GazeteBilim
Destek Ol
Ara
  • Anasayfa
  • Bilim
  • Teknoloji
  • Felsefe
  • Kültür-Sanat
  • Gastronomi
  • Çocuk
  • Etkinlikler
    • Astronomi Dersleri
    • Çağdaş Epistemoloji Dersleri
    • Davranış Nörolojisi Dersleri
    • Eğitimciler İçin Yapay Zekâ Okur-Yazarlığı Dersleri
    • Epigenetik Dersleri
    • Evren ve Kozmoloji Dersleri
    • Evrim Dersleri
    • Bilim Tarihi Dersleri
    • Hegel Dersleri
    • İnsan Felsefesi Dersleri
    • Kapitalizmin Tarihsel Gelişimi ve İktisadi Düşünce Dersleri
    • Konuşmaktan Korkmuyorum
    • Kuantum Mekaniği ve Yorumları Dersleri
    • Marx Dersleri
    • Nörobilim Dersleri
    • Nörohukuk
    • Nörofelsefe Dersleri
    • Nöroperspektifler
    • Nöropsikanaliz Dersleri
    • Öğrenilmiş Çaresizlik
    • Teizm, Deizm, Agnostisizm ve Ateizm Dersleri
    • Teoloji, Bilim ve Felsefe Tartışmaları
    • Zihin Dersleri
  • Biz Kimiz
  • İletişim
Okuyorsun: Daha sessiz, daha kansız: Zehirle cinayet
Paylaş
Aa
GazeteBilimGazeteBilim
Ara
  • Anasayfa
  • Bilim
  • Teknoloji
  • Felsefe
  • Kültür-Sanat
  • Gastronomi
  • Çocuk
  • Etkinlikler
    • Astronomi Dersleri
    • Çağdaş Epistemoloji Dersleri
    • Davranış Nörolojisi Dersleri
    • Eğitimciler İçin Yapay Zekâ Okur-Yazarlığı Dersleri
    • Epigenetik Dersleri
    • Evren ve Kozmoloji Dersleri
    • Evrim Dersleri
    • Bilim Tarihi Dersleri
    • Hegel Dersleri
    • İnsan Felsefesi Dersleri
    • Kapitalizmin Tarihsel Gelişimi ve İktisadi Düşünce Dersleri
    • Konuşmaktan Korkmuyorum
    • Kuantum Mekaniği ve Yorumları Dersleri
    • Marx Dersleri
    • Nörobilim Dersleri
    • Nörohukuk
    • Nörofelsefe Dersleri
    • Nöroperspektifler
    • Nöropsikanaliz Dersleri
    • Öğrenilmiş Çaresizlik
    • Teizm, Deizm, Agnostisizm ve Ateizm Dersleri
    • Teoloji, Bilim ve Felsefe Tartışmaları
    • Zihin Dersleri
  • Biz Kimiz
  • İletişim
  • Destek Ol
Bizi Takip Edin
  • Biz Kimiz
  • Künye
  • Yayın Kurulu
  • Yürütme Kurulu
Copyright © 2023 Gazete Bilim - Bütün Hakları Saklıdır
GazeteBilim > Blog > Tıp > Daha sessiz, daha kansız: Zehirle cinayet
Tıp

Daha sessiz, daha kansız: Zehirle cinayet

Yazar: GazeteBilim Yayın Tarihi: 12 Mart 2026 17 Dakikalık Okuma
Paylaş
cinayet
Zehir, fiziksel güç gerektirmeden ve geçmişte bu kadar kolay saptanamaması, doğal ölüm gibi değerlendirilmesi nedeniyle bireysel cinayetlerden siyasi suikastlara kadar kullanılagelmiştir. (Görsel: Pixabay)

Fiziksel ve cinsel şiddet bulguları gösteren cinayetlere göre daha sessiz ve daha kansız bir cinayetten bahsediyoruz. Zehir kullanan katiller genellikle anatomik ve fiziksel açıdan daha zayıf ve kan görmek istemeyebilirler.

Prof. Dr. Halis Dokgöz
Adli Tıp Uzmanı
Söyleşi:
Emine Öykü Güner

Geçmişteki zehirleyiciler, zehir cinayetleri hakkında neler söyleyebilirsiniz? Tarihte en çok kullanılan zehirler hangileriydi ve neden tercih ediliyordu?

