Şarkılarda duygulara ve insan ilişkilerine daha az yer veriliyor. Michigan Eyalet Üniversitesi araştırmacılarının 38 bin 467 şarkıyı incelediği çalışma, olumlu ve olumsuz duyguları anlatan sözcüklerin azaldığını ortaya koydu. Kaygıyla ilişkili ifadeler ise artış gösterdi.
Psychology of Aesthetics, Creativity and the Arts dergisinde yayımlanan araştırma, 230 sanatçının 1947–2024 dönemindeki şarkılarını kapsıyor. İlk derlemenin ardından sanatçıların şarkı listeleri, yaklaşık 30 araştırma yardımcısı tarafından kontrol edildi.
Yalnızca dönemler değil, aynı sanatçının kariyeri de karşılaştırıldı
Araştırmacılar iki ayrı değişimi inceledi: Farklı dönemlerdeki sanatçıların sözleri nasıl farklılaşıyor ve aynı sanatçının sözleri kariyeri boyunca nasıl değişiyor?
Her iki karşılaştırmada da duygulara ve sosyal ilişkilere yönelik ifadelerde azalma görüldü. Dönemler arasındaki farklılıklar, aynı sanatçının kariyerindeki değişimlerden genel olarak daha büyüktü.
Üzüntü azalırken kaygı arttı
Sanatçıların kariyerleri boyunca hem olumlu hem olumsuz duygu sözcükleri, ayrıca aile ve arkadaşlara yapılan göndermeler azaldı. Üzüntüyle ilişkili dil gerilerken kaygıyla ilişkili ifadeler arttı.
Bu nedenle sonuçları, şarkıların yalnızca daha mutlu veya daha karamsar hale gelmesiyle açıklamak mümkün değil.
Baş araştırmacı Logan Gibson, insanların yaş aldıkça duygularını daha iyi düzenlemesi ve anlamlı ilişkilere daha fazla yatırım yapması beklentisinin şarkı sözlerine aynı biçimde yansımadığını belirtiyor. Sanatsal tercihler, kültür ve müzik endüstrisinin etkileri olası açıklamalar arasında; ancak çalışma bunlardan herhangi birini kesin neden olarak ortaya koymuyor.
Daha az duygu sözcüğü, daha az etkileyici müzik demek değil
Araştırmanın ölçtüğü şey, sözlerde duyguların ve ilişkilerin ne kadar açık ifade edildiği. Buradan şarkıların dinleyicide daha az duygu uyandırdığı sonucu çıkmıyor. Melodi, yorum ve ses düzenlemesi de müziğin duygusal etkisini oluşturuyor.
Ayrıca 230 sanatçının eserlerinden oluşan örneklem, bütün dillerdeki ve türlerdeki müziğin tamamını temsil etmiyor. Bulgular, toplumun veya sanatçıların artık daha az hissettiğini de kanıtlamıyor.

