Diyelim ki, geleceğe dair önemli bir karar almanız gerekiyor ve hesaba katmanız gereken birçok faktör var. Bu süreçte zihninizde birçok senaryo kurduğunuzu ve her birinin olası sonuçlarını hesapladığınızı düşünün.
Derleyen: Gizem Özkabak
Peki kendinizi dışarıdan gözlemleyebildiğiniz alternatif bir gerçeklik sunan; karar sürecinde olası sonuçları zihninizde simüle ederek test eden ve en ideal kararı almanızı sağlayan bu süreç tam olarak nasıl işler? Bu içsel simülasyonların temelini oluşturan geçmişi hatırlama (yaşanan olayların zihinde kilit sembolik temsiller aracılığıyla kodlanması ve geri çağırma sırasında bu kilit semboller etrafında yeniden inşası), benlik çemberinin dışına çıkarak başkalarının bakış açısını kavrayabilme ve yön bulabilme gibi bilişsel yetenekler, frontal medial temporal sistemlerin birleşmesiyle alternatif gerçekliğin zihinsel uygulama alanlarına dönüşür ve buna öz yansıtma denir.
İnsan zihninin esnekliğine büyük bir örnek olan öz yansıtma yeteneği, ortalama olarak 4 yaş civarında görülmeye başlar ve planlama, epizodik bellek ve varsayılan bilişsel durumlar (zihnimizin aktif bir görevle meşgul olmadığı zamanlarda girdiği düşünce ve zihinsel süreçler) ile aynı nöral sistemin bir ürünüdür .
Peki başlıktan da anlaşılacağı üzere öz yansıtma bireye nörolojik bir tahmin becerisi mi kazandırır?
Öncelikle elinizde bir A kümesi olduğunu varsayalım. A kümesinin elemanları sizin kendi deneyimlerinizden elde ettiğiniz otobiyografik bilgilerden oluşsun. Öte yandan bir de elemanları benim deneyimlerimden oluşan bir B kümesi olsun. Sosyal canlılar olmamızdan kaynaklı, ben B kümesinin elemanlarının bir kısmını, siz kendi A kümenizin elemanlarının bir kısmını toplarken birlikte toplamış olalım. Öyleyse, iki homo sapiensin birbirinden farklı ancak yaşantı ortaklığından kaynaklı ortak elemanları olan ve giderek genişleyen iki kümesi olmuş oldu.
Bir de A ve B kümelerinden farklı ve sosyal, coğrafi gibi dış kaynaklı değişkenlerden oluşan bir C kümesi olsun. Elinizde yalnızca A kümesinin tamamı, gözlemlenmiş ve yarı belirsiz B kümesi ve de tam olarak belirsiz bir C kümesi var. Sizden beklenen şey ise bu kümeleri kullanarak istenilen hedefe yönelik bir eylemi gerçekleştirmeniz yani C kümesini tahmin etmeniz.
Bu durumda hedefe yönelik birtakım parametreler oluşturarak, önce A kümesini kendi içinde alt kümelere bölerek (permütasyon) sonra da çevreden edindiğiniz ipuçlarını kullanarak doğru alt kümeleri seçip eşleyerek (kombinasyon), A ile B’nin kesişimi dışında kalan ve elemanları bilinmeyen C kümesi hakkında iyi kestirilmiş bir varsayımda bulunarak isabetli bir eyleme geçebilme olasılığı yakalayın.
Matematik sevmeyenler için son iki paragraf oldukça karmaşık gelmiş olabilir, ancak günlük hayatımızda sürekli olarak yaptığımız öz yansıtma yeteneği herhangi bir olasılık probleminden daha kolay değil.
Hatırlarsanız B kümesinin bir kısmını yaşantı ortaklığı sebebiyle bilebildiğimizi belirtmiştim. Öyleyse sosyal çevremiz hakkında yerinde gözlemler ve çıkarımlarda bulunmak, başkalarının inançlarını ve eylemlerini öngörebilmek, yani dışsal bir özümseme yapabilmek, çevresine temas ettiği yerin rengini alarak kusursuzca uyum sağlayarak gizlenen ahtapotların illüzyonlarından sıyrılabilmek kadar hayati bir durumdur çünkü bizler sosyal hayvanlarız.
Şöyle bir senaryoda kendinizi hayal edin:
Diyelim ki A şirketinde sizin bilgili olduğunuz ancak deneyimli olmadığınız bir pozisyonda iş imkanları oluştu. Üstelik şu anki maaşınızın tam 1.5 katında bir teklif sunuyorlar. Öte yandan sizin şu an çalıştığınız alanda kendi bilgilerinizi güncellemenize gerek yok çünkü 5 yıllık bir deneyime sahipsiniz. Bir 5 yıl daha zorlanmadan bu pozisyonda devam edebileceğinizi öngörüyor ancak ikinci bir 5 yılın kesin olup olmadığından emin olamıyorsunuz. Yeni bir işe başvurma fikrini akıllıca buluyor ve ilanı incelemeye devam ediyorsunuz ve son 3 günde 100 kişinin başvurduğunu fark ediyorsunuz. Aklınıza birden bu işin size uygun olup olmadığını sormak için arkadaşınızla konuşmak geliyor ancak şöyle bir durum söz konusu: Arkadaşınız işsiz ve o da bu iş için gereken becerilere sahip.Stres hissinin tüm bedeninize yayıldığını hissediyor ve kendinizi bu yeni işte hayal etmeye başlıyorsunuz.