Bu sorunuz bana Sokrates’in ünlü savunmasını anımsattı. Sokrates savunmasında “Onlar beni öldürebilir, sürgüne gönderebilir ya da yurttaşlık haklarımı elimden alabilirler. Bunları yaparak başıma büyük belalar açtıklarını sanabilirler, ama ben öyle düşünmüyorum. Bence asıl kötü olan, şimdi yaptıkları gibi, bir adamı haksız yere öldürmeye çalışmalarıdır” diyor. Sokrates, tüm zamanların en önemli ve aynı zamanda en gizemli filozoflarından biridir; aslında hiçbir şey yazmamış olmasına rağmen etkisi ve ünü yüzyıllardır sürmektedir. MÖ 399’da Atina gençliğini yozlaştırma ve dinsizlik suçlamasıyla yargılanmış, jüri tarafından suçlu bulunmuş ve baldıran zehri ile ölüme mahkûm edilmiştir.

Sokrates nasıl ve neden yargılandı? Dünyanın ilk demokrasisinin üyeleri olan jüri üyeleri onu neden suçlu buldu? İdam edilmekten kurtulma fırsatı verildiğinde, neden bunu yapmayı reddetti ve bunun yerine cezayı kabul etti? Sokrates tam olarak nasıl öldü? Bu soruların yanıtını arayışımız yüzyıllardır devam ederken gizem ile sorgulamaya devam ediyoruz. Sokrates’in ölüm cezasını veren otokrasiye yüzyıllar öncesinden ders veren filozofik yaklaşımı, tarihsel sürecin bence kilometre taşlarını oluşturuyor.

Zehir, fiziksel güç gerektirmeden ve geçmişte bu kadar kolay saptanamaması, doğal ölüm gibi değerlendirilmesi nedeniyle bireysel cinayetlerden siyasi suikastlara kadar kullanılagelmiştir.

Antik Yunan’da Baldıran Otu (Konine alkaloidi) Sokrates’in öldürülmesinde kullanılırken, kokusuz ve tatsız olup yiyecek ve içeceklere karıştırılan Arsenik ise 19. yüzyıla kadar insanlığın en büyük kâbusu olmuştur. Yine Atropin’in (Belladonna Güzelavrat Otu) ise hem cinayetlerde hem de kozmetik güzellik nesnesi olarak kullanılmış olması da başka bir paradokstur.

Sokrates
Sokrates, MÖ 399’da Atina gençliğini yozlaştırma ve dinsizlik suçlamasıyla yargılanmış, jüri tarafından suçlu bulunmuş ve baldıran zehri ile ölüme mahkûm edilmiştir. (Görsel: Pixabay)

Paracelsus’un ünlü deyişi “Tüm maddeler zehirdir, ilacı zehirden ayıran dozdur” sözünün zehir cinayetlerindeki yeri nedir? Tarihteki zehirlenme vakaları bu sözü doğruladı diyebilir miyiz?

Paracelsus, aslında o ince, ilaç ile zehir arasındaki hassas çizgiyi vurgulamıştır. Gıdalar; insanlar tarafından yenilen, içilen, çiğnenen ve insan bedenine fizyolojik etkileri olan sindirilebilir veya sindirim mekanizmasında işlevi olan maddelerdir. İlaç ise bilimsel kurallara uygun olarak belirli ve sabit bir şekilde üretilen, üreticisinin adıyla veya özel bir isim altında piyasaya sürülen, tıpta kullanılan her türlü basit veya bileşik tedavi edici ürünlerdir. İlaç ile zehir ayrım noktası tam olarak dozdur. Hem tarihsel süreçteki olaylar hem de kurgusal edebiyat ve sanat eserlerinde bu izleri görüyoruz. Adli toksikolojide bir ölümün zehirden kaynaklanıp kaynaklanmadığını belirlemek için LD 50 (Lethal Dose 50) değeri baz alınır. Belirli bir popülasyonun %50’sini öldüren doz ölümcül dozdur. Adli tıp uzmanı, otopside bulunan bu madde miktarını bu standart değerlerle karşılaştırarak ölüm nedenini açıklar.

Zehirle cinayet işleyen kişilerde diğer cinayet türlerine kıyasla belirgin bir psikolojik profil var mıdır?

