ABD’de üç çocuğunu öldürdüğünü kabul eden Lindsay Clancy’nin cezai sorumluluğu konusunda jüri karar veremedi. On bir jüri üyesi Clancy’nin doğum sonrası psikoz nedeniyle suçtan sorumlu tutulamayacağını düşünürken bir üye buna karşı çıktı.
ABD’nin Massachusetts eyaletinde yaşayan Lindsay Clancy, 24 Ocak 2023’te beş yaşındaki Cora, üç yaşındaki Dawson ve sekiz aylık Callan’ı boğarak öldürdü. Ardından evinin penceresinden atlayarak yaşamına son vermeye çalıştı. Hayatta kaldı ancak belden aşağısı felç oldu.
Clancy çocuklarını öldürdüğünü inkâr etmiyor. Davanın düğümlendiği nokta, eylemi gerçekleştirip gerçekleştirmediği değil; o sırada davranışlarının yanlışlığını anlayabilecek ve buna göre hareket edebilecek ruhsal durumda olup olmadığı.
Planlı cinayet mi, psikoz mu?
Savcılık, Clancy’nin eşini evden uzaklaştırmasını, çocukları boğmasını ve ardından eşini aramasını eylemlerini planladığının kanıtları olarak sundu. Clancy’nin ne yaptığını bildiğini ve bunun yanlış olduğunu anlayabildiğini savundu.
Savunma ise Clancy’nin doğumdan sonraki aylarda ağır bir ruhsal çöküş yaşadığını, çok sayıda psikiyatrik ilaç kullandığını ve olay sırasında doğum sonrası psikozun etkisi altında olduğunu ileri sürdü.
Clancy, olaydan yaklaşık üç hafta önce bir psikiyatri hastanesinde beş gün tedavi görmüştü. Ancak burada kendisini değerlendiren psikiyatrist, o sırada psikoz belirtisi görmediğini ve “psikotik özellik göstermeyen ağır depresyon” tanısı koyduğunu anlattı. Dolayısıyla Clancy’nin olay sırasında psikoz yaşadığı iddiası, dava boyunca hem tıbbi hem de hukuki açıdan tartışmalı kaldı.
Yedi günlük müzakerenin ardından 12 kişilik jüri ortak karara ulaşamadı. On bir üye, Clancy’nin akıl hastalığı nedeniyle cezai sorumluluğunun bulunmadığı yönünde oy kullanmaya hazırdı. Bir üye ise onun bilinçli hareket ettiğini savundu. Bunun üzerine 4 Eylül 2026’da dava sonuçsuz ilan edildi. Clancy hâlâ üç ayrı cinayet suçlamasıyla karşı karşıya.
Eşi neden onu affetti?
BBC’nin aktardığı 60 Minutes röportajında çocukların babası Patrick Clancy, eski eşini affettiğini söyledi. Bunun yaşananları önemsizleştirmek anlamına gelmediğini belirten Patrick, çocuklarının ölümüne Lindsay’nin ruhsal hastalığının yol açtığına inandığını anlattı.
Patrick Clancy, eşindeki uykusuzluk ve depresyon belirtilerinin zamanla ağırlaştığını ancak durumun ne kadar tehlikeli olabileceğini anlayamadığını söyledi. Öfkeye tutunmanın kendisini tüketmesine izin vermemek için affetmeyi seçtiğini belirtti.
Ancak Patrick’in değerlendirmesi kişisel kanaati. Clancy’nin olay anındaki ruhsal durumu hakkında kesinleşmiş bir mahkeme kararı bulunmuyor.
Doğum sonrası psikoz nedir?
Doğum sonrası psikozun, doğum yapan her bin kişiden yaklaşık bir veya ikisinde görüldüğü tahmin ediliyor. Sanrı, halüsinasyon, kuşkuculuk, kafa karışıklığı, taşkınlık, ağır depresyon, uykusuzluk ve düzensiz davranışlarla ortaya çıkabiliyor. Gerçekliği değerlendirme yetisini bozabildiği için psikiyatrik acil durum kabul ediliyor.
Ruh sağlığı uzmanlarına göre belirtiler zaman içinde dalgalanabiliyor. Kişi bir anda tamamen kendisi gibi görünürken kısa süre sonra ağır psikoz belirtileri gösterebiliyor. Hastaların damgalanma veya çocuklarını kaybetme korkusuyla düşündüklerini gizlemeleri de teşhisi zorlaştırabiliyor.
Doğum sonrası psikoz, doğum sonrası depresyonla aynı durum değil. Psikozda kişinin gerçeklikle bağı bozulabilirken depresyonda bu her zaman görülmüyor.
Her psikoz hastası şiddete başvurmaz
Uzmanlar, Clancy gibi vakaların bütün doğum sonrası psikoz hastalarını tehlikeli gösterme riski taşıdığı konusunda uyarıyor. Ruhsal hastalıkların yalnızca şiddet olayları üzerinden ele alınması, belirtiler yaşayan kişilerin yardım istemekten kaçınmasına neden olabiliyor.
Doğum sonrası psikoz yaşayan kişilerin büyük çoğunluğu çocuklarına zarar vermiyor. Buna karşılık ağır ve tedavi edilmemiş vakalarda hem intihar hem de bebeğe zarar verme riski artabiliyor. Bu nedenle belirtilerin erken fark edilmesi ve kişinin hızla psikiyatrik değerlendirmeye alınması hayati önem taşıyor.
Lindsay Clancy davası yalnızca bir cinayet yargılaması değil. Aynı zamanda sağlık sisteminin ağır doğum sonrası ruhsal bozuklukları zamanında tanıyıp tanıyamadığı ve psikozun cezai sorumluluğu hangi koşullarda ortadan kaldırabileceği üzerine henüz kapanmamış bir tartışma.

