Bilime güvende gelir grupları arasında 21 puanlık fark var. Wellcome Global Monitor 2026 araştırmasına göre, Türkiye’de bilime çok güvendiğini söyleyenlerin oranı en yüksek gelir grubunda, en düşük gelir grubunun yaklaşık 2,7 katına ulaşıyor.
Türkiye’de bilime duyulan güven, ekonomik koşullara göre belirgin biçimde farklılaşıyor. Araştırmanın ülke tablolarında, en düşük gelirli yüzde 20’lik grupta bilime “çok güvendiğini” söyleyenlerin oranı yüzde 12,7. En yüksek gelirli yüzde 20’lik grupta ise bu oran yüzde 34.
Başlıktaki yüzde 13 ve yüzde 34, bu iki gelir grubunda “çok güveniyorum” yanıtını verenlerin oranını gösteriyor; bilime herhangi bir düzeyde güvenenlerin tamamını kapsamıyor.
10 Ekim’de yayımlanan Wellcome Global Monitor 2026, 140 ülkede 140 binden fazla kişinin yanıtlarına dayanıyor. Araştırmanın 2025 yılında gerçekleştirilen Türkiye ayağında, 15 yaş ve üzerindeki 1.000 kişiyle görüşüldü. Gallup’ın topladığı veriler Ipsos tarafından analiz edildi; sonuçlar nüfusu temsil edecek biçimde ağırlıklandırıldı.
Türkiye genelinde yüzde 20 çok güveniyor
Türkiye’de katılımcıların yüzde 20’si bilime “çok”, yüzde 45,7’si “bir miktar” güvendiğini belirtti. Böylece bilime en azından bir miktar güvenenlerin toplamı yüzde 65,7 oldu.
Bilime çok az güvenenler yüzde 14,5, hiç güvenmeyenler yüzde 6,1 düzeyinde. Yüzde 13,1 ise bilmediğini söyledi; kalan küçük kesim soruyu yanıtlamadı.
Bilime çok güvenenlerin Türkiye’deki yüzde 20’lik oranı, dünya genelindeki yüzde 26’lık sonucun altında kaldı.
Eğitim ve yaş gruplarında da farklılık var
Araştırmanın yaklaşık sekiz yıl veya daha az eğitim alanları kapsayan grubunda, bilime çok güvenenlerin oranı yüzde 13,7. Orta eğitim grubunda yüzde 18,5 olan oran, üniversite düzeyindeki eğitim grubunda yüzde 33,3’e yükseliyor.
Yaşa göre karşılaştırmada ise bilime çok güvenenler, 15–24 yaş grubunda yüzde 25, 25–34 yaş grubunda yüzde 25,9 düzeyinde. Bu oran 65 yaş ve üzerindekilerde yüzde 13,2’de kalıyor.
Bu tablolar gelir, eğitim ve yaşın birbirinden bağımsız etkilerini göstermiyor. Örneğin gelir grupları arasındaki farkın ne kadarının eğitimle ilişkili olduğunu yalnızca bu sonuçlardan belirlemek mümkün değil.
Bilimin yararı toplumun çoğuna ulaşıyor mu?
Türkiye verilerindeki dikkat çekici bir başka sonuç, bilimsel çalışmaların kimlere yarar sağladığına ilişkin.
Katılımcıların yalnızca yüzde 15,8’i, bilim insanlarının çalışmalarının ülkedeki insanların çoğuna yarar sağladığını düşünüyor. Yüzde 46,7’si bu yararın bazı insanlara, yüzde 28,5’i ise çok az insana ulaştığı görüşünde.
Buna karşılık, bilimsel çalışmaların “kendileri gibi insanlara” çok veya biraz yarar sağladığını söyleyenlerin toplamı yüzde 75,6.
Dolayısıyla bilimden kişisel olarak yarar gördüğünü düşünmek, bu yararın toplumun çoğuna ulaştığına inanmak anlamına gelmiyor. Araştırma burada yararların gerçek dağılımını değil, katılımcıların değerlendirmelerini ölçüyor.
Gelecek beklentisinde fark daha da büyük
Türkiye’de katılımcıların yüzde 63,7’si bilim ve teknolojinin gelecek kuşağın yaşamını iyileştirmeye yardımcı olacağını düşünüyor.
Bu beklenti, en düşük gelir grubunda yüzde 45 iken en yüksek gelir grubunda yüzde 74,3’e ulaşıyor. Aradaki fark yaklaşık 29 puan.
Gençlerde de beklenti daha yüksek: 15–24 yaş grubunda yüzde 72,8 olan olumlu yanıt oranı, 65 yaş ve üzerindekilerde yüzde 49,8’de kalıyor.
Dünyada da ekonomik koşullarla ilişkili
Araştırmanın küresel sonuçlarında, mevcut geliriyle rahat yaşadığını söyleyenlerin yüzde 39’u bilime çok güvenirken, geçinmekte zorlananlarda bu oran yüzde 20’de kalıyor.
Ancak bu gösterge, Türkiye için aktarılan gelir grupları karşılaştırmasından farklı: İnsanların gelir dağılımındaki yerini değil, mevcut gelirleriyle ne kadar rahat geçinebildiklerine ilişkin değerlendirmelerini ölçüyor.
Küresel karşılaştırmada, 2018–2025 arasında bilime çok güvenenlerin oranı geçim sıkıntısı yaşayanlarda 8 puan, rahat yaşayanlarda 2 puan geriledi.
Türkiye için aktarılan rakamlar ise 2025’in görünümünü ortaya koyuyor. Sonuçlar, Türkiye’de güvenin zaman içinde azaldığını veya düşük gelirin doğrudan güvensizliğe neden olduğunu tek başına kanıtlamıyor.