Zehirle cinayet işleyenlerin profilleri başka yöntemlerle cinayet işleyenlere göre farklılıklar gösterir. Aslında fiziksel ve cinsel şiddet bulguları gösteren cinayetlere göre daha sessiz ve daha kansız bir cinayetten bahsediyoruz. Zehir kullanan katiller genellikle anatomik ve fiziksel açıdan daha zayıf ve kan görmek istemeyebilirler. Tarihsel olarak kadınların daha çok zehir kullandığı gibi bir ön yargı olsa da meseleyi cinsiyetten daha çok fiziksel yüzleşmekten kaçınma ve güç dengesizliği ile açıklamak daha doğru bir yaklaşım olacaktır. Ayrıca zehir kullanan katil profillerinde kimya ve tıp gibi alanlarda yoğun bir ilgi ve bilgi birikimi de söz konusu olup bu profiller kendilerini zeki ve entelektüel sanırken bu arada narsistik duygularını da beslerler. Cinayet işleyenlerin çoğunlukla kurbanın çevresindeki aileden başlayarak en yakın kişiler olması şaşırtıcı değildir. Ve bu kişiler anlık öfke ile cinayet işlemekten daha çok sabırlı bir şekilde plan, program çerçevesinde araştırmasını yapıp zehri belirleme süreci ile devamında uygulama ile final yaparlar.

katil
Zehir kullanan katil profillerinde kimya ve tıp gibi alanlarda yoğun bir ilgi ve bilgi birikimi de söz konusu olup bu profiller kendilerini zeki ve entelektüel sanırken bu arada narsistik duygularını da beslerler. (Görsel: Pixabay)

Zehir seçimi katilin karakteri hakkında ne söyler? Örneğin, yavaş etkili bir zehir (Talyum gibi) seçen bir fail ile hızlı etkili bir maddeyi seçen failin kurbanla olan duygusal bağı arasında bir korelasyon var mı?

Kriminoloji ve kriminalistik bilimi bu ve benzer soruların yanıtını aramaya devam ediyor ve bence bu soruların mutlak yanıtı da yok. Ancak bazı çıkarımlar yapabiliriz elbette. Katilin psikolojisinde kuşkusuz seçtiği zehir ve kurbanıyla duygusal ilişkisi yanında kurbanı kontrol altına alma ve kendi narsistik tatmini çok belirleyicidir. Kullanılan zehrin hızlı mı yoksa yavaş mı etki edeceği katilin cinayet senaryosu ile ilgilidir.

Tarihsel süreçte baktığımızda Talyum, Arsenik ve Radyum gibi yavaş etkili bir zehir seçen katil, genellikle kurbanındaki fiziksel ve ruhsal değişim ile ölüm sürecini izler. Güç sarhoşluğuyla kurbanındaki değişimi gözlemlerken bu durumdan sadistik bir zevk almak da söz konusudur. Siyanür ve Striknin gibi hızlı, etkili bir zehir seçen katil genellikle duygusal bir bağdan daha çok öfkeyle bir an önce sonuca odaklanıp öldürmeyi temel hedef olarak seçer. Ve duygusal bir bağdan daha çok kurbanı yok edilmesi gereken bir nesne olarak görür.  

Ölüme neden olan zehirden yola çıkarak katilin yaptığı işi tahmin etmek de bazı durumlarda söz konusu olabilir. İnsülin ve Potasyum gibi maddeler bir sağlık çalışanı ya da iyi bir tıp veya kimya bilgisine sahip birini düşündürür. Yine Risin ve Polonyum gibi maddeler özel olarak analiz edilmedikçe rutin toksikolojik incelemelerde bulunmaz. Özellikle delil bulunması zor olan uluslararası suikastlerde karşımıza çıkabiliyor.

Zehirli bir maddenin doğal ölüm gibi görünmesini sağlayan biyokimyasal mekanizmalar var mıdır? Gelecekte “iz bırakmayan” bir zehir mümkün mü? Yoksa gelecek içinde kusursuz cinayet yoktur diyebilir miyiz?

İlk cinayetin işlendiği tarihten bugüne cinayetlerin kuşkusuz bir gizemi olmuştur. Bazen katillerin cinayet sonrası delil bırakmaması ve yok etmesi bazen de adli birimlerin delileri iyi değerlendirememesi sonucu cinayetlerin aydınlatılamadığını biliyoruz.

