GazeteBilim
Destek Ol
Ara
  • Anasayfa
  • Bilim
  • Teknoloji
  • Felsefe
  • Kültür-Sanat
  • Gastronomi
  • Çocuk
  • Etkinlikler
    • Astronomi Dersleri
    • Çağdaş Epistemoloji Dersleri
    • Davranış Nörolojisi Dersleri
    • Eğitimciler İçin Yapay Zekâ Okur-Yazarlığı Dersleri
    • Epigenetik Dersleri
    • Evren ve Kozmoloji Dersleri
    • Evrim Dersleri
    • Bilim Tarihi Dersleri
    • Hegel Dersleri
    • İnsan Felsefesi Dersleri
    • Kapitalizmin Tarihsel Gelişimi ve İktisadi Düşünce Dersleri
    • Konuşmaktan Korkmuyorum
    • Kuantum Mekaniği ve Yorumları Dersleri
    • Marx Dersleri
    • Nörobilim Dersleri
    • Nörohukuk
    • Nörofelsefe Dersleri
    • Nöroperspektifler
    • Nöropsikanaliz Dersleri
    • Öğrenilmiş Çaresizlik
    • Teizm, Deizm, Agnostisizm ve Ateizm Dersleri
    • Teoloji, Bilim ve Felsefe Tartışmaları
    • Zihin Dersleri
  • Biz Kimiz
  • İletişim
Okuyorsun: Attilâ İlhan 100 yaşında!
Paylaş
Aa
GazeteBilimGazeteBilim
Ara
  • Anasayfa
  • Bilim
  • Teknoloji
  • Felsefe
  • Kültür-Sanat
  • Gastronomi
  • Çocuk
  • Etkinlikler
    • Astronomi Dersleri
    • Çağdaş Epistemoloji Dersleri
    • Davranış Nörolojisi Dersleri
    • Eğitimciler İçin Yapay Zekâ Okur-Yazarlığı Dersleri
    • Epigenetik Dersleri
    • Evren ve Kozmoloji Dersleri
    • Evrim Dersleri
    • Bilim Tarihi Dersleri
    • Hegel Dersleri
    • İnsan Felsefesi Dersleri
    • Kapitalizmin Tarihsel Gelişimi ve İktisadi Düşünce Dersleri
    • Konuşmaktan Korkmuyorum
    • Kuantum Mekaniği ve Yorumları Dersleri
    • Marx Dersleri
    • Nörobilim Dersleri
    • Nörohukuk
    • Nörofelsefe Dersleri
    • Nöroperspektifler
    • Nöropsikanaliz Dersleri
    • Öğrenilmiş Çaresizlik
    • Teizm, Deizm, Agnostisizm ve Ateizm Dersleri
    • Teoloji, Bilim ve Felsefe Tartışmaları
    • Zihin Dersleri
  • Biz Kimiz
  • İletişim
  • Destek Ol
Bizi Takip Edin
  • Biz Kimiz
  • Künye
  • Yayın Kurulu
  • Yürütme Kurulu
Copyright © 2023 Gazete Bilim - Bütün Hakları Saklıdır
GazeteBilim > Blog > Kültür-Sanat > Attilâ İlhan 100 yaşında!
Kültür-Sanat

Attilâ İlhan 100 yaşında!

Yazar: Emrah Maraşo Yayın Tarihi: 14 Haziran 2025 7 Dakikalık Okuma
Paylaş
şair
15 Haziran 2025 “nâm-ı diğer kaptan” Attilâ İlhan'ın 100. yaş günü…

İlk şiirlerini çocukken yazdı. Halk şiirinin yanı sıra Divan Edebiyatına da son derece hâkimdi. Babasına yüzlerce divan şiiri okudu.

İçindekiler
Emine Nine ve Anadolu Liseli komünist Paris ve Nâzım Şiirlerindeki ritim Senaristlik ve yayıncılık Romandaki şiir Türkiye’ye özgü sosyalizm Antiemperyalist Dipten gelen dalga

Karakterimiz ilk gençlik yıllarında biçimlenir. Okuduğumuz ve tutkunu olduğumuz şiirler, sayfaları arasında dolaşıp çarpıldığımız romanlar ve toplumu anlamlandırmak için altını çizdiğimiz kitaplar… İlkler daha sonraki yıllarda hayata bakışımızı, düşünme biçimimizi, kullandığımız kavramları ve yaşantımızın her boyutunu belirler. İşte Attilâ İlhan benim için bunların tümünü ifade eden kişidir.

