ABD ile Çin arasındaki yapay zekâ yarışı yeni bir aşamaya geçti. Washington yönetimi, ciddi bir yapay zekâ olayının iki ülke arasında güvenlik krizine dönüşmesini önlemek amacıyla Pekin’e özel bir bildirim mekanizması kurulmasını önerdi. Gündemdeki sistem, şimdiden Soğuk Savaş döneminin “kırmızı telefon” hattını akla getiriyor.
ABD Hazine Bakanı Scott Bessent, Çin Başbakan Yardımcısı He Lifeng ile New York’ta yapılan görüşmeler sırasında, ciddi yapay zekâ olaylarında iki ülkenin birbirini doğrudan bilgilendirmesini sağlayacak bir mekanizma önerdi.
Henüz taraflar arasında bu konuda bir anlaşma yok. Çin’in öneriye nasıl karşılık vereceği de netleşmiş değil. Ancak Washington’ın meseleyi Donald Trump ile Xi Jinping arasındaki üst düzey görüşmelerin gündemine taşımak istediği bildiriliyor.
Yapay zekâ artık diplomatik kriz riski olarak görülüyor
ABD’nin önerisinin arkasında yalnızca teknolojik güvenlik kaygısı bulunmuyor.
Giderek daha bağımsız hareket edebilen yapay zekâ ajanlarının siber saldırılarda kullanılması, kritik altyapılara zarar vermesi ya da başka bir ülkenin kasıtlı saldırısı sanılabilecek olaylara yol açması, büyük güçler arasında yanlış hesaplama riskini artırıyor.
Böyle bir durumda taraflardan biri yaşanan olayın devlet tarafından mı gerçekleştirildiğini, yoksa kontrolden çıkan veya üçüncü taraflarca kullanılan bir yapay zekâ sisteminden mi kaynaklandığını hızla anlamak isteyecek.
“Kırmızı hat” benzetmesi nereden geliyor?
Soğuk Savaş sırasında ABD ile Sovyetler Birliği arasında kurulan doğrudan iletişim hattının amacı, kriz anlarında yanlış anlaşılmaların nükleer savaşa dönüşmesini önlemekti.
ABD’nin Çin’e sunduğu yeni öneri henüz bu ölçekte kurumsallaşmış bir “kırmızı telefon” değil. Daha doğru ifadeyle, ciddi yapay zekâ olaylarının taraflar arasında hızlı biçimde bildirilmesini sağlayacak resmi bir kriz iletişim mekanizması düşünülüyor.
Ancak mantık benzer: Bir teknoloji kaynaklı olayın yanlış yorumlanarak siyasi veya askeri bir çatışmaya dönüşmesini engellemek.

