Stanford araştırmacıları, kendi kan damarlarına sahip ilk laboratuvar ortamında üretilmiş kalp ve karaciğer organoidlerini geliştirdi. Bu gelişme, yeni rejeneratif tedavilerin önünü açıyor.
Nina Bai
Çeviri: Sedef Çakır
On yılı aşkın süredir bilim insanları, belirli bir organı taklit eden küçük hücre kümeleri olan organoidleri, minyatür biyolojik modeller olarak yetiştiriyor. Beyin organoidleri, nörogelişimsel bozuklukları incelemek için; bağırsak organoidleri, çölyak hastalığını modellemek için; akciğer organoidleri ise SARS-CoV-2’yi araştırmak için kullanıldı. Üstelik, kalp organoidleri mikro yerçekiminin kalp kası üzerindeki etkisini test etmek amacıyla uzaya bile gönderildi. Ancak küçük bir sorun var ki organoidler susam tanesinden daha büyük hale gelemiyor.
Vücuttaki canlı dokuların aksine, organoidlerde her hücreye oksijen ve besin taşıyan bir kan damarı sistemi bulunmaz. Yaklaşık 3 milimetre çapın ötesine geçildiğinde, bir organoid çevresinden doğrudan kaynak emerek kendini sürdüremez. Pediatrik Kalp Cerrahisi Bölümü’nden kıdemli bilim insanı Oscar Abilez, MD, PhD., “Organoidleri belli bir büyüklüğe kadar geliştirdiğinizde, iç kısımları ölmeye başlar, çünkü oksijen ve besinler merkeze ulaşamaz.” ifadelerini dile getirdi.
Ancak, 5 Haziran’da Science dergisinde yayımlanan bir çalışmada, Abilez ve Stanford Medicine’dan bir araştırma ekibi, mevcut boyut sınırının aşılmasına olanak tanıyabilecek şekilde, küçük kan damarlarıyla donatılmış kalp ve karaciğer organoidleri yetiştirdi. Çalışmanın ortak yürütücülerinden olan Abilez, damarlaşmış (vaskülarize) organoidler yetiştirme yetisinin, bu alandaki önemli bir engeli aşmayı sağladığını belirtti. Entegre kan damarları, organoidlerin yalnızca daha büyük boyutlara ulaşmasını değil, aynı zamanda daha olgun bir gelişim düzeyine erişmesini de mümkün kılarak, onları biyolojik model olarak daha kullanışlı hale getirebilir.
Abilez ve Stanford Medicine’dan bir araştırma ekibi, mevcut boyut sınırının aşılmasına olanak tanıyabilecek şekilde, küçük kan damarlarıyla donatılmış kalp ve karaciğer organoidleri yetiştirdi.
Çalışmayı birlikte yürütenlerden biri de, daha önce Stanford Kardiyovasküler Enstitüsü’nde eğitmen olarak görev yapan ve şu anda North Texas Üniversitesi’nde biyomedikal mühendisliği alanında yardımcı doçent olan Huaxiao (Adam) Yang idi. Çalışmanın kıdemli yazarı Joseph Wu, MD, PhD, bu organoidlerin rejeneratif tedavilerde bir sonraki adımı da temsil edebileceğini söyledi. Wu; tıp ve radyoloji profesörü, Stanford Kardiyovasküler Enstitüsü’nün direktörü ve Simon H. Stertzer, MD Profesörüdür.
Wu’nun öncülüğünde yürütülen ayrı bir klinik çalışmada, Stanford Medicine araştırmacıları kalp yetmezliği olan hastalara laboratuvarda üretilmiş kalp kası hücreleri (kardiyomiyositler) enjekte ediyor. Wu, “Ancak, gerçek kalp dokusu yalnızca kardiyomiyositlerden oluşmaz,” dedi. “Kan damarlarını kaplayan endotelyal hücreler, damarları çevreleyen düz kas hücreleri, damarları birbirine bağlayan perisitler, fibroblastlar ve başka hücreler de vardır.” Gelecekte, hastanın kendi kök hücrelerinden yetiştirilen damarlaşmış kalp organoidleri, kaybedilen ya da hasar gören dokuların yerine cerrahi olarak implant edilebilir.
Abilez, “Eğer organoidlerin bir damar sistemi olursa, bu sistem vücudun damar ağıyla bağlantı kurabilir ve böylece organoidlerin hayatta kalma şansı artar,” dedi.
Gelecekte, hastanın kendi kök hücrelerinden yetiştirilen damarlaşmış kalp organoidleri, kaybedilen ya da hasar gören dokuların yerine cerrahi olarak implant edilebilir.
Test etme süreci
Bilim insanları, organoidleri pluripotent kök hücrelerden büyüme faktörleri ve diğer küçük moleküller gibi çeşitli kimyasallar içeren bir ortamda yıkayarak, bu hücrelerin farklı hücre tiplerine dönüşmelerini tetikleyerek üretir. Ancak, damarlaşmış kalp organoidleri yetiştirmeye yönelik girişimler, kan damarlarını oluşturmak için gereken hücre türlerinin üretiminde tutarsız sonuçlar vermiştir. Diğer bazı araştırmacılar, mühendislik temelli bir yaklaşım benimseyerek endotelyal hücreleri ayrı ayrı yetiştirmeyi ya da damarlaşmış ağları 3B biyobaskı ile üretip bunları kalp organoidleriyle birleştirmeyi denemiştir. Ancak, şimdiye kadar hiçbiri gerçekçi bir kan damarı sistemi içeren organoidler elde edememiştir.
