GazeteBilim
Destek Ol
Ara
  • Anasayfa
  • Bilim
  • Teknoloji
  • Felsefe
  • Kültür-Sanat
  • Gastronomi
  • Çocuk
  • Etkinlikler
    • Astronomi Dersleri
    • Çağdaş Epistemoloji Dersleri
    • Davranış Nörolojisi Dersleri
    • Eğitimciler İçin Yapay Zekâ Okur-Yazarlığı Dersleri
    • Epigenetik Dersleri
    • Evren ve Kozmoloji Dersleri
    • Evrim Dersleri
    • Bilim Tarihi Dersleri
    • Hegel Dersleri
    • İnsan Felsefesi Dersleri
    • Kapitalizmin Tarihsel Gelişimi ve İktisadi Düşünce Dersleri
    • Konuşmaktan Korkmuyorum
    • Kuantum Mekaniği ve Yorumları Dersleri
    • Marx Dersleri
    • Nörobilim Dersleri
    • Nörodilbilim Dersleri
    • Nörohukuk
    • Nörofelsefe Dersleri
    • Nöroperspektifler
    • Nöropsikanaliz Dersleri
    • Öğrenilmiş Çaresizlik
    • Teizm, Deizm, Agnostisizm ve Ateizm Dersleri
    • Teoloji, Bilim ve Felsefe Tartışmaları
    • Zihin Dersleri
  • Biz Kimiz
  • İletişim
Okuyorsun: Aydınlanmanın toplumsal anlamı üzerine
Paylaş
Aa
GazeteBilimGazeteBilim
Ara
  • Anasayfa
  • Bilim
  • Teknoloji
  • Felsefe
  • Kültür-Sanat
  • Gastronomi
  • Çocuk
  • Etkinlikler
    • Astronomi Dersleri
    • Çağdaş Epistemoloji Dersleri
    • Davranış Nörolojisi Dersleri
    • Eğitimciler İçin Yapay Zekâ Okur-Yazarlığı Dersleri
    • Epigenetik Dersleri
    • Evren ve Kozmoloji Dersleri
    • Evrim Dersleri
    • Bilim Tarihi Dersleri
    • Hegel Dersleri
    • İnsan Felsefesi Dersleri
    • Kapitalizmin Tarihsel Gelişimi ve İktisadi Düşünce Dersleri
    • Konuşmaktan Korkmuyorum
    • Kuantum Mekaniği ve Yorumları Dersleri
    • Marx Dersleri
    • Nörobilim Dersleri
    • Nörodilbilim Dersleri
    • Nörohukuk
    • Nörofelsefe Dersleri
    • Nöroperspektifler
    • Nöropsikanaliz Dersleri
    • Öğrenilmiş Çaresizlik
    • Teizm, Deizm, Agnostisizm ve Ateizm Dersleri
    • Teoloji, Bilim ve Felsefe Tartışmaları
    • Zihin Dersleri
  • Biz Kimiz
  • İletişim
  • Destek Ol
Bizi Takip Edin
  • Biz Kimiz
  • Künye
  • Yayın Kurulu
  • Yürütme Kurulu
Copyright © 2023 Gazete Bilim - Bütün Hakları Saklıdır
GazeteBilim > Blog > Dosya > Kant 300. Yaşında > Aydınlanmanın toplumsal anlamı üzerine
Kant 300. Yaşında

Aydınlanmanın toplumsal anlamı üzerine

Yazar: GazeteBilim Yayın Tarihi: 1 Nisan 2024 7 Dakikalık Okuma
Paylaş
kant
1784’te Berlin’de aylık olarak yayınlanan Berlinische Monatsschrift’te yazdığı kısa yazıda Kant aydınlanmayı “insanın kendi eliyle düşmüş olduğu bir ergin olmama durumu” olarak tanımlar.

Kant ve Mendelssohn aydınlanmanın doğası gereği eleştirel bir felsefe olduğunu ortaya koyar ve eleştirel yaklaşımın politik ve toplumsal alandaki karşılığına odaklanır.