Aldığınız karar ne olursa olsun kendinizi hayal edene kadar geçirdiğiniz ve hayal ettiğiniz süreçlerde öz yansıtma yaptınız.
Öz yansıtmanın Nörolojik Temelleri
Bu yazımıza kaynak olan “Self Projection and the Brain” adlı makalede belirtildiği üzere, öz yansıtmanın tam olarak hangi nöral ağları kullandığı detaylı ve net bir şekilde henüz bilinmiyor ancak frontal ve medial temporal sistemlerin aktif bir rol aldığı biliniyor. Öz yansıtma çatısı altında planlama, geçmişi hatırlama gibi bilişsel özelliklerin önemini somutlaştırmak için kafa travması sonrasında ilgili loblarda lezyon meydana gelen hastalar üzerinden makaleden örneklerle devam edelim.
Frontal lob lezyonu olan hastalar, oturmuş rutinleri devam ettirirken bir problem yaşamadıkları ancak yeni durum ve çevrelerle karşılaştıklarında, zorlayıcı koşullara yönelik plan yapamadıkları gözlemlenmiştir. Örneğin, verilen görevi yapması istenen hastaların beklenen sonuca ulaşamadıkları takdirde yeni bir yöntem geliştirmek yerine, aynı yöntemi defalarca arka arkaya deneyerek farklı sonuçlar bekledikleri dikkat çekmiştir.
Görüldüğü gibi başarısız yöntemin analiz edilerek şartlara göre yeniden şekillendirilmesi gerekmektedir. Öyleyse, zihinsel esnekliğin, planlama yeteneğinin yani frontal lobun önemi oldukça büyüktür.
Özetle, öz yansıtma hepimizin sahip olduğu gözleme ve deneyime dayalı varsayım ve zihinsel simülasyon üretme yeteneğidir.
Bir diğer örneğimiz kişisel planlama ve kendine referans yeteneğini kaybeden yani Korsakoff sendromuna sahip bir hasta. Hatırlayacak olursanız, otobiyografik bilginin analiz ve planlamada kullanıldığını belirtmiştim. Kendine referans, bireyin kendi benliği üzerinde belirsizlik yaşamadan otobiyografik bilgi kullanımıdır. Yani bireyin kendini diğer bireylerden ve dış çevreden ayırt edebilmesi, kendini önceleyebilmesinde oldukça önemlidir.
Korsakoff, hastalarına gelecekle ilgili sorular sorduğunda, yalnızca genelleyici cevaplar alabiliyordu. Epilepsi ameliyatından sonra amnezik olan H.M. geleceğe yönelik otobiyografik olaylarda bir öngörüde bulunamıyordu. Bu durumu A kümesine erişimi olmadan C kümesini tahmin etmek gibi düşünebiliriz.
Bir başka hastaya endüstriyel kirliliğe dayalı iklim değişimi sorulduğunda, D.B. konu üzerine konuşabiliyor ancak kendini hem bu gelecekte hayal edip hem de geçmişini aynı anda hatırlayamıyordu.
Öz yansıtma, yalnızca geleceğe yönelik varsayımlarda bulunmak değildir, bu varsayımları zihnimizde deneyimlerken benlik algımızı yitirmememizdir. Örneğin, arkadaşımızın belirli bir olay karşısındaki tepkisini onun bakış açısından hayal etsek de bahse konu olan arkadaşa dönüşmediğimizi ve hala aynı kişi olduğumuzu bilmeye devam ederiz. Yani perspektif değiştirmek, benlik kaybına yol açmaz.
Özetle, öz yansıtma hepimizin sahip olduğu gözleme ve deneyime dayalı varsayım ve zihinsel simülasyon üretme yeteneğidir. Aynı zamanda öz yansıtmadan bağımsız gibi değerlendirilen perspektif değiştirebilme, sosyal biliş, problem çözme gibi bilişsel yetenekleri birlikte kullanabilme özelliğidir. Dış motivasyonlu tehlikeleri öngörebilmek ve yaşanmadan önlem alabilmek ya da geçmişten ders alarak aynı tehlike ile nasıl baş edileceğine karar vermek insan düzeyinde olmamakla beraber kuşlar, fareler gibi bazı canlılarda da proto-form olarak görülmektedir. İnsanın evrimi ve bugünkü konumuna bakıldığında, bu nörolojik olasılık oyunu belki de 70 000 yıl önce atalarımıza Afrika’dan çıkabilme cesareti vermiştir, kim bilir…
Notlar:
Bu makalenin yayımlanmasından sonraki yıllarda öz yansıtmada hangi nöral ağların kullanıldığı daha da netleşmiştir: prefrontal korteks, medial prefrontal korteks, posterior singular korteks, temporal lob ve parietal lob. Konunun detaylarını öğrenmek için self-projection, introspection, theory of mind, episodic memory ve yukarıda belirtilen bölgeleri araştırmanızda anahtar sözcük olarak kullanabilirsiniz.
Kaynak:
Buckner, R. L., & Carroll, D. C. (2007). Self-projection and the brain. Trends in cognitive sciences, 11(2), 49–57. https://doi.org/10.1016/j.tics.2006.11.004

