Merhaba Paleontoloji Severler. GazeteBilim olarak başlattığımız “Bülten Haberleri” adı altında üreteceğimiz bilim içeriklerinden biri olan Paleontoloji Bülteninin yeni yazısındasınız. Ben Emre Çevik, Hacettepe Üniversitesi/Biyoloji Bölümü öğrencisiyim. Bugün Paleontolojik keşifler ve olaylara bakacağız. GazeteBilim tarafından yapılacak olan diğer bülten içeriklerine de bakmayı unutmayınız, bilimle kalınız.
Emre Çevik
Keşfedilmiş en büyük Mesosaurus!
Mesosauruslar, yaklaşık 299-270 milyon yıl önce Permiyen döneminde Güney Afrika ve Güney Amerika’da yaşayan küçük bir su sürüngenleri grubudur. Bu canlılar, karasal atalarından suda yaşayan bir yaşam tarzına geri dönmüş gibi görünen, bilinen ilk su sürüngenleriydi.
Universidad de la República’dan Dr. Graciela Piñeiro ve meslektaşları mesosauruslar hakkında, “Mesosauruslar genellikle küçük ila orta büyüklükte suda yaşayan amniyotlar olarak tanımlanırlar. Bunun nedeni kısmen uzun gövdeleri ve vücudun geri kalanından daha uzun kuyruklarıdır.” dedi.
Bu canlılar, karasal atalarından suda yaşayan bir yaşam tarzına geri dönmüş gibi görünen, bilinen ilk su sürüngenleriydi.
Uruguay’daki paleontologlar, mesosaurus adı verilen antik su sürüngenlerine ait yeni bir fosil keşfettiler. Bu yeni örnekler, daha önce tanımlanmış yetişkinlerin ve tip örneklerinin iki katından daha büyük olduğu için mesosauruslarda gigantizm olduğunu düşündürüyor; çünkü paleontologlar mesosaurusların ontogenezinin iyi belgelendiğini ifade ediyorlar. Mesosaurusların vücut uzunlukları yavrularda 10 veya 12 cm ile genç yetişkinlerde 80 veya 90 cm arasında değişmektedir. Ortalama mesosaurus uzunluğu ise yaklaşık 70 cm’dir.

Dr. Piñeiro ve diğer yazarlar, şu ana kadar belgelenen en büyük mezozorun kalıntılarını keşfettiler ve incelediler.
Paleontologlar, yeni fosilleri Mesosaurus tenuidens’in aynı kemiklerinden alınan büyük bir örnekle karşılaştırdılar. Yapılan analizler, Mangrullo Formasyonu’ndan elde edilen mezozorların boyutlarının, daha önce Mesosaurus tenuidens için kaydedilen tipik boyut dağılımını aştığını ortaya koydu.
Bu bireyler, ortalamadan standart sapmalarının dört ila beş katı daha büyüktü; kafatasları 15 ila 20 cm uzunluğundaydı ve toplam vücut boyutları 1,5 ila 2,5 m arasındaydı.
Yeni örnekler, daha önce tanımlanmış yetişkinlerin ve tip örneklerinin iki katından daha büyük olduğu için mesosauruslarda gigantizm olduğunu düşündürüyor.
Araştırmacılar, “Mangrullo Formasyonu popülasyonunda bu kadar büyük mezozorların önemini keşfetmek için Bergmann kuralının potansiyel etkisini göz önünde bulundurduk. Bu, aynı türün izole popülasyonlarının veya vücut boyutları sıcaklık ve besin bulunabilirliğindeki değişikliklerden, besin rekabeti de dâhil olmak üzere etkilenmiş olabilecek farklı taksonların incelenmesinde önemli bir paleocoğrafik ilke olmasına rağmen, Mangrullo Formasyonu’nda bu kadar büyük mezozor örneklerinin varlığını açıklamaz. Bu nedenle, mezozorlarda bulunan vücut boyutundaki büyük çeşitliliğin, ontogenetik aşamalarına ve büyüme düzenlerine karşılık geldiği sonucuna vardık.” dediler.
76 milyon yıllık ısırık bize ne öğretebilir?