Yazılı tarihin başlangıcında, adli tıp ve dinin iç içe olduğunu görüyoruz. Adli tıp ancak 16. yüzyılın sonlarında bir uzmanlık alanı olarak ortaya çıkmış, 1800’lü yıllarla birlikte alanda çığır açılan bir dönem başlamış ve cinayetler daha nesnel verilerle aydınlatılmıştır. Tıp ve yasalar arasındaki ilişki geliştikçe suç olaylarının araştırılmasında kullanılan bilimsel yöntemler de gelişmiş ve Edmond Locard’ın bahsettiği “iki nesne birbiriyle temas ettiğinde, materyaller aralarında değiş tokuş olur” ilkesi kriminolojinin temel unsurlarından biri olmuştur. Fransa’nın Sherlock Holmes’u olarak tanınan Locard her suçta her temasın iz bıraktığını vurgular.

sadist
Tarihsel süreçte baktığımızda Talyum, Arsenik ve Radyum gibi yavaş etkili bir zehir seçen katil, genellikle kurbanındaki fiziksel ve ruhsal değişim ile ölüm sürecini izler. Güç sarhoşluğuyla kurbanındaki değişimi gözlemlerken bu durumdan sadistik bir zevk almak da söz konusudur.

Cinayet, intihar, kaza veya doğal nedenlerle mi öldü? Özellikle zehirlenmelere bağlı ölümlerde yanıtı verilmesi gereken soru olduğu kadar tüm yönleriyle de aydınlatılması gereken bir sorundur. Otopsi ile sadece ölüm zamanı ve ölüm nedeni değil aynı zamanda eylemin niteliği, nasıl olduğu ve/veya olabileceği yorumlanarak kaza, intihar, cinayet veya doğal nedenli bir ölüm olup olmadığı da ortaya konulabilir. Toksikolojik inceleme saldırgan ya da mağdurun bedeninde uyutucu, uyuşturucu ve/veya toksik bir madde bulunup bulunmadığı, eğer varsa dozunu saptarken yine kimyasal, biyolojik, radyoaktif, nükleer maddeye bağlı ölümlerin de nedenini açıklamaktadır. Gelişen bilim ve teknoloji artık delilleri kolaylıkla saptıyor, zor olansa onları inceleyecek ve yorumlayacak insanın yetiştirilebilmesini sağlayacak adli bilimler yaklaşımı sanırım. Önce şüpheleneceğiz, sonra araştıracağız ve laboratuvar sonuçlarıyla kanıtlayacağız. Kuşkusuz katiller bizden 1-0 önde başlıyorlar ama bizim de elimizde çok duyarlı yöntemler var. Önemli olan disiplinler arası etkin çalışma ile olayı çözmek. Yani kusursuz cinayet yoktur, etkin soruşturma ve delillendirmede sorun olabilir.

Nadir zehirlere ulaşılmasıyla kullanımın artması zehirlenme ile olan cinayetlerin tespiti için bir risk midir? Bir zehrin “nadir” olması, adli tıp uzmanı için bir avantaj mı yoksa standart tarama testlerinin (panel) dışında kaldığı için bir dezavantaj mıdır?

Adli toksikolojik inceleme ile zehirler eser miktarları yanında toksik ve öldürücü dozda olup olmadıklarını saptar. Burada kritik nokta laboratuvarda hangi maddelere bakıldığı? Spektrum ne kadar geniş olursa olsun bakamadığımız maddeler var mı? Maalesef bu sorunun yanıtı evet. O zaman etkili bir olay yeri inceleme, otopsi, laboratuvar incelemeleri ve olay yerinden elde edilecek delil ve bulgular çok önem taşıyor.