Yazar: Can Tural
Arş. Gör., Dokuz Eylül Üniversitesi Felsefe Bölümü

Aydınlanma insanın aklına kendi otonomisini kazanması için seslenir. Bu nedenle akıl kendisini boyunduruğu altına alan politik, toplumsal ve kültürel her tiranı kendi mahkemesinde yargılar. Başka bir deyişle Aydınlanma, aklın kendisine pranga vuran politik, toplumsal, kültürel her alanda anlamı yeniden yaratır.

Aydınlanmanın kamusal boyutuna ilişkin en bilinen tanım Kant’a aittir. 1784’te Berlin’de aylık olarak yayınlanan Berlinische Monatsschrift’te yazdığı kısa yazıda Kant aydınlanmayı “insanın kendi eliyle düşmüş olduğu bir ergin olmama durumu” olarak tanımlar (Kant, 2000: 17). Kant için ergin olmamak insanın aklını başkasının talimatları olmaksızın kullanamaması, otonom bir varlık olmaması anlamına gelir. Bu ergin olmama hali insanın kendi suçudur çünkü bunun nedeni zihinsel yetilerin yetersizliği veya insan doğasındaki birtakım eksikler değildir. İnsan kendi aklını kullanma cesareti gösterme konusunda bir irade ortaya koymamıştır. Kant bu nedenle “Sapere Aude!”, “Aklını kullanma cesaretini göster!” der.

Kant bu kısa yazısında aydınlanmanın iki boyutuna odaklanır. Aydınlanma bir taraftan bireyseldir. Her birey kendi adına düşünme konusunda kararlılık göstermelidir. Diğer taraftan ise aydınlanma kültürel ve politiktir. Politiktir çünkü başkalarının denetim ve yönetimini lütufen ve onların iyiliği için ele aldığını öne süren yöneticiler, kendi adına düşünebilen insanları bir tehdit olarak değerlendirirler. Bunun bir sonucu olarak kültürü, otonomiyi engelleyen bir yapıya dönüştürürler. Toplumun büyük bir kesiminin ergin olmaya doğru atılacak adımları tehlikeli ve zararlı bulmalarını sağlayan unsurları toplumsal yaşamın olağan bir parçası haline getirirler. “Önlerine kattıkları hayvanlarını önce sersemleştirip aptallaştırdıktan sonra, bu sessiz yaratıkların kapatıldıkları yerden dışarı çıkmalarını kesinlikle yasaklarlar; sonra da onlara, kendi kendilerine yürümeye kalkışırlarsa başlarına ne gibi tehlikelerin geleceğini bir bir gösterirler” (Kant, 2000: 17). Nadir de olsa bazı insanlar koşullar ne olursa olsun yaşamlarına kendi akıllarını kullanarak yön verme iradesini gösterirler. Yine de bu toplumun aydınlanması için takip edilecek bir yöntem sunmaz. İnsanın kendi aklını kullanarak yaşaması ve otonom bir bireye dönüşmesi zahmetli, zorlayıcı hatta tehlikelidir. Bu nedenle Kant için tek bir çözüm vardır: Aklın kamusal kullanımı. Bireylerin tek tek aydınlanmalarını beklemek bizi herhangi bir sonuca ulaştırmayacaktır; fakat aklın kamusal kullanımı toplumun aydınlanmasını kolaylaştıracaktır. “Aydınlanma için özgürlükten başka bir şey gerekmez ve bunun için gerekli olan özgürlük de özgürlüklerin en zararsız olanıdır: Aklı her yönüyle ve her bakımdan çekinmeden kitlenin önünde apaçık olarak kullanmak özgürlüğü.’’ (Kant, 2000:18). Aklın toplumun her kesimine hitap edecek şekilde aydınlanmış bireyler tarafından özgürce kullanılması toplumun aydınlanmasının ön koşuludur. Kant bu noktada başka bir şeye dikkat çeker: Aydınlanma kısa sürede gerçekleşmez. Aydınlanmış bireylerin çabalarıyla başlar ve toplumdaki diğer bireylerin de dâhil edildiği uzun ve kesintisiz bir süreci gerektirir. Başka bir ifadeyle, kültürde insanların bağımsız bir biçimde düşünmelerinin önündeki engeller zaman içinde ortadan kaldırılmalıdır. Bu bizi aydınlanmanın eğitimle olan koparılamaz bağına getirir.