Paleoekolojiyi daha önce duymuş muydunuz? Tahmin edilmesi aslında çok zor değil; eski dönemdeki ekosistemi inceleyen bilim dalıdır, yani antik ekosistemlerdeki besin zincirlerini anlamak paleoekolojinin bir hedefidir diyebiliriz. Fakat bu etkileşimlere dair doğrudan kanıtlar nadirdir ve bu konuda canlıların mide içeriği, ısırık ve diş izleri olan fosiller paleoekolojiye katkı sağlamaktadır. İşte tam da bugünlerde paleoekolojinin işine yarayabilecek bir fosil bulundu. Gelin, beraber detayına bakalım.
Diş izinin boyutuna ve şekline göre modern hayvanlarla karşılaştırarak çalışma yapan yazarlar, bir timsahın pterozauru ısırdığını öne sürüyorlar.
Royal Tyrrell Paleontoloji Müzesi, Reading Üniversitesi ve New England Üniversitesi’nden paleontologlar, yaklaşık 76 milyon yıl önce Kanada, Alberta’daki Kretase Dönemi’nden dev bir azhdarchid pterosaur’un genç bir fosil örneğinin boyun omurunda nadir görülen bir ısırık izinin bulunduğunu belgelediler. Diş izinin boyutuna ve şekline göre modern hayvanlarla karşılaştırarak çalışma yapan yazarlar, bir timsahın pterozauru ısırdığını öne sürüyorlar; ancak bu süreçte bunun aktif bir avlanma mı yoksa leşçilik mi olduğunu belirleyemediler. Dev pterosaurlarda beslenme izleri nadirdir; bu nedenle bu, onların bu antik ekosisteme nasıl uydukları konusunda yeni ayrıntılar sağlayacaktır.
Pterozor kemikleri çok hassastır; bu nedenle başka bir hayvanın açıkça ısırdığı fosiller bulmak son derece nadirdir. Bu numunenin genç olması onu daha da nadir hâle getiriyor.
Dr. Caleb Brown
Numunenin korunmuş uzunluğu 5,8 cm’dir; omurun tahmini toplam uzunluğu 9,4 cm’dir. Örnekte timsah dişine ait 4 mm genişliğinde dairesel bir delik izi bulunmaktadır. Delinmiş omur, Geç Kretase döneminde günümüzde Kanada sınırları içerisinde yaşamış dev bir azhdarchid pterosaur türü olan Cryodrakon boreas’ın yavrusuna (tahmini kanat açıklığı 2 m) aittir. Bu türün yetişkinlerinin boyu bir zürafa kadar, kanat açıklığı ise 10 metre civarında olduğu biliniyor.
Royal Tyrrell Paleontoloji Müzesi’nden paleontolog Dr. Caleb Brown, konu hakkında, “Pterozor kemikleri çok hassastır; bu nedenle başka bir hayvanın açıkça ısırdığı fosiller bulmak son derece nadirdir. Bu numunenin genç olması onu daha da nadir hâle getiriyor.” ifadelerini kullanarak fosilin ne kadar önemli olduğunu vurguladı.
Ayrıca Dr. Brown, “Isırık izleri, gömülü dişler ve mide içerikleri, azhdarchid pterozorların velociraptorin teropodlar ve timsahmorflar tarafından beslendiğini gösteriyor.” ifadesini de kullandı.
Neticede çalışmada kullanılan mikro-BT taramaları ve diğer pterozor kemikleriyle karşılaştırmalar, delinmenin fosilleşme veya kazı sırasında oluşan bir hasarın sonucu olmadığı, gerçek bir timsah ısırığının sonucu olduğu doğrulandı.

Konu hakkında Reading Üniversitesi’nden paleontolog Dr. Brian Pickles, “Isırık izleri, bu dönemdeki tür etkileşimlerini belgelemeye yardımcı oluyor. Sokulduğu sırada pterozorun canlı mı yoksa ölü mü olduğunu söyleyemeyiz; ancak örnek, timsahların 70 milyon yıl önce tarih öncesi Alberta’da zaman zaman genç pterozorları avladığını veya leş gibi yediklerini gösteriyor.” ifadesini kullanarak sözlerini bitirdi.
Kaynakça
Graciela Piñeiro et al. 2025. The Largest Mesosaurs Ever Known: Evidence from Scanty Records. Foss. Stud 3 (1): 1; doi: 10.3390/fossils3010001.
Caleb M. Brown et al. A juvenile pterosaur vertebra with putative crocodilian bite from the Campanian of Alberta, Canada. Journal of Paleontology, published online January 23, 2025; doi: 10.1017/jpa.2024.12.