Abilez, “Gerçek anlamda geçitlere sahip dallanmış damarlar oluşturmuyorlar.” sözlerini dile getirdi. Yakın zamanda yayımlanan çalışmada ekip, insan kalbindeki neredeyse tüm hücre türlerini güçlü bir damar ağı oluşturan hücreler de dahil olmak üzere güvenilir bir şekilde üretebilen kalp organoidleri yetiştirmek için kimyasal bir tarifin optimize edilmesini hedefledi.

Araştırmacılar, üç temel hücre türü (kardiyomiyositler, endotelyal hücreler ve düz kas hücreleri) oluşturmak için kullanılan yerleşik yöntemleri inceledi. Bu yöntemleri birleştirerek, her üç hücre türünü de içeren kalp organoidleri oluşturmak amacıyla 34 farklı tarif ya da yetiştirme koşulu geliştirdiler. Bu tariflerde hangi büyüme faktörlerinin, ne miktarda ve hangi zamanlarda eklenmesi gerektiği ayrıntılı olarak belirlendi. Ayrıca, kök hücreleri üç farklı hücre türüne dönüştüklerinde farklı renklerde floresan verecek şekilde modifiye ettiler.
Araştırmacılar, bu 34 tarifi kök hücreler üzerinde test edip yaklaşık iki hafta boyunca gelişmelerine izin verdiklerinde, özellikle biri (koşul 32) açık ara öne çıktı. Bu koşul, en fazla renkliliğe sahip kalp organoidini üretti. Bu konuda “Oldukça açıktı,” dedi Abilez. “Üç floresan rengin en fazla göründüğü tarifi seçtik; bu renkler en fazla kardiyomiyosit, endotelyal hücre ve düz kas hücresi anlamına geliyordu.” 3B mikroskop altında incelendiğinde, halka şeklindeki organoidlerin iç kısmında kardiyomiyositler ve düz kas hücrelerinin, dış katmanında ise belirgin kan damarları oluşturan endotelyal hücrelerin düzenli bir şekilde yer aldığı görüldü. Bu küçük, dallanan tübüler damarlar çapı yaklaşık 10 ile 100 mikron olan, yani bir saç teli kalınlığında olan kalp kılcal damarlarına benzemektedir.
Araştırmacılar, organoidlerdeki diğer hücreleri tek hücreli RNA dizileme yöntemiyle analiz ettiklerinde, kalpte bulunan neredeyse tüm diğer hücre türlerini de bulduklarına şaşırdılar.
Araştırmacılar, organoidlerdeki diğer hücreleri tek hücreli RNA dizileme yöntemiyle analiz ettiklerinde, kalpte bulunan neredeyse tüm diğer hücre türlerini de bulduklarına şaşırdılar. Her bir organoid, 15 ile 17 farklı hücre türü içeriyordu; bu sayı, 16 hücre türüne sahip altı haftalık bir embriyonik kalple karşılaştırılabilir düzeydeydi. Yetişkin bir kalpte ise toplam 21 hücre türü bulunur.Abilez, “Kalpte bulunan tüm bu diğer hücre türlerinin de yer aldığını gördük,” ifadelerini kullandı. “Bu olumlu anlamda beklenmedik bir durumdu.”
Gelişim modeli
Kazanan tarif, farklı hücre türlerinin ortaya çıktığı ve kan damarlarının oluşmaya başladığı embriyonik gelişimin erken evrelerinde bulunan koşulları yakından taklit ediyor gibi görünüyor.Bu da, organoidlerin insan gelişiminin en erken evrelerini modellemek açısından değerli olabileceğini düşündürüyor ki bu dönem, incelenmesi oldukça zor bir süreçtir.

Abilez, erken gebelikte ilaçların test edilmesinin etik açıdan mümkün olmadığını belirterek, bu dönemde gelişimin adeta bir kara kutu olduğunu ifade eden açıklamalarda bulundu. Kavramsal bir kanıt olarak, araştırmacılar güçlü ve sık kötüye kullanılan bir opioid olan fentanili damarlaşmış kalp organoidleri üzerinde test etti. Fentanile maruz bırakılan organoidlerin daha fazla kan damarı oluşturduğu gözlemlendi. Abilez, “Bu durumun yeni doğan bir bebekte nasıl ortaya çıkabileceğini henüz bilmiyoruz, ama ortada bir fark var.” ifadelerini kullandı.
Diğer organlar
Araştırmacılar ayrıca, damarlaşma stratejilerinin diğer organoidlerin oluşturulmasına da uyarlanabileceğini gösterdi. Karaciğerdeki temel hücre türlerini farklılaştırmaya yönelik yerleşik yöntemleri birleştirerek, güçlü kan damarı ağlarına sahip karaciğer organoidleri geliştirdiler. Wu’nun aktardığına göre, gelecekte yapılacak çalışmalarda araştırmacılar, damarlaşmış organoidlerin daha uzun süre gelişmesine izin vererek ne kadar büyüyüp olgunlaştıklarını gözlemleyecek.
Ayrıca, organoidlerde bağışıklık hücreleri ve kan hücreleri gibi daha fazla hücre türü üretebilmek için damarlaşma tariflerini daha da optimize etmeyi planlıyorlar. Bu sayede, organoidlerin yetişkin bir kalbin yapısına daha çok benzemesi ve yetişkin hastalıklarının daha iyi modellenmesi amaçlanıyor.Abilez, “Bunu tüm farklı organoid türlerinde yapabilmeyi çok isterim.” ifadelerini kullandı. “Sonuçta, vücudumuzdaki neredeyse her organın bir kan damarı sistemi var.”
Kaynakça: https://news.stanford.edu/stories/2025/06/heart-liver-organoids-research-regenerative-therapy (Son Erişim Tarihi: 25/06/2025)

