Yapay zekânın ilerleyişini ve potansiyel etkilerini değerlendiren bir araştırma grubu olan Epoch’tan iki araştırmacı, yapay zekânın getirdiği yeniliklerin 18. ve 19. yüzyıllardaki Sanayi Devrimi’ne benzer bir patlamaya yol açma olasılığının lehinde ve aleyhindeki argümanları incelemeye karar verdi.
Çeviri: Suat Tatar
Genel yapay zekânın çığır açıcı dinamiğine doğru ilerlerken, gözlemciler bunun küresel toplumlar üzerinde ne kadar büyük bir etkisi olacağını tartışıyor. Bazı ekonomistlerin öngördüğü gibi yapay zekâ ekonomik büyümede patlama mı sağlayacak, yoksa bu tür iddialar gerçekçi olamayacak kadar iyimser mi?
Yapay zekânın sunduğu değişim potansiyelini sorgulayan çok az kişi var. Ancak davaların, gizlilik kaygılarının ve etik sınırların olduğu bir dünyada YZ gelişebilecek mi?
Yapay zekânın ilerleyişini ve potansiyel etkilerini değerlendiren bir araştırma grubu olan Epoch’tan iki araştırmacı, yapay zekânın getirdiği yeniliklerin 18. ve 19. yüzyıllardaki Sanayi Devrimi’ne benzer bir patlamaya yol açma olasılığının lehinde ve aleyhindeki argümanları incelemeye karar verdi.
Epoch ekibinin yedi üyesi makine öğrenimi, istatistik, ekonomi, öndeyi, fizik ve yazılım mühendisliği alanlarında deneyime sahipler.
“Patlamalı büyümenin makul göründüğü” sonucuna varmakla birlikte, hızlı gelişmeye duyulan “yüksek güvenin” “şu anda yersiz göründüğünü” de eklemekte gecikmiyorlar.
Epoch Yardımcı Direktörü Tamay Beşiroğlu ve araştırmacı Ege Erdil, vardıkları sonuçları “Explosive Growth from AI Automation: A Review of the Arguments” başlıklı makalede açıkladılar. Makale 20 Eylül’de arXiv’de yayınlandı.
Araştırmacılar, birçok gözlemcinin YZ’nin “mevcut oranlardan çok daha hızlı” patlamalı bir büyüme sağlayabileceğine ve “süper-eksponansiyel büyümeye” yol açabileceğine inandığını belirttiler. Ancak engeller olacağı konusunda da uyarıda bulunuyorlar.
İlk olarak etik, gizlilik ve risk konusundaki endişeler arttıkça hükümet düzenlemeleri muhtemelen hızlı ve aşırı olacak.
“Güçlü yeni teknolojilere ilişkin korku veya isteksizlik, eğitim verisi sıkıntısına yol açan… fikri mülkiyete ilişkin endişeler ve” yasal kaygılar nedeniyle “YZ sistemlerinin insan gözetimi olmadan otomatikleştirilebilecek görevleri yerine getirmesine izin verme isteksizliği”, YZ’nin ekonomik etkisini azaltabilecek faktörleri oluşturuyor.
Ancak yazarlar, YZ’nin potansiyel faydalarına karşı endişeleri tarttıktan sonra, “YZ’nin eğitim ve kullanma düzenlemesinin, patlamalı büyümeyi engellemesinin muhtemel olmadığı” sonucuna varıyor.
Yazarlar, “YZ kullanımının potansiyel değeri muazzam olabilir” diyor ve ekliyorlar: “Üretimi birkaç misli artırma olasılığı var. Sonuç olarak, bu durum muhtemelen kısıtlamaların uygulanması için zorlu caydırıcılar yaratacaktır.”
YZ uygulamalarının hızla benimsenmesinin önündeki bir diğer potansiyel engel de potansiyel güvenilmezliklerinden duyulan korkudur. YZ’nin “halüsinasyon görme” veya açıkça yanlış olan yanıtlar üretme eğilimini örnek olarak gösteriyorlar. Yakın zamanda yapılan bir çalışmada, bir chatbotun bilgilerini aslında var olmayan araştırma makalelerine dayandırdığı tespit edildi.
Araştırmacılar bu noktada da güvenilirlik ve insan gözetimi gibi güvenlik önlemlerinin dâhil edilmesindeki gelişmelerin eninde sonunda YZ işlemlerine daha fazla güven duyulmasını sağlayacağını belirtiyor.
“Genel olarak değerlendirmemiz, bu argümanın büyük olasılıkla patlamalı büyümeyi engellemeyeceği, ancak etkisinin göz ardı edilemeyeceği yönündedir” diyorlar.
Ayrıca, insanların insan üretimi ürünlere yönelik tercihleri ve üretimdeki fiziksel darboğazlar gibi diğer engelleri de YZ’nin kabulünü engelleyen önemli faktörler olarak göz ardı ettiklerini belirtiyorlar.
Sonuç olarak, patlamalı büyüme için bakış açıları en iyi “ihtiyatlı iyimserlik” olarak tanımlanabilir.
“İnsan emeğini geniş ölçüde ikame edebilen YZ ile patlamalı büyümenin makul göründüğü sonucuna varıyoruz” diye ekliyorlar.
Kaynak: https://techxplore.com/news/2023-10-explosive-growth-ai.html
Daha fazla bilgi: Ege Erdil ve diğerleri, Yapay Zekâ otomasyonundan patlamalı büyüme: Argümanların gözden geçirilmesi, arXiv (2023). DOI: 10.48550/arxiv.2309.11690

