Merhaba Paleontoloji Severler,
GazeteBilim olarak başlattığımız “Bülten Haberleri” adı altında üreteceğimiz bilim içeriklerinden biri olan Paleontoloji Bülteni’nin yeni yazısındasınız. Ben Emre Çevik, Hacettepe Üniversitesi Biyoloji Bölümü öğrencisiyim. Bugün paleontolojik keşifler ve olaylara bakacağız. GazeteBilim tarafından yapılacak olan diğer bülten içeriklerine de bakmayı unutmayınız. Bilimle kalınız.
Emre Çevik
Miyosen’in yeni bir arısı var!
Paleontologlar, Avustralya’ya özgü bir testere sineği türü olan Baladi warru‘nun ilk fosilini, Yeni Güney Galler’in merkezindeki McGraths Düzlükleri’nde bulduklarını açıkladılar.
Keşfedilen canlı olan Baladi warru, Miyosen döneminde, yani 11-16 milyon yıl önce Avustralya’da yaşamıştır. Bu tür, Batı Yarımküre ve Avustralasya (Avustralya ve Asya’yı kapsayan bölge) bölgesinde bulunan, orta büyüklükte bir testere sineği ailesi olan Pergidae’ye aittir.
Keşfedilen canlı olan Baladi warru, Miyosen döneminde, yani 11-16 milyon yıl önce Avustralya’da yaşamıştır.
Pergidae (Testere Sinekleri) hakkında bilgi vermek gerekirse, Pergidae ailesi 441 türü kapsamasına rağmen, bunlardan 276’sı Amerika’da (çoğunluğu Güney Amerika’da) ve 165’i Avustralasya bölgesinde bulunmaktadır. Yetişkin dişilerin çoğu yumurtalarını uygun konak bitkilere bırakır ve larvalar, genellikle yakın kümeler halinde bitki dokularıyla beslenmeleriyle bilinirler. Aynı zamanda Pergidae, erken Hymenoptera’nın (Zar Kanatlılar, arı ve sinekleri içine alan bir takım) 7.000’den fazla türünü kapsayan, bitkiyle beslenen geniş bir testere arısı grubunun parçasıdır. Ayrıca, Pergidae’nin şu anda bilinen iki fosil temsilcisi bulunmaktadır. Bunlar ise Fonsecadalia perfectus ve Fonsecadalia propinquus olarak bilinen türlerdir.
“İsmine rağmen, testere sinekleri sinek değil, bir tür yaban arısıdır. Avustralya’da en yaygın olarak tanınan testere sineği türü ise tükürük ateşleridir.”
Fosilin araştırmasını yürüten CSIRO paleontoloğu Dr. Juanita Rodriguez ve meslektaşları, canlının içinde bulunduğu testere sinekleri hakkında, “İsmine rağmen, testere sinekleri sinek değil, bir tür yaban arısıdır. Avustralya’da en yaygın olarak tanınan testere sineği türü ise tükürük ateşleridir,” ifadelerini kullanarak şu eklemeleri de yaptı: “Bunlara testere sineği denmesinin sebebi, yumurta bırakmak için kullanılan testere benzeri bir yumurtlama borusuna sahip olmalarıdır. Ayrıca, tipik yaban arısı beline sahip olmadıkları için sineklerle karıştırılabilirler.” ifadelerini kullandı.
Dr. Rodriguez, canlının filogenetik çalışmaları hakkında da açıklamalarda bulundu: “Fosili ve morfolojisini inceledik ve ardından bu bilgileri, günümüz testere sineği türlerinden alınan geniş bir örneklemden elde edilen moleküler ve morfolojik verilerle bir araya getirdik. Bu durum, fosilin testere sineğinin yaşam ağacındaki yerini çözmemize yardımcı oldu.”
Sözlerine ekleme yapan Dr. Rodriguez, “Fosilin yaşını ve yerleşimini kullanarak, arı sineklerinin yaklaşık 100 milyon yıl önce Kretase döneminde ortaya çıktığını, yani eski atalarının Gondwana’da yaşadığını tespit ettik. Bu süper kıta bölündüğünde, testere arıları da Avustralya ve Güney Amerika’ya dağıldılar.” ifadelerini kullandı.
