GazeteBilim
Destek Ol
Ara
  • Anasayfa
  • Bilim
  • Teknoloji
  • Felsefe
  • Kültür-Sanat
  • Gastronomi
  • Çocuk
  • Etkinlikler
    • Astronomi Dersleri
    • Çağdaş Epistemoloji Dersleri
    • Davranış Nörolojisi Dersleri
    • Eğitimciler İçin Yapay Zekâ Okur-Yazarlığı Dersleri
    • Epigenetik Dersleri
    • Evren ve Kozmoloji Dersleri
    • Evrim Dersleri
    • Bilim Tarihi Dersleri
    • Hegel Dersleri
    • İnsan Felsefesi Dersleri
    • Kapitalizmin Tarihsel Gelişimi ve İktisadi Düşünce Dersleri
    • Konuşmaktan Korkmuyorum
    • Kuantum Mekaniği ve Yorumları Dersleri
    • Marx Dersleri
    • Nörobilim Dersleri
    • Nörohukuk
    • Nörofelsefe Dersleri
    • Nöroperspektifler
    • Nöropsikanaliz Dersleri
    • Öğrenilmiş Çaresizlik
    • Teizm, Deizm, Agnostisizm ve Ateizm Dersleri
    • Teoloji, Bilim ve Felsefe Tartışmaları
    • Zihin Dersleri
  • Biz Kimiz
  • İletişim
Okuyorsun: Kayıp Cennet’i neden tekrar okumalıyız?
Paylaş
Aa
GazeteBilimGazeteBilim
Ara
  • Anasayfa
  • Bilim
  • Teknoloji
  • Felsefe
  • Kültür-Sanat
  • Gastronomi
  • Çocuk
  • Etkinlikler
    • Astronomi Dersleri
    • Çağdaş Epistemoloji Dersleri
    • Davranış Nörolojisi Dersleri
    • Eğitimciler İçin Yapay Zekâ Okur-Yazarlığı Dersleri
    • Epigenetik Dersleri
    • Evren ve Kozmoloji Dersleri
    • Evrim Dersleri
    • Bilim Tarihi Dersleri
    • Hegel Dersleri
    • İnsan Felsefesi Dersleri
    • Kapitalizmin Tarihsel Gelişimi ve İktisadi Düşünce Dersleri
    • Konuşmaktan Korkmuyorum
    • Kuantum Mekaniği ve Yorumları Dersleri
    • Marx Dersleri
    • Nörobilim Dersleri
    • Nörohukuk
    • Nörofelsefe Dersleri
    • Nöroperspektifler
    • Nöropsikanaliz Dersleri
    • Öğrenilmiş Çaresizlik
    • Teizm, Deizm, Agnostisizm ve Ateizm Dersleri
    • Teoloji, Bilim ve Felsefe Tartışmaları
    • Zihin Dersleri
  • Biz Kimiz
  • İletişim
  • Destek Ol
Bizi Takip Edin
  • Biz Kimiz
  • Künye
  • Yayın Kurulu
  • Yürütme Kurulu
Copyright © 2023 Gazete Bilim - Bütün Hakları Saklıdır
GazeteBilim > Blog > Edebiyat > Kayıp Cennet’i neden tekrar okumalıyız?
Edebiyat

Kayıp Cennet’i neden tekrar okumalıyız?

Yazar: GazeteBilim Çeviri Yayın Tarihi: 21 Temmuz 2024 8 Dakikalık Okuma
Paylaş
kayıp cennet
Kayıp Cennet'te Milton, kör peygamberlerin ruhlarını çağırmak için klasik Yunan geleneğinden yararlanır.

Benjamin Ramm, İngiliz dilinin en büyük epik şiiri olan Kayıp Cennet’in eleştirmenleri ikiye böldüğünü, ancak İngiliz edebiyatı üzerindeki etkisinin de Shakespeare’den sonra ikinci sırada olduğunu ekliyor.

Benjamin Ramm
Çeviren: Beyza Şen

Bugünlerde John Milton’ın Kayıp Cennet’i nadiren okunsa da 350 yılı aşkın bu epik şiir, bugün bile İngiliz edebiyatını şekillendiren eşsiz bir yaratıcı dehanın eseri olmaya devam ediyor.

10.000 dizeden fazla kafiyesiz şiirle cennet için verilen savaşı ve insanın cennetten kovuluşunu anlatır. Onlarca bölümden oluşan şiir, cennetin kaybedilişini (cennetten kovulmuş Şeytan’ın ve suç işlemiş insanın bakış açısından) kavramaya yönelik iddialı bir girişimdir. Seküler bir çağda yaşayan okuyucular için bile bu şiir; isyan, özlem ve kurtuluş arzusu üzerine güçlü bir meditasyondur.