Örneğin Baldıran gibi nadir bir bitki alkaloidi veya Polonyum-210 gibi bir radyoizotop bildiğim kadarıyla rutin taramalarda aranmayan maddeler. Ve geçenlerde ülke gündeminde aylarca İstanbul Ortaköy’de ölen böcek ailesinin gıda zehirlenmesi mi yoksa kimyasal zehirlenmesi sonucu mu öldüğünü tartıştık. Ne zamanki Alüminyum Fosfit’ten şüphelendik ve rutin laboratuvar incelemesinde olmayan Alüminyum Fosfit incelemesi yapıldı, o zaman ölüm nedenleri açığa çıkarıldı. O nedenle sorunu laboratuvar çözer yaklaşımı yerine olay yeri inceleme ve o bölgedeki insanlarla ayrıntılı görüşme çok önemli hale geliyor.

toksik
Spektrum ne kadar geniş olursa olsun bakamadığımız maddeler var mı? Maalesef bu sorunun yanıtı evet. O zaman etkili bir olay yeri inceleme, otopsi, laboratuvar incelemeleri ve olay yerinden elde edilecek delil ve bulgular çok önem taşıyor. (Görsel: Pixabay)

Agatha Christie (Zehri Kim Verdi) veya Gustave Flaubert (Madame Bovary) gibi yazarların eserlerinde zehir, genellikle temiz ve kurbanın son anlarını dramatik bir şekilde ifade etmesine izin veren zarif bir araç gibi resmedilir. Gerçek toksikolojik bir vakada, edebiyatın bize yansıttığı huzurlu sessiz veda ile kurbanın biyolojik gerçekliği arasındaki fark nedir?

Altın Çağ’ın tartışmasız en popüler ve adı polisiyeye altın harflerle yazılmış olan yazarı, Suç Kraliçesi olarak da bilinen Agatha Christie’dir. Agatha’nın romanlarında çeşitli zehirlerin kullanılması ve bu zehirlerin kimyasal ve biyolojik etki mekanizmaları dikkate alınarak yazılmış hikâyeler karşımıza çıkıyor. Birinci Dünya Savaşı yıllarında gönüllü hemşire olarak çalışması nedeniyle ilaç, zehir ve bitkilerin etki mekanizmaları konusunda oldukça bilgi sahibi olan Agatha, sadece bilimsel bilgileri doğru kullanmasıyla değil, aynı zamanda kurgusal zekâsı ve romanlarını ilmek ilmek örmesiyle fark yaratmıştır. Eserlerinde zehirle işlenmiş cinayetler diğer cinayet yöntemlerden oldukça fazladır ve bu durumu pek çok eleştirmen, zehri zarif ve ince bir cinayet yöntemi olarak görmesine bağlıyor.

Agatha Christie’nin polisiye romanlarının 66’sında 30’dan fazla karakter zehirle öldürülmüştür. Kullanılan zehirler arasında Siyanür, Arsenik, Striknin, Digital, Morfin, Talyum, Atropin, Fizostigmin, Uyku Hapları, Amilnitrat Koniin, Fosfor gibi zehirleri sayabiliriz. Siyanür, Agatha Christie’nin romanlarında cinayeti kurgularken en sık kullandığı zehirdir. Şampanyadaki Zehir, Ve Ayna Kırıldı, On Küçük Zenci romanlarında Siyanür; Porsuk Ağacı Cinayeti romanında Porsuk otunda Siyanidle birlikte bulunan Taksin alkaloidi kullanılmıştır. Bitkilerden elde edilen zehirler içerisinde “Beş Küçük Domuz” romanında baldıran otundan elde edilen Koniin ile gerçekleşmiştir. Klasik eserlerde zehirlenen karakter genelde yatağına uzanır ve derin bir uykuya dalar gibi ölür.

agatha
Agatha’nın romanlarında çeşitli zehirlerin kullanılması ve bu zehirlerin kimyasal ve biyolojik etki mekanizmaları dikkate alınarak yazılmış hikâyeler karşımıza çıkıyor.

Gustave Flaubert’in Madame Bovary eserinde Emma’nın ölümünde Arsenik kullanılmıştır. Agatha’nın aksine Flaubert, Madame Bovary’de Emma’nın arsenikle ölümünü betimlerken, zehirle zarif ölüm klişesi yerine, okuyucu için daha sarsıcı bir gerçeklik tercih etmiştir. Flaubert’in babasının ve kardeşinin de doktor olması nedeniyle tıbbi konularda bilgi sahibi olmasının da etkisiyle ölümü biyolojik bir süreç olarak işlemiştir.

