Küçük kemik parçaları, kayıp bir hayvanın genetik kimliğini ortaya çıkardı. Sibirya’daki Denisova Mağarası ve çevresinden elde edilen antik DNA, günümüz yaklarının bugüne kadar tanınmayan, soyu tükenmiş bir akrabasını açığa çıkardı. Araştırmacıların “yak X” olarak adlandırdığı hayvanın resmî sınıflandırması ise henüz tamamlanmadı.
Denisovalı insanların keşfiyle tanınan mağara, bu kez Buzul Çağı’nın kayıp hayvan çeşitliliğine ilişkin bir bulgu sundu. Dış görünüşlerinden hangi hayvana ait oldukları anlaşılamayan kemik parçalarının DNA’sı, bilinen yaklardan ayrı bir evrimsel geçmişe işaret etti.
5 Ekim’de Current Biology dergisinde yayımlanan araştırma, Stockholm’deki Paleogenetik Merkezi, California Üniversitesi Santa Cruz ve Viyana Üniversitesinden bilim insanlarının işbirliğiyle gerçekleştirildi.

Kimliği kemikten değil, DNA’dan çıktı
Araştırmacılar, Denisova Mağarası ve diğer bölgesel buluntu alanlarından gelen 20 bireyin çekirdek genomlarını inceledi. Örnekler, 200 bin yılı aşan bir zaman aralığını kapsıyor.
Daha önce mitokondriyal DNA üzerinden fark edilen ve “yak X” adı verilen soyun diğer sığırlarla ilişkisi belirsizdi. Yeni çalışma, daha kapsamlı genetik karşılaştırmalarla bunun ayrı bir tür olduğuna ilişkin kanıt sundu.
Keşfin dikkat çekici yanı, büyük bir kafatasına veya bütün bir iskelete dayanmaması. Hayvanın ayırt edici anatomisini göstermeyen küçük parçalar, içlerinde korunmuş genetik bilgi sayesinde kimlik kazandı.
Yaklarla yolları en az 400 bin yıl önce ayrılmaya başladı
Genetik analizlere göre yak X’in evrimsel çizgisi, yaşayan yakların soyundan en az 400 bin yıl önce ayrılmaya başladı.
Araştırmacılar, aynı bölgelerde ve dönemlerde yaşamalarına rağmen yak X ile bozkır bizonu ve yaban öküzü gibi diğer sığırlar arasında gen alışverişine ilişkin çok az kanıt buldu. Bu sonuç, hayvanın ayrı evrimsel kimliğini destekliyor.
Isınan iklimde genetik çeşitlilik azaldı
Çalışma, yak X’in nüfus geçmişinde uzun vadeli bir gerilemeye de işaret ediyor. Yaklaşık 130 bin–115 bin yıl önceki son buzullar arası sıcak dönemde, genetik çeşitliliğin azalmasıyla birlikte olası bir popülasyon değişimi saptandı.
Bu bulgu, iklim değişimlerinin soğuğa uyum sağlamış hayvan topluluklarını nasıl etkilediğini araştırmak için önem taşıyor. Ancak söz konusu sıcak dönemin türün yok oluşuna doğrudan neden olduğu gösterilmiş değil.
İncelenen en genç örnek yaklaşık 27 bin yıllık. Hayvanın bundan sonra ne zaman ve neden ortadan kaybolduğu bilinmiyor.
Yeni bir türün resmî adı henüz yok
Araştırmacılar genetik sonuçların ayrı bir türe işaret ettiğini belirtiyor. Buna karşılık, hayvanı resmen sınıflandırıp adlandırmak için bölgeden daha önce tanımlanmış yak benzeri fosillerle karşılaştırmalar yapılması gerekiyor.
Dolayısıyla “yak X”, henüz resmî bilimsel adı değil. Genetik olarak ayırt edilen bu soyun, eski fosil koleksiyonlarında başka bir ad altında bulunup bulunmadığı da araştırılacak.
Denisova’daki keşif, Buzul Çağı’nın büyük memelilerine ilişkin tablonun hâlâ tamamlanmadığını gösteriyor: Müze ve kazı koleksiyonlarındaki küçük, tanınmaz kemik parçaları bile kayıp bir evrimsel dalın izini taşıyabiliyor.

