İtalyan yönetmen Tinto Brass, 93 yaşında yaşamını yitirdi. Cinselliği ve arzuyu sinemasının merkezine taşıyan Brass, filmleri ve kışkırtıcı sözleriyle ahlak ve sansür tartışmalarının odağında yer aldı.
“Bana poponu göster, sana kim olduğunu söyleyeyim…”
İtalyan sinemasının en tartışmalı yönetmenlerinden Tinto Brass, bu sözleri 2023 yılında verdiği bir röportajda söylemişti. Yönetmen, ifadeyi beden üzerine şakayla kurduğu bir düşünce dizisinin son cümlesi olarak kullanıyordu.
Brass’ın sözünün İtalyanca aslında kullandığı sözcük, Türkçedeki “popo”dan daha kaba ve doğrudan bir anlam taşıyordu. Yönetmen aynı röportajda “Popo ruhun aynasıdır” diyerek bedenin bu bölümüne duyduğu ilgiyi kışkırtıcı bir dille anlatmıştı.
Caligula, Salon Kitty, La Chiave ve Paprika gibi filmleriyle tanınan Brass, 4 Kasım’da Roma’da, 93 yaşında hayatını kaybetti. Ölümünü eşi Caterina Varzi ile çocukları duyurdu.
Kameradan mahkeme salonlarına
Brass’ın sinema yaşamına sansür ve yasaklarla yaşadığı çatışmalar eşlik etti.
Yönetmen, bir söyleşisinde kamera arkasında geçirdiği süreye yakın bir zamanı mahkeme salonlarında geçirdiğini söylemişti. Kendi anlatımına göre filmlerinin büyük bölümü sansürle karşılaşmıştı.
Brass için sansür tartışması yalnızca cinsel sahnelerle sınırlı değildi. Otoriteye, yerleşik ahlak anlayışına ve ikiyüzlülük olarak gördüğü toplumsal kurallara karşı çıkış da sinemasında önemli bir yer tutuyordu.
İlk filmi çalışma hayatını sorguluyordu
26 Mart 1933’te Milano’da Giovanni Brass adıyla dünyaya gelen yönetmen, sinemaya erotik filmlerle başlamadı.
1963 tarihli ilk uzun metrajlı filmi Chi lavora è perduto, çalışma yaşamını ve toplumsal düzene uyum baskısını ele alıyordu. Otoriteye yönelik eleştirileriyle dikkat çeken film, yönetmenin sansürle yaşadığı sorunların da başlangıcı oldu.
Brass, sonraki yıllarda deneysel anlatıma ve alışılmış sinema dilinin dışına çıkmaya yöneldi. 1967 tarihli Col cuore in gola, bu döneminin örnekleri arasında yer aldı.
Cinsellik, iktidar ve faşizm
Yönetmenin 1976 tarihli Salon Kitty filmi, cinsellik ile iktidar arasındaki ilişkiyi tarihsel bir bağlamda işliyordu.
Film, Nazi Almanyası’nda istihbarat amacıyla kullanılan bir genelev üzerinden ilerliyordu. Brass, bu yapımında cinselliği gözetim, tahakküm ve iktidar ilişkileriyle birlikte ele aldı.
Üç yıl sonra ise yönetmenin adını dünya çapında tartışmaların merkezine taşıyan Caligula gösterime girdi.
Caligula krizi
Roma İmparatoru Caligula’nın yaşamından esinlenen filmde Malcolm McDowell, Helen Mirren ve Peter O’Toole gibi oyuncular yer aldı. Yapım, ekrandaki şiddet ve cinselliğin yanı sıra kamera arkasındaki anlaşmazlıklarla da gündeme geldi.
Brass, yapımcı Bob Guccione ile filmin son hâli konusunda anlaşmazlığa düştü. Yönetmenin bilgisi dışında eklenen açık cinsel sahneler ve kurguya yapılan müdahaleler, gösterime giren yapımın Brass’ın tasarladığı filmden uzaklaştığı tartışmalarına yol açtı.
Brass, gösterime giren versiyonla arasına mesafe koydu. Caligula ise sansür tartışmaları ve farklı kurgularıyla sinema tarihinin en tartışmalı yapımlarından biri hâline geldi.
Arzu ve tartışmalı bir sinema
Brass, 1980’lerden itibaren La Chiave, Miranda, Capriccio, Paprika ve Così fan tutte gibi filmlerle erotik sinemanın en tanınan yönetmenleri arasına girdi.
Filmlerinde kadınların arzularına ve cinselliğine geniş yer vermesi, bazı izleyiciler tarafından yerleşik ahlak anlayışına meydan okuyan bir yaklaşım olarak değerlendirildi. Kadın bedenini kamera karşısında sunuş biçimi ise sinemasının en çok tartışılan yönlerinden biri oldu.
Yönetmen, 2026 Venedik Film Festivali’ne gönderdiği mesajda sinemasını estetik arayış, deney ve özgürlük tercihi üzerinden anlatmıştı.
Brass’ın filmleri ve sözleri, cinselliğin sinemada nasıl temsil edildiğine, arzunun sınırlarına ve sansüre ilişkin tartışmalarda yer tutmayı sürdürüyor.