Bu arada Sokrates’e de bir paragraf açmakta yarar var. Sokrates, ölüm sürecinin öğrencisi Platon tarafından kaydedilmesini istemiştir. Sokrates’in ölümü, Platon’un “Sokrates’in Savunması” eserinde ayrıntılarıyla anlatılır. Platon tarafından kaydedilen zehirlenme belirtileri ise vücudun ağırlığını taşıyamaması, ilk başlarda meydana gelen soğukluk hissi, vücudun alt kısımlardan başlayarak yavaş yavaş yukarıya doğru uyuşması, yutma ve konuşma fonksiyonlarının etkilenmesi ve ardından ölümün meydana geldiği kaydedilmiş ve diyaloglara bakılırsa ölüm oldukça hızlı gerçekleşmiştir. Burada bugünkü tıp teknolojisi ile açıkladığımız bulgu ve bilgilerin, yüzyıllar öncesinde Palton’un notları ile özdeşleşmesi ise şaşırtıcı olduğu kadar belgesel bir nitelik de taşıyor. Bu arada Baldıran otunu İskoç Dr. John Harley de 19. yüzyılda kendi üzerinde deneyimlemiş ve Platon’un tanımlamalarıyla oldukça örtüştüğünü vurgulamıştır.

Bu örneklerde de görüldüğü üzere her ne kadar kullanılan zehre bağlı olarak insan vücudundaki bulgular değişmekle birlikte zehirleri estetize etmek yerine sosyal yaşamın gerçekliği ile bilimsel gerçekliğin edebiyata, sanata ve sinemaya yansımalarını doğru aktarmak temel sorumluluk… Biz adli tıp uzmanları bu yansımalarda bilimsel gerçekliklerin doğru kullanımı yanında yaşamdan yana mücadeleye devam etme gibi bir sorumlulukla hareket etme eğiliminde olmaya devam edeceğiz gibi görünüyor.

Prof. Dr. Halis Dokgöz kimdir?

Çorum’da doğdu. 1989 yılında 19 Mayıs Üniversitesi Tıp Fakültesi’nden mezun oldu. 1999’da İstanbul Üniversitesi İstanbul Tıp Fakültesi’nde Adli Tıp ihtisasını tamamladı. 2000-2004 yıllarında İstanbul Adli Tıp Kurumu 2. İhtisas Kurulunda çalıştı. 2005 yılında Mersin Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalı’nda “Yrd. Doçent”, 2008 yılında “Doçent” ve 2014 yılında “Profesör” oldu. Halen Mersin Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalı Öğretim Üyesi ve Mersin Üniversitesi Çocuk Koruma ve Araştırma Uygulama Merkezi kurucu müdürü olarak görev yapmaktadır.

Adli bilimler alanının hakemli uluslararası dergisi Adli Tıp Bülteni’nin 2013 yılından beri editörlüğünü yürütmektedir. 2019 yılında 52 akademisyenin katkılarıyla yayınlanan ve Türkiye’nin uluslararası textbook nitelikli “Adli Tıp & Adli Bilimler” kitabının editörlüğünü yaptı. 2020 yılında Türkiye’nin ilk “CSI” kitabı olarak tanımlanan adli olguların bilimsel çözümlemelerini içeren “Olgularla Adli Tıp & Adli Bilimler” kitabının editörlüğünü yaptı. 2023 yılında tıp, psikoloji, hukuk, kriminoloji, etik, siber güvenlik gibi alanları kapsayan “Siber Suçlar” kitabının editörlüğünü yaptı. Ulusal ve uluslararası pek çok makale, araştırma ve kitap bölümleri yayınlanan Dokgöz, çocuk hakları, kadın hakları, şiddet, adli psikiyatri ve tıbbi malpraktis konularında çalışmalarını yoğunlaştırmıştır. Adli tıp ve adli bilimler alanında topluma yönelik TV ve Sosyal Medya aracılığı ile programlar ve danışmanlıklar yapmaya devam etmektedir.