Kant için tek bir çözüm vardır: Aklın kamusal kullanımı. Bireylerin tek tek aydınlanmalarını beklemek bizi herhangi bir sonuca ulaştırmayacaktır; fakat aklın kamusal kullanımı toplumun aydınlanmasını kolaylaştıracaktır.

Berlinische Monatsschrift’tin aynı sayısında Moses Mendelsshon “ ‘Aydınlanma Nedir?’ Sorusu Üzerine” adlı bir yazı yayınlar ve aklın özgürce kullanımının eğitim ve kültürle birleştirilmesi gerektiğini söyler. İnsanların kültürün dayatmalarından veya sınırlamalarından kurtularak özgürce düşünmeleri, içinde bazı tehlikeleri barındırır. Mendelssohn’a göre insan yaşamını anlamamızı sağlayan, eylemlerimize anlam katan ve onları değerli kılan ilkelerden ve ahlâk duygusundan uzak her türlü eylem, insanlığı kargaşa ortamına sürükler. Mendelssohn bunu “Aydınlanmanın kötüye kullanılması” olarak adlandırır:

Aydınlanmanın kötüye kullanılması ahlâk duygusunu zayıflatır; katılığa, bencilliğe ve inançsızlığa ve anarşiye götürür. Kültürün kötüye kullanılması ise lüksü, şatafatı, zayıflığı, bâtıl inancı ve köleliği yaratır (Mendelsohn, 2000: 14).

Böylece Mendelssohn, kendi başına düşünmek için düşünmenin aydınlanmanın amacı olmadığını, bağımsız düşüncenin ve bireyin otonomisinin insanlığı ileriye taşıyacak ahlâki ideallerle birleşmesi gerektiğini vurgular. Aksi durumda kültürün tiranlığından kurtulmak isteyen insanın keyfiyetin ve bencilliğin tiranlığına savrulacağı uyarısını yapar: “İnsanın kaderini [Bestimmung des Menschen] tüm zamanlar için çaba ve gayretimizin amacı, ölçüsü olarak ve de kendimizi kaybetmememiz için gözlerimizi çevirmemiz gereken bir nokta olarak ele alıyorum” (Mendelssohn, 2000: 13). O halde, aydınlanma ve kültür arasında bir bağ tesis etmek gerekir. Kültür, yozlaşarak insanları hem entelektüel açıdan hem de karakter bakımından zayıflatmış, toplumda bâtıl inançların yaygınlaşmasına ve insanların bağımsız düşünme yetilerini ortadan kaldırarak onların köleleşmelerine neden olmuştur. Bu ise lüks ve şatafat içinde yaşayan bir yönetici sınıfla en temel düşünme becerilerinden yoksun kitlelerin kontrol altında yaşadığı bir toplumsal yapıyı norm haline getirmiştir. Bu durumdan kültürün yok edilmesi gereken bir düşman olarak görülmesi gerektiği sonucu çıkmamalıdır çünkü kültür Mendelssohn’un “insanlığın kaderi” olarak ifade ettiği toplum için gerekli olan ahlâki idealleri içinde taşır. Mendelssohn, bir yandan aydınlanmanın nihai hedefi olan akılsallığı, özgürlüğü ve otonomiyi gerçekleştirmenin, diğer yandan ise insanı erdemli kılan ahlâki ilkeleri kültürün ayrılmaz bir parçası haline getiren bir toplumsallık kurmanın gerekliliğini vurgular. Bu, tüm entelektüellerin nihai amacı olmalıdır. “Aydınlanma ve kültürün aynı adımlarla yol aldığı yerde, bunlar yozlaşmaya karşı en iyi koruma ilacıdırlar” (Mendelssohn: 2000: 14) O halde aydınlanma ve kültür arasında uyumlu bir birlikteliğe ihtiyaç vardır. Bu birlikteliği sağlayacak temel kavram ise eğitim veya biçimlendirme olarak dilimize çevirebileceğimiz Bildung kavramıdır.

Kant ve Mendelssohn aydınlanmanın doğası gereği eleştirel bir felsefe olduğunu ortaya koyar ve eleştirel yaklaşımın politik ve toplumsal alandaki karşılığına odaklanır.

