Uluslararası Atom Enerjisi Kurumu’nun (IAEA) son bir haftada art arda yayımladığı açıklamalar, kamuoyunda tartışmalara neden olan “güvenli” vurgularına rağmen, tesislerde iç kontaminasyon olasılığına işaret etti.
Amine Zeynep Çekiç
İsrail’in 13 Haziran’da başlattığı saldırılar sonrası İran’daki nükleer tesislerde büyük bir yıkım yaşandı. Uluslararası Atom Enerjisi Kurumu’nun (IAEA) son bir haftada art arda yayımladığı açıklamalar, kamuoyunda tartışmalara neden olan “güvenli” vurgularına rağmen, tesislerde iç kontaminasyon olasılığına işaret etti.
Saldırılar, İran’ın nükleer programında kritik öneme sahip Arak, Esfahan, Karaj, Natanz ve Tahran’daki altyapıları hedef aldı. Yüksek derecede zenginleştirilmiş uranyumun bulunduğu bu alanlarda oluşan fiziksel hasarın boyutları henüz tam olarak belirlenebilmiş değil. Ancak özellikle Esfahan ve Natanz gibi yer altı tesislerinin doğrudan vurulması, yapısal bütünlüğü zedeleyerek nükleer madde sızıntısını teknik olarak mümkün kılıyor.
Yetkililere göre, tesis içinde muhafaza edilen radyoaktif maddeler hasarlı duvarlar, kırılmış kaplar veya havalandırma sistemleri üzerinden sınırlı da olsa çevreye karışabilir.
IAEA, ilk açıklamalarında çevrede ölçülen radyasyon seviyelerinin normal olduğunu belirtsede bu “ilk etapta görünür olmayan” sızıntıların dışarıya yayılmadığı anlamına gelmiyor. Yetkililere göre, tesis içinde muhafaza edilen radyoaktif maddeler hasarlı duvarlar, kırılmış kaplar veya havalandırma sistemleri üzerinden sınırlı da olsa çevreye karışabilir. Bu durumun halk sağlığı üzerindeki etkileri ise ancak uzun vadeli çevresel izleme ile anlaşılabilecek.

Uzmanlar, şu an için açık bir sızıntıdan söz edilemeyeceğini, ancak “görünmeyen radyasyon” tehlikesinin hafife alınmaması gerektiğini belirtiyor. Uzun vadede toprak, yer altı suyu ve hava yoluyla taşınabilecek radyonüklidlerin, bölge halkı üzerinde kalıcı sağlık etkileri yaratabileceği vurgulanıyor. IAEA’nın durumu yerinde inceleme isteği ise İran Parlamentosu’nun aldığı karar nedeniyle ertelendi. Tahran yönetimi, saldırıların ardından denetim iş birliğini geçici olarak askıya aldı. Bu karar hem güvenlik uzmanlarını hem de çevre bilimcileri endişelendiriyor.
“Bugün görünmeyen şey, yarın geç kalınmış bir gerçek olabilir.”
Tehlike yalnızca mevcut hasarla sınırlı değil. IAEA, yaklaşık 400 kilogram %60 oranında zenginleştirilmiş uranyumun yerinin şu an için bilinmediğini açıkladı. İran’ın bu stoğu güvenlik gerekçesiyle önceden başka bir bölgeye taşıdığı düşünülüyor. Ancak taşıma sürecinde alınan güvenlik önlemleri, materyalin yeni konumundaki yapısal güvenlik durumu ya da olası bir isabet riski hakkında herhangi bir bilgi yok. Uzmanlara göre, bu miktar doğrudan silah yapımında kullanılmasa da ciddi radyolojik risk taşıyor.
Bu sürecin en tehlikeli boyutu, denetim mekanizmalarının sekteye uğramasıyla birlikte nükleer faaliyetlerin uluslararası şeffaflıktan uzak bir zemine kayma riskidir. Bilimsel ve diplomatik olarak bu durum Nükleer Silahların Yayılmasını Önleme Antlaşması’nın (NPT) aykırı bir durum olarak karşımıza çıkıyor. IAEA Başkanı Rafael Grossi’nin sözleri durumu özetliyor: “Bugün görünmeyen şey, yarın geç kalınmış bir gerçek olabilir.”
Kaynakça
International Atomic Energy Agency. (2024, June 13). Update on developments in Iran.
https://www.iaea.org/newscenter/pressreleases/update-on-developments-in-iran
https://www.iaea.org/newscenter/pressreleases/update-on-developments-in-iran-2
https://www.iaea.org/newscenter/pressreleases/update-on-developments-in-iran-3
https://www.iaea.org/newscenter/pressreleases/update-on-developments-in-iran-4
https://www.iaea.org/newscenter/pressreleases/update-on-developments-in-iran-5
https://www.iaea.org/newscenter/pressreleases/update-on-developments-in-iran-6
https://www.iaea.org/newscenter/pressreleases/update-on-developments-in-iran-7