Refah içinde doğmuş olmasına rağmen Milton’ın dünya görüşü şahsi ve siyasi mücadelelerle şekillenmiştir. Kendini cumhuriyete adamış olan Milton, İngiltere’nin kanlı iç savaşının mayalanması sırasında kamuoyunda öne çıkmıştır: Kral I. Charles’ın 1649’da idam edilmesinden iki ay sonra Milton, Yabancı Diller Bakanı unvanıyla yeni cumhuriyetin diplomatı olmuştur. (İngilizce, Yunanca, Latince ve İtalyanca şiir, Hollandaca, Almanca, Fransızca ve İspanyolca düzyazı yazdı ve İbranice, Aramice ve Süryanice okumalar yaptı).

Milton, İngiltere’nin radikal yeni rejimini savunmadaki bilgeliği ve retorik becerisiyle Avrupa’da ün kazandı; ülkesinde ise Milletler Topluluğunun üretken bir savunucusu olarak görülmeye başlandı. Ancak gözlerinin bozulması diplomatik seyahatlerini de etkilemiş oldu. 1654 yılına gelindiğinde ise Milton tamamen kör olmuştu. Hayatının son 20 yılında şiirlerini, mektuplarını ve polemik yazılarını kızlarına, arkadaşlarına ve şair dostlarına yazdırdı.

Kayıp Cennet’te Milton, kör peygamberlerin ruhlarını çağırmak için klasik Yunan geleneğinden yararlanır. Batı edebiyatının ilk büyük destanlarının yazarı Homeros’u ve fiziksel gözün göremediğini zihin gözüyle gören Thebes kâhini Tiresias’ı çağırır. Filozof Descartes’ın Milton’ın yaşadığı dönemde yazdığı gibi, “gören ruhtur, göz değil”. Milton’ın savunucusu olan William Blake, daha sonra “hayal gücü merceği”nin “tekil görüş”ün dar sınırlarının ötesini nasıl gördüğünü ve “ölümlü vejetatif gözler”den daha uzun ömürlü eserler yarattığını yazmıştır.

Milton, 1658’de Kayıp Cennet’e başladığında yas tutuyordu. O yıl, Sonnet 23’te anılan ikinci karısının ve İngiltere’nin Lord Protector’u Oliver Cromwell’in ölümünün damgasını vurduğu, cumhuriyetin kademeli olarak dağılmasını hızlandıran genel ve özel bir keder yılıydı. Kayıp Cennet, aslında ölü bir dünyayı anlamlandırma girişimidir: “Tanrı’nın yollarını insanlara” ve hiç şüphesiz Milton’ın kendisine “gerekçelendirmek” için.

Ancak bu biyografik yönler, teolojinin şiirdeki merkeziliğini küçümsememelidir. Eleştirmen Christopher Ricks’in Kayıp Cennet hakkında yazdığı gibi, “Sanat için sanat mı? Hayır, Tanrı aşkına sanat”. Milton’ın artık daha az okunmasının bir nedeni de ‘ölü’ bir dünyayı açıklamaya çalışan dini sözlüğünün kullanımdan düşmüş olmasıdır. Püriten Milton hayatını hoşgörü, yalnızlık ve kurtuluş gibi çeşitli konularda teolojik tartışmalarla geçirmiştir.

Şiir, yaratıcısı Tanrı’ya isyan ettikten sonra cehenneme atılan “Hain Melek” Şeytan ile başlar. “Cennetin Tiranlığı” olarak adlandırdığı şeye boyun eğmeyi reddeden Şeytan, Tanrı’nın değerli yaratığı olan insanı günaha teşvik ederek intikam almaya çalışır. Milton, kurtuluş için bir rehber sunmadan önce “İnsanın İlk İtaatsizliği ”ni canlı bir şekilde anlatır.

Ricks, Kayıp Cennet’in “Tanrı’nın adaleti hakkında şiddetli bir tartışma” olduğunu ve Milton’ın Tanrı’sının sert ve zalim olarak görüldüğünü belirtir. Buna karşılık Şeytan’ın karanlık gücünün (kulağa hoş gelir) kendi kaderini tayin etmeye yönelik devrimci bir talebi vardır. Konuşması demokratik yönetim diliyle doludur (“özgür seçim”, “tam rıza”, “halk oyu”). O meşhur ifadeyle, “Cennette hizmet etmektense, Cehennemde hüküm sürmek daha iyidir” der. Şeytan Tanrı’nın “görkemli köleliğini” reddederek yaşamak ister:

Özgür ve kimseye hesap vermeyen, tercih eden,

Kolay boyunduruktan önce zor özgürlük

kölece şatafatın.