Kaynakça

Kant, E. (2000). “Aydınlanma Nedir?” Sorusuna Yanıt. Aydınlanma Özel Sayısı. (11): 13-15.

Mendelssohn, M. (2000). “Aydınlanma Nedir?” Sorusu Üzerine. Aydınlanma Özel Sayısı. (11): 17-21.

Etiketler: aydınlanma, toplum, toplumsal aydınlanma
GazeteBilim 1 Nisan 2024
Bu Yazıyı Paylaş
Facebook Twitter Whatsapp Whatsapp E-Posta Linki Kopyala Yazdır
Önceki Yazı kant Kant etiği için bir dipnot: “Dışımda türlü türlü ahlâklar, içimde ahlâk yasası”
Sonraki Yazı kant Immanuel Kant ve sürekli aydınlanma

Popüler Yazılarımız

krematoryum fırını

Türkiye’de ölü yakma (kremasyon): Hukuken var, fiilen yok

BilimEtik
23 Kasım 2023
cehalet
Felsefe

“Cehalet mutluluktur” inancı üzerine

Eşitleştiren, özgürleştiren, mutlu kılan, bilgi midir yoksa cehalet mi? Mutlu kılan, cehalet mutluluktur sözünde ifade edildiği gibi, bilgisizlik ve cehalet…

12 Ağustos 2023
deontolojik etik
Felsefe

Deontolojik etik nedir?

Bir deontolog için hırsızlık her zaman kötü olabilir nitekim çalma eyleminin özünde bu eylemi (daima) kötü yapan bir şey vardır.

15 Ağustos 2024
Güzel şeyler, özgür seçim süreçlerinin en çirkin şekillerde baskı altına alınmasına rağmen varlığını sürdürmeyi dişiler sayesinde başarır.(Görsel: The Belkin)
Flörtöz Hayvanlar

Ördekler, penisleri ve Amerikan ekonomisi

Yanık türkülerin yeşil başlı gövel ördeklerinden esinlenilen romantizm yalnızca bizim hayallerimizde var; gerçek dünyada bu türlerin aşk hayatları çok daha…

5 Kasım 2024

ÖNERİLEN YAZILAR

Toplumsal iklimin iyileştirici ve hastalandırıcı gücü

Gençler şiddet uyguluyorsa “cezaları artıralım”, okulda şiddet varsa “oyunları yasaklayalım”. Toplumsal iklim değişmeden bu adımların hiçbir yararı olmaz.

Psikoloji
16 Nisan 2026

İki tarz-ı iktisat: Oikonomikos ve Katalaksi

Yerleşik iktisat, bütün matematiksel ya da teknik görünümüne karşın, “bilim” kisvesi altında aldatma işlevini ya da Engels’in deyişiyle “yanlış bilinci”…

İktisadın Geçmişi ve Bugün
11 Ağustos 2025

Yılanı Öldürseler: Çukurova’dan insana bir bakış

Bu toplum, yüzyıllardır öldüremiyor yılanı. Tüm normlar, inanışlar, kurallar birikiyor ve zehir olarak akıyor insanların üstüne. Yılanı bir öldürseler aslında...

Okuyorum
23 Haziran 2025

Yapay zekanın toplum ve ekonomideki rolüne bir bakış

Özellikle Deepseek’in Çinliler tarafından daha düşük maliyet ve açık kaynak ile geliştirilmesinden sonra, yapay zeka üzerindeki tartışmalar giderek artmaktadır. Bu…

Yapay Zekâ
19 Şubat 2025
  • Biz Kimiz
  • Künye
  • Yayın Kurulu
  • Yürütme Kurulu
  • Gizlilik Politikası
  • Kullanım İzinleri
  • İletişim
  • Reklam İçin İletişim

Takip Edin: 

GazeteBilim

E-Posta: gazetebilim@gmail.com

Copyright © 2023 GazeteBilim

  • Bilim
  • Teknoloji
  • Felsefe
  • Kültür-Sanat
  • Gastronomi
  • Çocuk

Removed from reading list

Undo
Welcome Back!

Sign in to your account

Lost your password?