Ryugu sonuçlarına göre, yaşamın temel yapı taşları Güneş Sistemi tarafından üretilmiş olabilir.
Binali Furkan Alper
GazeteBilim Yazı İşleri
Bilim insanları, Japonya Havacılık ve Uzay Araştırma Ajansı’nın 2020 yılında ziyaret ettiği asteroit olan Ryugu’dan alınan örneklerde DNA ve RNA’yı oluşturan beş maddenin tamamını buldular.
Bu hafta Nature Astronomy dergisinde yayımlanan “Karbonlu asteroit (162173) Ryugu’daki kanonik nükleobazların tam seti” başlıklı makalede belirtildiği üzere, Ryugu’dan alınan örneklerin analizi “beş kanonik nükleobazın tamamını – pürinler (adenin ve guanin) ve pirimidinler (sitozin, timin ve urasil)- ” ortaya çıkardı.
Bu durum büyük önem taşıyor zira “Pürinler adenin ve guanin ile pirimidinler sitozin, urasil ve timin, genetik bilgiyi kodlayan ve aktaran DNA ve RNA’nın baz dizilerini oluşturur. Ve tüm bunlar Dünya ile Mars arasındaki bir yörüngede dolaşıyordu.
Makale şu ifadeler yer alıyor: “Bu durum, yaşamın moleküler önkoşullarının sadece Dünya’ya has olmadığını ve Güneş Sistemi’nin dört bir yanında kimyasal evrimin doğal birer ürünü şeklinde belirebileceğini göstermektedir.”
Dahası da var, makale “Nükleobazlar Dünya’nın ilk zamanlarında buraya ulaşmış ve yaşam için zaruri olan moleküler birikime olası bir katkı sağlamış olabilir” argümanını sunuyor. Ayrıca dünya dışı nükleobazların nasıl oluştuğunun açığa çıkarılması, bu yapıların biyolojik olmayan yollarla meydana gelebileceği evrensel fizikokimyasal şartların çerçevesini çiziyor. Bu sayede, yıldızlararası ve gezegensel ortamlarda gerçekleşen astrokimyasal süreçler ile yaşamın başlangıcını önceleyen kimyasal evrim arasında bir bağlantı kurulmuş olur.
Araştırmacılar bu sonuçlara Ryugu’dan, NASA’nın 2023’te ziyaret ettiği Bennu asteroitinden ve 1864’te Fransa’ya düşen Orgueil göktaşından alınan örnekleri inceledikten sonra vardılar.
Bennu’dan alınan örnekler de beş kanonik nükleobazın varlığına işaret ediyor.
Bilim insanları Fransa’ya düşen Orgueil’in de urasil, adenin ve guanin nükleobazlarını içerdiğine inanıyor.
Ryugu’dan alınan örneklerin küratörlüğünü yapan Japonya Deniz-Yer Bilimleri ve Teknoloji Ajansı, makaleyi “genetik materyalin temel bileşenlerinin muhtemelen Güneş Sistemi’nin oluşumu sırasında evrensel olarak üretildiği ve erken kimyasal evrim için önemli doğrudan kanıtlar sağladığı” şeklinde yorumladı.
Ajans, “Ryugu’da bulunan pürin ve pirimidin nükleobazlarının göreceli çokluğu, bu maddelerin oluşum süreçlerini yansıtmaktadır,” iddiasında bulundu. “Pürin-pirimidin oranı ile amonyak bolluğu arasındaki net bir korelasyon, bizi biyolojik olmayan nükleobaz evriminin yeni bir moleküler göstergesini önermeye yöneltti.” diye ifade edildi.
Bu durum, Güneş Sistemimizin oluşurken yaşamın malzemelerini de hazırladığını gösteriyor.
Kaynak: https://www.theregister.com/2026/03/17/everything_needed_to_make_dna