Percy Shelley gibi aykırı, düzen karşıtı yazarlar Şeytan’ın bu tasvirinde kendilerine yakın bir ruh buldu. Düşüş fikrine karşı çıkan William Blake, “Milton’ın Melekler ve Tanrı‘yı yazarken prangalar içinde, Şeytanlar ve Cehennem‘i yazarken ise özgürce yazmasının nedeni, gerçek bir Şair olması ve bilmeden Şeytan’ın tarafını tutmasıdır” demiştir.

Cromwell gibi Milton da görevinin Tanrı’nın krallığını yeryüzüne getirmek olduğuna inanıyordu. ‘Kralların ilahi hakkı’ kavramından nefret etse de Milton, Benjamin Franklin’in sözleriyle “Tiranlara Karşı İsyan Tanrı’ya İtaattir” inancıyla kendini Tanrı’ya teslim etmeye hazırdı.

Kayıp Cennet’le ilgili tartışmalar genellikle siyasi ve teolojik argümanların hâkimiyetinde olsa da, şiir aynı zamanda aşkın şefkatli bir kutlamasını da içerir. Milton’ın versiyonunda, Havva kısmen Adem’e daha yakın olmak, “sevgisini daha çok çekmek” için günaha teslim olur. Hata yapma özgürlüğü ister (“İman, aşk, erdem nedir ki?”). Yenik düştüğünde, Âdem ona katılmayı seçer: “Seni kaybetmek kendimi kaybetmektir” der.

Kayıp Cennet 1667’de Londra’da yayımlandığında Milton gözden düşmüştü. Mayıs 1660’ta Stuart monarşisinin yeniden kurulmasından sadece birkaç ay önce krallığı kınayan bir yazı yayınlamıştı. Artık Milton hor görülüyor, yazıları yakılıyordu ve Londra Kulesi’ne hapsedilmişti. İdamdan ancak şair arkadaşı Andrew Marvell’in araya girmesiyle kıl payı kurtuldu.

Romantik yazarlar, Milton’ı hem sansüre karşı duruşu (“Bana; bilme, söyleme ve vicdanıma göre özgürce tartışma serbestliği verin”, diye yazmıştı Milton Areopagitica’da) hem de imalı, kinayeli ve “kafiyenin zahmetli ve modern esareti” dediği şeyden arınmış yenilikçi şiirsel biçimi nedeniyle kutladılar. Kayıp Cennet, Mary Shelley’nin Frankenstein’ına ilham verirken, Wordsworth 1802 tarihli ünlü sonesi Londra’ya bir yakarışla başlamıştır: “Milton! Bu saatte yaşıyor olmalıydın: İngiltere’nin sana ihtiyacı var.”

Ancak tüm eleştirmenler bu kadar olumlu değildi. 20. yüzyıl bize onun mirasının şiddetle tartışıldığı ‘Milton Tartışması’nı getirdi. Onu kötüleyenler arasında şair TS Eliot ve Ezra Pound (“Milton en kötü zehir türüdür” diye yazmıştır) yer alırken, destek hem dindar Hıristiyanlardan (CS Lewis gibi) hem de ateistlerden (William Empson dâhil, “Şiirin bu kadar iyi olmasının nedeni Tanrı’yı bu kadar kötü yapmasıdır”) gelmiştir. Malcolm X hapishanede Kayıp Cennet’i okuyarak Şeytan’a sempati duyarken, AE Housman “Malt, Tanrı’nın yollarını insanla uzlaştırmak için / Milton’ın yapabileceğinden daha fazlasını yapar” diyerek bir nevi kelime oyunu yapmıştır.

Son yıllarda Kayıp Cennet yeni okuyucular buldu. Büyük beğeni toplayan üçlemesi His Dark Materials’ı bu şiirden esinlenerek yazan (ve kitabın adını Kitap II, 916. satırdan alan) yazar Philip Pullman, Milton’ın “en büyük halk şairimiz” olduğunu söylüyor. Pullman, Milton’ın cüretkârlığını, düzyazı ya da kafiyede henüz denenmemiş şeyler yaratmasını ve müzikalitesini takdir ederken, “Hiç kimse, Shakespeare bile, İngilizce kelimelerin sesine, müziğine, ağırlığına, tadına ve dokusuna hâkimiyetinde Milton’ı geçemez”. diyor. 

Milton’ın düşmanları onun körlüğünü ilahi bir ceza olarak görmüş, ancak bu durum onun keskin müzikal duyarlılığını artırmıştır. Pullman şiirin “büyülü niteliği” karşısında hayran kalır ve okuyuculara şiiri işitsel olarak deneyimlemeleri için adeta yalvarır: “Yuvarlanan ses dalgaları, güçlü ritimler ve zengin armoniler… bu büyülü bir form adeta”. Kayıp Cennet mükemmel bir sesli kitaptır.

