GazeteBilim
Destek Ol
Ara
  • Anasayfa
  • Bilim
  • Teknoloji
  • Felsefe
  • Kültür-Sanat
  • Gastronomi
  • Çocuk
  • Etkinlikler
    • Astronomi Dersleri
    • Çağdaş Epistemoloji Dersleri
    • Davranış Nörolojisi Dersleri
    • Eğitimciler İçin Yapay Zekâ Okur-Yazarlığı Dersleri
    • Epigenetik Dersleri
    • Evren ve Kozmoloji Dersleri
    • Evrim Dersleri
    • Bilim Tarihi Dersleri
    • Hegel Dersleri
    • İnsan Felsefesi Dersleri
    • Kapitalizmin Tarihsel Gelişimi ve İktisadi Düşünce Dersleri
    • Konuşmaktan Korkmuyorum
    • Kuantum Mekaniği ve Yorumları Dersleri
    • Marx Dersleri
    • Nörobilim Dersleri
    • Nörohukuk
    • Nörofelsefe Dersleri
    • Nöroperspektifler
    • Nöropsikanaliz Dersleri
    • Öğrenilmiş Çaresizlik
    • Teizm, Deizm, Agnostisizm ve Ateizm Dersleri
    • Teoloji, Bilim ve Felsefe Tartışmaları
    • Zihin Dersleri
  • Biz Kimiz
  • İletişim
Okuyorsun: Hiç ‘açlık öfkesi’ (hangry) hissettiniz mi?
Paylaş
Aa
GazeteBilimGazeteBilim
Ara
  • Anasayfa
  • Bilim
  • Teknoloji
  • Felsefe
  • Kültür-Sanat
  • Gastronomi
  • Çocuk
  • Etkinlikler
    • Astronomi Dersleri
    • Çağdaş Epistemoloji Dersleri
    • Davranış Nörolojisi Dersleri
    • Eğitimciler İçin Yapay Zekâ Okur-Yazarlığı Dersleri
    • Epigenetik Dersleri
    • Evren ve Kozmoloji Dersleri
    • Evrim Dersleri
    • Bilim Tarihi Dersleri
    • Hegel Dersleri
    • İnsan Felsefesi Dersleri
    • Kapitalizmin Tarihsel Gelişimi ve İktisadi Düşünce Dersleri
    • Konuşmaktan Korkmuyorum
    • Kuantum Mekaniği ve Yorumları Dersleri
    • Marx Dersleri
    • Nörobilim Dersleri
    • Nörohukuk
    • Nörofelsefe Dersleri
    • Nöroperspektifler
    • Nöropsikanaliz Dersleri
    • Öğrenilmiş Çaresizlik
    • Teizm, Deizm, Agnostisizm ve Ateizm Dersleri
    • Teoloji, Bilim ve Felsefe Tartışmaları
    • Zihin Dersleri
  • Biz Kimiz
  • İletişim
  • Destek Ol
Bizi Takip Edin
  • Biz Kimiz
  • Künye
  • Yayın Kurulu
  • Yürütme Kurulu
Copyright © 2023 Gazete Bilim - Bütün Hakları Saklıdır
GazeteBilim > Blog > Gastronomi > Hiç ‘açlık öfkesi’ (hangry) hissettiniz mi?
Gastronomi

Hiç ‘açlık öfkesi’ (hangry) hissettiniz mi?

Yazar: GazeteBilim Yayın Tarihi: 2 Şubat 2026 6 Dakikalık Okuma
Paylaş
yemek
Yaşımız kaç olursa olsun, vücudumuz yeterli yakıttan yoksun kaldığında hepimiz sinirlenme eğilimi gösteririz.

Bireylerin duygu durumlarındaki bozulmanın, sadece kan şekeri seviyelerinin düşük olmasıyla değil, ancak aç hissettiklerini bizzat fark ettiklerinde gerçekleştiği görüldü.

