde bu hormonun kemiklerin güçlü kalmasında önemli bir rol oynadığını fare deneyleri sonucunda gösteriyor.

Ingraham ise durum hakkındaki nörolojik belirsizliği şöyle yorumluyor: “Doğum sonrasında nöronlarda ve beyinde görülen bu değişimi ne sağlıyor? Bilmiyoruz. Bu sorunun yanıtlanması için daha çok çalışma yapılması gerekli ve süreç içerisinde başka hormonlar da bulunabilir.” Fakat şimdilik, beynin bu anahtarı nasıl çevirdiği gizemini koruyor.

Kaynak:

https://www.livescience.com/health/scientists-uncover-new-hormone-in-unusual-discovery

Etiketler: annelik beyin hormonu, annelik hormonu, beyin, hormon, keşif, yeni hormon
GazeteBilim Çeviri 15 Temmuz 2024
Bu Yazıyı Paylaş
Facebook Twitter Whatsapp Whatsapp E-Posta Linki Kopyala Yazdır
Yazar: GazeteBilim Çeviri
GazeteBilim Haber ve Çeviri Birimi gönüllü, kolektif bir topluluktur ve profesyonel nitelikte çeviri katkılarına açıktır. İletişim için gazetebilimceviri@gmail.com.
Önceki Yazı kuantum felsefe Kuantum Wittgenstein
Sonraki Yazı çocuk Neandertaller arasındaki Down Sendromlu çocuk: Tina

Popüler Yazılarımız

krematoryum fırını

Türkiye’de ölü yakma (kremasyon): Hukuken var, fiilen yok

BilimEtik
23 Kasım 2023
cehalet
Felsefe

“Cehalet mutluluktur” inancı üzerine

Eşitleştiren, özgürleştiren, mutlu kılan, bilgi midir yoksa cehalet mi? Mutlu kılan, cehalet mutluluktur sözünde ifade edildiği gibi, bilgisizlik ve cehalet…

12 Ağustos 2023
deontolojik etik
Felsefe

Deontolojik etik nedir?

Bir deontolog için hırsızlık her zaman kötü olabilir nitekim çalma eyleminin özünde bu eylemi (daima) kötü yapan bir şey vardır.

15 Ağustos 2024
Güzel şeyler, özgür seçim süreçlerinin en çirkin şekillerde baskı altına alınmasına rağmen varlığını sürdürmeyi dişiler sayesinde başarır.(Görsel: The Belkin)
Flörtöz Hayvanlar

Ördekler, penisleri ve Amerikan ekonomisi

Yanık türkülerin yeşil başlı gövel ördeklerinden esinlenilen romantizm yalnızca bizim hayallerimizde var; gerçek dünyada bu türlerin aşk hayatları çok daha…

5 Kasım 2024

ÖNERİLEN YAZILAR

Kasların kendine özgü bir “hafızası” var – Peki nasıl çalışıyor?

Her ne kadar öyle hissettirmese de işlemsel bellek yalnızca kaslarımızı değil, aynı zamanda beynimizi de kapsar.

Sinirbilim
24 Nisan 2026

Tümevarım-tümdengelim ve bilimde gerikalmışlık sorunu

Tümevarım Yöntemi’ne geçişteki gecikme, modernleşmenin “özgün bir bilimsel üretim” safhasına geçmesini engellemiş ve süreci daha çok bir “takip ve adaptasyon”…

Bilim Tarihi
20 Nisan 2026

Büyük felsefe buluşması: İzmir’de “Georg Lukács” Sempozyumu

"Aklın Savunusu" için büyük buluşma: Türkiye’nin önde gelen düşünürleri, Lukács sempozyumunda bir araya geliyor.

Haber
15 Nisan 2026

Astrositler sadece nöronları desteklemiyor, beynimizde kilit bir rol oynuyor!

Bir zamanlar nöronlar için sadece destek hücreleri olarak görülen astrositlerin, artık beyin devrelerini ayarlamaya yardımcı olduğu ve böylece genel beyin…

Sinirbilim
27 Mart 2026
  • Biz Kimiz
  • Künye
  • Yayın Kurulu
  • Yürütme Kurulu
  • Gizlilik Politikası
  • Kullanım İzinleri
  • İletişim
  • Reklam İçin İletişim

Takip Edin: 

GazeteBilim

E-Posta: gazetebilim@gmail.com

Copyright © 2023 GazeteBilim

  • Bilim
  • Teknoloji
  • Felsefe
  • Kültür-Sanat
  • Gastronomi
  • Çocuk

Removed from reading list

Undo
Welcome Back!

Sign in to your account

Lost your password?