Milton’ın Kayıp Cennet’i yazarken ateşli rüyalar gördüğü ve bütün bölümleri zihninde formüle etmiş olarak uyandığı söylenir. Şiiri ilk okuduğumda, Yakup’un melekle sabaha kadar mücadele vermesi gibi, gece tek oturuşta bitirdim. Her yeniden okuma insana mest olma, coşku ve yorgunluk getiriyor ve Milton’ın gözlemini haklı çıkarıyor:

Zihin kendi yeridir ve kendi içindedir,

Cehennemden bir cennet, cennetten bir cehennem yaratabilir.

Kaynak:

https://www.bbc.com/culture/article/20170419-why-paradise-lost-is-one-of-the-worlds-most-important-poems

Etiketler: edebiyat, ingiliz edebiyatı, kayıp cennet, şiir
GazeteBilim Çeviri 21 Temmuz 2024
Bu Yazıyı Paylaş
Facebook Twitter Whatsapp Whatsapp E-Posta Linki Kopyala Yazdır
Yazar: GazeteBilim Çeviri
GazeteBilim Haber ve Çeviri Birimi gönüllü, kolektif bir topluluktur ve profesyonel nitelikte çeviri katkılarına açıktır. İletişim için gazetebilimceviri@gmail.com.
Önceki Yazı mehmet serdar güzel “Açık kaynaklı yazılımlar küresel tekeli yıkmalı”
Sonraki Yazı kuşlar Bilince giden yol sıcakkanlılıktan mı geçiyor?

Popüler Yazılarımız

krematoryum fırını

Türkiye’de ölü yakma (kremasyon): Hukuken var, fiilen yok

BilimEtik
23 Kasım 2023
cehalet
Felsefe

“Cehalet mutluluktur” inancı üzerine

Eşitleştiren, özgürleştiren, mutlu kılan, bilgi midir yoksa cehalet mi? Mutlu kılan, cehalet mutluluktur sözünde ifade edildiği gibi, bilgisizlik ve cehalet…

12 Ağustos 2023
deontolojik etik
Felsefe

Deontolojik etik nedir?

Bir deontolog için hırsızlık her zaman kötü olabilir nitekim çalma eyleminin özünde bu eylemi (daima) kötü yapan bir şey vardır.

15 Ağustos 2024
kurt, köpek
Acaba Öyle midir?Zooloji

İddia: “Kurt evcilleşmeyen tek hayvandır!”

Tabii ki bu cümle baştan aşağı yanlıştır. Öncelikle kurt ilk ve en mükemmel evcilleşen hayvandır. İnsanın en yakın dostu köpek…

2 Şubat 2024

ÖNERİLEN YAZILAR

Uğultulu Tepeler’e bakış: Neden bu kadar yanlış anlaşılıyor?

Emily Brontë'nin derin kusurlu karakterlerinin ister ateşli bir hayranı olun ister nefret edeni yürek burkan ve rahatsız edici olay örgüsü…

Edebiyat
20 Şubat 2026

Yılanı Öldürseler: Çukurova’dan insana bir bakış

Bu toplum, yüzyıllardır öldüremiyor yılanı. Tüm normlar, inanışlar, kurallar birikiyor ve zehir olarak akıyor insanların üstüne. Yılanı bir öldürseler aslında...

Okuyorum
23 Haziran 2025

Attilâ İlhan 100 yaşında!

İlk şiirlerini çocukken yazdı. Halk şiirinin yanı sıra Divan Edebiyatına da son derece hâkimdi. Babasına yüzlerce divan şiiri okudu.

Kültür-Sanat
14 Haziran 2025

İktidar, itaat ve Kafka: Türkiye örneği!

Kafka’nın yarattığı o karanlık, bürokratik, adaletsiz ve absürt dünya; günümüz Türkiye’sinde her geçen gün daha somut bir hâl alıyor. Bu…

EdebiyatSiyaset
23 Nisan 2025
  • Biz Kimiz
  • Künye
  • Yayın Kurulu
  • Yürütme Kurulu
  • Gizlilik Politikası
  • Kullanım İzinleri
  • İletişim
  • Reklam İçin İletişim

Takip Edin: 

GazeteBilim

E-Posta: gazetebilim@gmail.com

Copyright © 2023 GazeteBilim

  • Bilim
  • Teknoloji
  • Felsefe
  • Kültür-Sanat
  • Gastronomi
  • Çocuk

Removed from reading list

Undo
Welcome Back!

Sign in to your account

Lost your password?