İçindekiler
Şaşırtıcı sonuçlarHazırlıksız yakalanma durumu

Nils Kroemer
Çeviren: Emine Öykü Güner
GazeteBilim Yazı İşleri

 “Hadi küçük dostum, artık gitmemiz gerekiyor.” Ancak oğlum beni dinlemiyordu. Oyun parkındaki kum tam istediği gibiydi, bu yüzden yeni oyuncak kepçesiyle kazmaya devam ediyordu. Zihnim tekrar yapılacaklar listeme daldığı sırada, kahkahaların yerini aniden hıçkırıklar aldı. Oğlum yaralanmamıştı; sadece çok üzgündü. Telefonuma baktığımda, rutin yemek saatinin çoktan geçtiğini fark ettim. Oğlum oldukça acıkmıştı.

Yaşımız kaç olursa olsun, vücudumuz yeterli yakıttan yoksun kaldığında hepimiz sinirlenme eğilimi gösteririz. Ancak, insanoğlu bu durumu gezegen üzerinde var olduğu süreden beri deneyimlemesine rağmen, söz konusu olguyu tanımlayan özel bir terim Oxford İngilizce Sözlüğü’ne ancak 2018 yılında dahil olmuştur. Sözlükte bu kavram şu şekilde tanımlanmaktadır: “Hangry: Açlığın bir sonucu olarak huysuz veya sinirli olma hali.” Belki de bundan daha şaşırtıcı olan, açlığın bireylerin günlük duygu durumlarını nasıl etkilediği üzerine yapılan bilimsel araştırmaların yetersizliğidir.

Gıda ve ruh hali arasındaki ilişkiyi inceleyen çalışmaların büyük bir çoğunluğu, metabolik bozuklukları veya yeme bozuklukları olan hastalar üzerine yoğunlaşmıştır. Bunun temel nedeni muhtemelen pek çok psikoloğun açlığı, geleneksel olarak oldukça temel bir fizyolojik süreç olarak değerlendirmesidir. Bu doğrultuda, psikoloji ve ruh sağlığı alanlarındaki meslektaşlarımla birlikte, farklı bireylerin açlık hissine nasıl tepki verdiğini araştırmaya karar verdik. Amacımız, bazı kişilerin açlık hissettiğinde neden ve nasıl daha sakin tepki verebildiğini tespit etmekti. Bu araştırma, küçük çocuk sahibi olan bizler için de bazı dersler çıkarabilir.

Şaşırtıcı sonuçlar

Hayvanlar aleminde açlık, temel bir motivasyon kaynağı olma rolü nedeniyle sıklıkla çalışılan bir konudur. Örneğin; aç kemirgenlerin besin ödülüne ulaşmak adına bir düzeneğe var güçleriyle bastıkları veya yüksek duvarları tırmanarak aştıkları bilinmektedir. Doğal ortamda ise aç hayvanlar, düşük veya tükenmiş enerji tehdidini bertaraf etmeye çalışırken sergiledikleri huzursuz tavırlarla birlikte, çevrelerini keşfetmek amacıyla genellikle daha geniş alanlara yayılmaktadırlar. İnsanlarda enerji seviyeleri, açlık ve duygu durumu arasındaki ilişkiyi incelemek amacıyla, 90 sağlıklı yetişkin katılımcıyı bir ay süresince sürekli glikoz izleme cihazlarıyla takip ettik.

Glikoz, vücut ve beyin için birincil enerji kaynağıdır. Klinik uygulamalarda diyabet hastalarının kan şekeri seviyelerini düzenlemelerine yardımcı olmak amacıyla kullanılan bu monitörler, her birkaç dakikada bir veri raporlamaktadır. (Katılımcılar, sensör uygulaması aracılığıyla glikoz seviyelerini aktif olarak kontrol edebilmiş olup, çalışmayı yürüten ekibin katılımcıların bu verilere ne zaman eriştiklerini izlemesi mümkün olmuştur.)

Ayrıca katılımcılardan, akıllı telefonları üzerinden günde iki kez duygu durumu bildirimlerini tamamlamalarını istedik. Bu süreç, bireylerin ne kadar aç veya doygun hissettiklerini 0 ile 100 arasındaki bir ölçekte belirtmelerini içeren soruların yanı sıra mevcut duygu durumlarına yönelik bir derecelendirmeyi de kapsamaktaydı.