Ayrıca yapılan çalışmalar sonucunda farklı disiplinlere de atıfta bulunan Dr. Rodriguez, “Fosili incelediğimizde arı sineğinin başındaki polen taneciklerini tespit ettik ve bunların, arının çiçekli bir Quintinia bitkisini ziyaret ettiğini ortaya çıkardık. Bu, ekibimizin McGraths Flat’in paleoçevresindeki karmaşık tür etkileşimlerini izlemesine yardımcı oldu.” ifadeleriyle paleobotaniğe de vurgularda bulundu.
Çalışmalar hakkında konuşan bir başka kişi de Canberra Üniversitesi’nde paleontolog olan Dr. Michael Frese, “Bu keşif, araştırmacıların testere sineklerinin evrimini ve dağılımını takip etmelerine yardımcı olacak.” sözlerini kullandı. Sözlerine devam eden Dr. Frese, “Özellikle bu bulgu, testere arılarının zehirli bitkilerle beslenme konusundaki inanılmaz yeteneğini anlamamıza yardımcı oldu.” ifadeleriyle keşfin önemini bir kez daha gözler önüne serdi.
Bu konuyu daha da detaylandıran Dr. Frese, “Myrtaceae (okaliptüsleri içeren odunsu bir bitki ailesi) yapraklarını yerler çünkü mersin yapraklarıyla beslenirken ağız parçalarıyla zehirli yağları ayırabilirler veya bağırsaklarının içinde bir kimyasal detoksifikasyon sistemine sahiptirler. Bu, bazen ‘spitfire’ olarak da adlandırılan larvaların yağları savunma silahı olarak kullanmasını sağlıyor. Daha geniş bir açıdan bakıldığında, çalışmalarımız araştırmacıların Avustralya ve Amerika’daki mevcut dağılımlarını anlamalarına yardımcı oluyor.” ifadelerini kullanarak sözlerini bitirdi.

Fas’ın 67 milyonluk yeni deniz sürüngeni!
Paleontologlar, Fas’ta keşfedilen deniz sürüngenine Carinodens acrodon adını verdiler. Bu tür, döneminde kendi cinsine ait olan Carinodens minalmamar ve Carinodens belgicus ile beraber yaşadığı bilinmektedir. Lakin Carinodens belgicus ve Carinodens minalmamar‘ın her ikisi de birçok farklı bölgeden bildirilmiş olmasına karşın, Carinodens acrodon‘un şu ana kadar yalnızca Fas’tan bilinmesi, onu önemli bir yere sahip kılar. Buna rağmen bu antik cins, dünyanın dört bir yanında bilinen Kretase canlılarındandır. Bu deniz kertenkelelerinin önemli özelliği ise 2-3 metre uzunluğa sahip olmalarıyla beraber, dikdörtgen ve basık dişlere sahip olmalarıydı.
Konu hakkında açıklama yapan Bath Üniversitesi paleontoloğu Nicholas Longrich ve meslektaşları, “Erken dönemdeki bazal mosasauridlerin küçük, konik ve geriye doğru kıvrık dişleri vardı. Bu dişler, balık ve yumuşak gövdeli kafadanbacaklılar gibi nispeten küçük avları avlamak için bir adaptasyondu. Daha sonralarında, özellikle Kretase’nin sonuna doğru, mosasauridler oldukça çeşitli diş morfolojileri geliştirmişlerdi.” ifadelerini kullandı.
Keşfedilen cins hakkında da konuşma gerçekleştiren Longrich, “En sıra dışı diş morfolojilerinden biri de, bir mosasaurin olan cins Carinodens‘te görülmektedir. Carinodens, nispeten küçük boyutu, uzun ve ince çeneleri ve mosasauridler veya diğer omurgalılar arasında benzersiz bir diş morfolojisi ile karakterize edilir. Dişler nispeten alçak profillidir, yüksekten ziyade ön-arka yönde daha uzundur.” şeklinde cins hakkında konuşmasını bitirdi.

Kaynakça
Juanita Rodriguez et al. A new exceptionally preserved sawfly fossil (Hymenoptera: Pergidae) and an evaluation of its utility for divergence time estimation and biogeography. Systematic Entomology, published online October 17, 2024; doi: 10.1111/syen.12653.
Nicholas R. Longrich et al. 2025. A New Species of the Durophagous Mosasaurid Carinodens from the Late Maastrichtian Phosphates of Morocco and Implications for Maastrichtian Mosasaurid Diversity. Diversity 17 (1): 25; doi: 10.3390/d17010025.