Bilimsel çalışmaları yanında karikatürle de uğraşan Dokgöz’ün, Gırgır, Limon, Çarşaf, Cumhuriyet, Bizim Gazete, Milliyet, Radikal ve Sabah gibi pek çok gazete ve dergide karikatürleri yayınlandı. Düzenli olarak Kılçık, Tıp Dünyası, Sendrom, Hiç, Fesat, Homur, Hekim Forumu, Dünya ve Ekonomi gazetesine çizdi. 2016-2018 yıllarında günlük olarak Hürriyet Gazetesi Çukurova’da Metafor köşesinde karikatürleri yayınlandı. Katıldığı ulusal ve uluslararası yarışmalardan çeşitli ödüller aldı. Çok sayıda kişisel ve karma karikatür sergisine katıldı. Türkiye Gazeteciler Cemiyeti’nce karikatür alanında 2023 yılı Sedat Simavi Ödülü’ne değer görüldü. Türkiye Gazeteciler Cemiyeti’nin gerçekleştirdiği, 2025 yılı Türkiye Gazetecilik Başarı Ödülü’nü aldı. Güneşin Girmediği Yere, Çizgisel, Metafor ve Karikatürlerle Çocuk Hakları Sözleşmesi kitapları yayınlandı. Halen BirGün Gazetesi’ne çizmektedir.

Etiketler: adli tıp, roman, zehir
GazeteBilim 12 Mart 2026
Bu Yazıyı Paylaş
Facebook Twitter Whatsapp Whatsapp E-Posta Linki Kopyala Yazdır
Önceki Yazı zeka Küçük balık, kritik zekâ testini geçti
Sonraki Yazı kaygı Depresyon ve kaygıda önleyiciler: Hayatın anlamı ve hedefler

Popüler Yazılarımız

krematoryum fırını

Türkiye’de ölü yakma (kremasyon): Hukuken var, fiilen yok

BilimEtik
23 Kasım 2023
cehalet
Felsefe

“Cehalet mutluluktur” inancı üzerine

Eşitleştiren, özgürleştiren, mutlu kılan, bilgi midir yoksa cehalet mi? Mutlu kılan, cehalet mutluluktur sözünde ifade edildiği gibi, bilgisizlik ve cehalet…

12 Ağustos 2023
deontolojik etik
Felsefe

Deontolojik etik nedir?

Bir deontolog için hırsızlık her zaman kötü olabilir nitekim çalma eyleminin özünde bu eylemi (daima) kötü yapan bir şey vardır.

15 Ağustos 2024
kurt, köpek
Acaba Öyle midir?Zooloji

İddia: “Kurt evcilleşmeyen tek hayvandır!”

Tabii ki bu cümle baştan aşağı yanlıştır. Öncelikle kurt ilk ve en mükemmel evcilleşen hayvandır. İnsanın en yakın dostu köpek…

2 Şubat 2024

ÖNERİLEN YAZILAR

Antik Yunan ve Romalı doktorlara göre sağlıklı yaşlanmanın yolları

Antik Yunan ve Romalıların ellerinde mikroskoplar veya genetik testler yoktu. Ancak doğayı muazzam bir keskinlikle gözlemlediler.

TarihTıp
19 Mart 2026

Sabah kahveniz bir gün kanserle mücadelenize yardımcı olabilir

Gelecekte, sabah kahveniz kanser ve diyabete karşı hassas gen terapilerini devreye sokmaya yardımcı olabilir.

Tıp
9 Mart 2026

Tıbbın yeni rotası: Kök hücre hakkında her şey

Kök hücreler farklı hücre tiplerine dönüşebilen hücreleri ifade ediyor. Günümüzde birçok hastalığın tedavisinde ve organ mühendisliğinde sıklıkla kullanılıyor ve gelecek…

Tıp
31 Ocak 2026

Sonsuza dek mutlu yaşayamazlar: Disney prenseslerinin tartışmalı klinik vakaları

Bir Disney prensesine nasıl tanı koyabiliriz? Yüzeyde bu fikir çılgınca görünüyor, ancak biraz hayal kurmaya da izin veriyor.

Tıp
31 Ocak 2026
  • Biz Kimiz
  • Künye
  • Yayın Kurulu
  • Yürütme Kurulu
  • Gizlilik Politikası
  • Kullanım İzinleri
  • İletişim
  • Reklam İçin İletişim

Takip Edin: 

GazeteBilim

E-Posta: gazetebilim@gmail.com

Copyright © 2023 GazeteBilim

  • Bilim
  • Teknoloji
  • Felsefe
  • Kültür-Sanat
  • Gastronomi
  • Çocuk

Removed from reading list

Undo
Welcome Back!

Sign in to your account

Lost your password?