Elde edilen sonuçlar şaşırtıcıydı. İlk olarak; bireylerin duygu durumlarındaki bozulmanın, sadece kan şekeri seviyelerinin düşük olmasıyla değil, ancak aç hissettiklerini bizzat fark ettiklerinde gerçekleştiği görüldü. İkinci olarak; genel anlamda enerji seviyelerini daha doğru bir şekilde tespit eden insanlar, olumsuz ruh hali değişimlerine daha az eğilimli olduğu tespit edildi.

Bu bulgular; bireyin enerji seviyesi ile duygu durumu arasında, bilim insanlarının iç algı olarak adlandırdığı kritik bir psikolojik ara basamak bulunduğuna işaret etmektedir. Beyinde açlık, hipotalamusta bulunan ve uzun süreli enerji açığını tespit eden nöronlar aracılığıyla sinyallenir. Bilinçli açlık hissi ise daha sonra, serebral korteksin beynin derinliklerinde kıvrılmış bir bölümü olan ve aynı zamanda tat duyusunu işleyip duyguların hissedilmesinde rol oynayan insula ile ilişkilendirilir.

Son araştırmamızda, iç algı doğruluğu yüksek olan kişilerin daha az ruh hali değişikliği yaşadığı gözlemlenmiştir. Bu bulgu, söz konusu kişilerin hiç açlık hissetmediği anlamına gelmemekte; yalnızca duygu durum seviyelerini dengede tutma konusunda daha yetkin göründüklerine işaret etmektedir.

Bu durum oldukça kritiktir. Çünkü duygu durumundaki ani değişimler aile, arkadaş ve meslektaşlarla olan ilişkiler üzerinde zincirleme etkilere yol açabilmektedir. Bu tür dalgalanmalar, hatalı karar verme süreçlerini ve sağlık açısından daha az faydalı olabilecek, hızlı enerji veren gıdaların tüketilmesini de kapsayacak şekilde daha dürtüsel davranışları beraberinde getirebilmektedir.

Genel bir perspektifle, vücudumuzun ihtiyaçlarına yakından odaklanmak, her iki sistemde de gereksiz yıpranmaların önüne geçerek zihnimizi de dingin tutmamıza yardımcı olur. Vücudun ideal dengesinden (homeostazis) aşırı sapmalar yaşanması hem zihinsel hem de fiziksel sağlığımız açısından uzun vadeli bir risk oluşturabilir.

Hazırlıksız yakalanma durumu

Küçük çocuklar, hızla gelişen vücutlarından gelen tüm sinyalleri anlamlandırmakta güçlük çekebilir. Aynı zamanda çevresel faktörler nedeniyle küçük çocukların dikkatleri kolayca dağılabilir. O yüzden küçük çocuklar çoğu zaman, uyarılmadıkları sürece açlık veya susuzluklarını fark edemez. Bu durum, oğlumun oyun parkında yaşadığına benzer ani duygusal patlamalara sebebiyet verebilir.

Benzer şekilde, dijital dikkat dağıtıcılarla dolu ve yüksek tempolu günümüz dünyasında pek çok yetişkinin de azalan enerji seviyelerine hazırlıksız yakalanması olasıdır. Bu noktada uygulanabilecek basit, pratik bir strateji düzenli bir beslenme programı uygulamaktır. Çünkü açlık, çoğunlukla bir öğün atlandığında şiddetli bir biçimde ortaya çıkmaktadır.

Elbette herkesin enerji seviyesi inişler ve çıkışlar gösterir. Ancak, içsel sistemlerinizin enerji düzeylerini daha hassas bir şekilde takip etmesini sağlayarak iç algılama doğruluğunu artırmak mümkündür. Ayrıca egzersiz ve fiziksel aktivite, açlık hissinizi keskinleştirebilir ve enerji metabolizmanızı iyileştirebilir.

