Bir anlığına hayal et. Kalabalık bir odadasın ama kimse seni fark etmiyor. Sesin yok, gölgen yok, hatta bedenin bile yok gibi. Bilim kurgu filmlerinde bu sahne çok tanıdık değil mi?
Çeviri: Beyza Aydoğdu
GazeteBilim Yazı İşleri
Sence doğa bu fikri çoktan denemiş olabilir mi?
Sanırım evet
Bir şeyi görmek ne demek?
Bir nesneyi görmemiz için aslında tek bir şart var
Işık o nesneyle etkileşime girmeli. Işık bir yüzeye çarpar, bir kısmı yansır, bir kısmı emilir, bir kısmı da kırılarak yol değiştirir. Gözümüz bu karmaşayı çözer ve orada bir şey var der. Eğer ışık neredeyse hiç duraksamadan yoluna devam ederse işte o zaman işler karışır. Çünkü ortada fark edilecek pek bir şey kalmaz.
Bazı hayvanlar, saklanmak için renk değiştirmez. Kamuflaj desenleri kullanmaz. Bunun yerine çok daha radikal bir yol seçer, renkleri tamamen devreden çıkarır.
Nasıl?
Pigment dediğimiz renk molekülleri ışığı tutar. Pigment yoksa, ışık da tutulmaz. İşte bu yüzden bazı canlılar neredeyse camdan yapılmış gibi görünür.
Örneğin hayalet yayın balığı. Bu balık, sudayken fark edilmesi inanılmaz zor bir canlıdır. Kasları, iç organları, hatta omurgası bile büyük ölçüde saydamdır. Uzakta baktığınızda sanki yalnızca yüzen iki göz görürsünüz.
Ama tam görünmezlik yine de mümkün değildir.
Çünkü gözler pigment ister, pigment yoksa görme de yoktur. Sindirim sistemi saklanamaz. Yediğiniz şey renkliyse, içeriden belli olur.
O zaman pigmentlerden kurtulursak görünmez miyiz?
Yine de bir problem var ki o da yansıma.
Camın neden parladığını düşünün. Şeffaf olmasına rağmen ışığı geri yansıttığı için onu fark ederiz. İşte bazı canlılar tam olarak bu problemi çözüyor.
Glasswing butterfly (cam kanatlı kelebek) bunun en güzel örneklerinden biri. Kanatları neredeyse tamamen şeffaftır. Ama bunu yalnızca pigmentsiz olarak değil, kanat yüzeyindeki nano ölçekli yapılar sayesinde başarır. Bu mikroskobik çıkıntılar, ışığın yüzeyden geri sekmesini engeller. Sonuç olarak da kanatlar var ama göz onları yakalayamıyor olur.
Okyanuslar bu işin ustalarıyla doludur. Özellikle planktonlar ve küçük kabuklular arasında, arkasındaki yazıyı bile okuyabileceğiniz kadar şeffaf canlılar bulunur. Bazı amphipod türleri, ışığın dokular içinde dağılmaması için son derece ince ve homojen bir vücut yapısına sahiptir. Kalınlık arttıkça ışık saçılır bu yüzden neredeyse görünmez canlıların çoğu milimetreler seviyesinde kalır.
Ya insanlar neden bunu yapamıyor?
Çünkü insan vücudu
* Çok kalın,
* Çok karmaşık,
* Çok fazla farklı dokuya sahip.
Kas, yağ, kemik, kan… Bunların her biri ışığı farklı şekilde kırar. Üstelik vücudumuzun büyük kısmı sudan oluşur ve ışık, hava–su geçişlerinde ciddi şekilde yön değiştirir, büyük oranda kırılır, yansır ve görünür hale gelir. Yani biz ışık için adeta bir engel parkuruyuz denilebilir.
Evet bugün insanlar görünmez olamıyor.
Ama doğanın çoktan çözmüş olduğu bu yöntemler, bilim insanlarının aklına yeni sorular fısıldayabilir. Işığı yansıtmadan yönlendiren yüzeyler üretilebilir mi? Canlı dokuların şeffaflık stratejileri teknolojiye uyarlanabilir mi?
Görünmezlik süper kahramanlara özgü bir güç gibi görünüyordu ama kelebek kanatlarında, saydam balık kaslarında ve okyanusun hayalet canlılarında milyonlarca yıldır sessizce uygulanıyor.
O zaman bazen hayatta kalmanın en etkili yolu, tamamen kaybolmak değil, fark edilmemektir diyebilir miyiz?
Kaynak
- https://www.snexplores.org/article/how-person-animal-be-invisible