Çoğu durumda duygu durumumuz, sürece dahil olabilecek diğer birçok faktörün yanı sıra, açlıktan yalnızca sınırlı ölçüde etkilenir.  Ancak oyun parkında geçirdiğim vaktin bana öğrettiği temel çıkarımlardan biri, oğlumun beslenme ihtiyaçlarını henüz belirgin hale gelmeden çok önce karşılamanın önemi olmuştur. Belki de hepimizin, “açlık öfkesi” (hangry) yaşama riski karşısında daha yüksek bir farkındalık geliştirmesi gerekmektedir.

Kaynak:

https://www.sciencealert.com/ever-felt-hangry-scientists-now-know-the-surprising-reason-why  (Son erişim tarihi: 30.01.2026)

Etiketler: açlık, yemek
GazeteBilim 2 Şubat 2026
Bu Yazıyı Paylaş
Facebook Twitter Whatsapp Whatsapp E-Posta Linki Kopyala Yazdır
Önceki Yazı yaşam Dünya’nın en dayanıklı mikroorganizmaları insanların Mars’ta yaşamasına yardımcı olabilir
Sonraki Yazı epstein “Chomsky’nin Epstein’le olan arkadaşlığından midem bulandı”  

Popüler Yazılarımız

krematoryum fırını

Türkiye’de ölü yakma (kremasyon): Hukuken var, fiilen yok

BilimEtik
23 Kasım 2023
cehalet
Felsefe

“Cehalet mutluluktur” inancı üzerine

Eşitleştiren, özgürleştiren, mutlu kılan, bilgi midir yoksa cehalet mi? Mutlu kılan, cehalet mutluluktur sözünde ifade edildiği gibi, bilgisizlik ve cehalet…

12 Ağustos 2023
deontolojik etik
Felsefe

Deontolojik etik nedir?

Bir deontolog için hırsızlık her zaman kötü olabilir nitekim çalma eyleminin özünde bu eylemi (daima) kötü yapan bir şey vardır.

15 Ağustos 2024
kurt, köpek
Acaba Öyle midir?Zooloji

İddia: “Kurt evcilleşmeyen tek hayvandır!”

Tabii ki bu cümle baştan aşağı yanlıştır. Öncelikle kurt ilk ve en mükemmel evcilleşen hayvandır. İnsanın en yakın dostu köpek…

2 Şubat 2024

ÖNERİLEN YAZILAR

Bilim insanlarından sağlık deposu “çikolatalı bal”

Araştırmacılar, yerli arı balını kakao çekirdeği kabuklarıyla birleştirerek yeni bir ürün geliştirdi: Çikolatalı bal.

Gastronomi
9 Mart 2026

“Açken kendin değilsin” sözü bilimden geçer not aldı mı?

Açlık genel bir zihinsel sis yaratmıyor ama beyni yemeğe karşı daha hassas hale getiriyor.

Biyoloji
5 Mart 2026

Proteine ihtiyacımız var ama doğru kombinasyon çok önemli!

Metabolizma uzmanı olan Rob Wolfe, “Aynı toplam protein miktarına sahip besinler eşdeğer değil.” diyor. Ona göre proteinin kalitesine dikkat etmemiz…

BiyolojiGastronomi
5 Mart 2026

Et yiyenlerin 100 yaşına kadar yaşama ihtimali daha yüksek ama…

Son zamanlarda yapılan bir araştırmaya göre et tüketmeyen bireylerin 100 yaşına ulaşma olasılığı, et tüketenlere kıyasla daha düşük olabilir.

Gastronomi
10 Şubat 2026
  • Biz Kimiz
  • Künye
  • Yayın Kurulu
  • Yürütme Kurulu
  • Gizlilik Politikası
  • Kullanım İzinleri
  • İletişim
  • Reklam İçin İletişim

Takip Edin: 

GazeteBilim

E-Posta: gazetebilim@gmail.com

Copyright © 2023 GazeteBilim

  • Bilim
  • Teknoloji
  • Felsefe
  • Kültür-Sanat
  • Gastronomi
  • Çocuk

Removed from reading list

Undo
Welcome Back!

Sign in to your account

Lost your password?