15 Haziran 2025 “nâm-ı diğer kaptan”ın 100. yaş günü… Aklıma düştüğünden beri İlhan hakkında bir yazı yazma fikri belirdi zihnimde. Bunu hem ona duyduğum minnet ve sevgi hem de yerine getirmem zorunlu olan ve kendi kendime tembihlediğim bir görev olarak gördüğüm için…

Emine Nine ve Anadolu

1925 yılında Menemen’de, hâli vakti yerinde bir ailenin oğlu olarak dünyaya geldi.  Cumhuriyet’in ilk kuşağına mensuptu, bir devrim çocuğuydu. İzmir Karşıyaka’da büyüdü. Karşıyaka’daki diğer aileler çocukları için Avrupa’dan dadı getirirken babası Menemenli Emine Nine’yi getirmişti. Hem onun sayesinde hem de öz ninesi ve köylü kadınların içinde yaşayarak halk kültürüne ve edebiyatına, emekçi Türk insanına vâkıf oldu. “Sınıfına rağmen” diyebileceğimiz tavrının tohumları o yıllarda atıldı.

Liseli komünist

Lisedeyken Nâzım Hikmet’in şiirlerini okudu, çarpıldı. Toplumcu gerçekçi ve eleştirel gerçekçi kitaplar da onun bilincinin biçimlenmesinde etkili oldu. Ama en çok babasının kaymakam olarak Anadolu’ya atanmasıyla birlikte Türkiye gerçeğini gözleriyle görmesi ve yaşaması değiştirdi bilincini. Fakat bu değişim elbette okumakla koşut ilerliyordu. Nâzım’ın etkisiyle komünist sayıyordu kendini ve lisede mektuplaştığı kıza bahsediyordu komünizmden. Mektuplar, sıradan bir okul aramasında ele geçince mahkemeyle, eziyetle ve hapishaneyle tanıştı. Hapishanede TKP’li bir işçiden ilk eğitimini aldı; bu eğitim bir militanın nasıl davranması gerektiğiyle ilgiliydi fakat henüz çilesi bitmemişti: Tımarhaneye, akıl sağlığı yerinde mi diye kapatıldı: Komünist olmak “deli” olmakla eş değerdi…

nazım
Attilâ İlhan, Nâzım’ın etkisiyle komünist sayıyordu kendini ve lisede mektuplaştığı kıza bahsediyordu komünizmden.

Paris ve Nâzım

Gittiği okullarda birinci olmasına rağmen komünist olduğu için lise hayatı hep çalkantılı geçti çünkü damgalanmıştı bir kere. Anadolu, İzmir ve İstanbul arasında mekik dokudu. Mezun olduktan sonra “birader”i ve en yakın arkadaşlarından “Mırç”la Paris’e gitti. Hani “İstanbul Ağrısı” şiirinde geçen, “sokaklarında mohikanlar gibi ateşler yaktık” dizesindeki karakterlerle… Amaç Nâzım Hikmet’i kurtarmak ve onu TKP’nin başına geçirmekti. İlk şiir kitabı Duvar, Nâzım’a ulaşmış ve “aşk olsun çocuğa!” diye beğenisini ifade etmişti büyük şair. Ancak Nâzım’la görüşmesi mümkün olmadı.

Şiirlerindeki ritim

İlk şiirlerini çocukken yazdı. Halk şiirinin yanı sıra Divan Edebiyatına da son derece hâkimdi. Babasına yüzlerce divan şiiri okudu. Bilen bilir: Kendi şiirlerini de sesli okur, şiirlerinin ritmi ve müziği olurdu. Herhalde biz Attilâ İlhan hayranlarının duygularını ayaklandıran ve onunla özel bir bağ kurmamızı sağlayan en önemli etkenlerden biri de ritim dediğimiz bu soluk alışveriştir. İşte bu ritmi iki gür kaynaktan, halk şiiri ve divan şiirinden almıştı ve daha sonra kendi şiirleriyle bu kaynakları “diyalektik metod”u kullanarak birleştirdi; Marksizmi Türk halk geleneğine ve şiirine uyguladı! Şair olarak adını duyurması amcası ve babasının kendisinden gizlice CHP şiir yarışmasına gönderdiği şiirleri sayesinde olmuştu. Fazıl Hüsnü Dağlarca gibi bir devi geçerek ikinci olmuştu o yarışmada! Kendisi de çok şaşırmıştı. Daha sonra İstanbul’da yapılan şiir matinelerine çağrılan ilk solcu şair oldu ve kıyamet koptu. Çünkü herkesin 1-2 şiir okuduğu bu matinede genç Attilâ, 20’yi aşkın şiir okumuş, omuzlara alınmış ve ünü kulaktan kulağa yayılmıştı.

Attilâ İlhan şiirlerindeki ritmi iki gür kaynaktan, halk şiiri ve divan şiirinden almıştı ve daha sonra kendi şiirleriyle bu kaynakları “diyalektik metod”u kullanarak birleştirdi; Marksizmi Türk halk geleneğine ve şiirine uyguladı!

Senaristlik ve yayıncılık

Şiirle olduğu kadar sinemayla da çok uğraştı. Ali Kaptanoğlu mahlasıyla senaryolar yazdı. Bir gün kendi senaryosuyla kendi filmini çekme hayali kurdu. Bu kez Attilâ İlhan adını kullanacaktı fakat olmadı.

Gazetecilik yaptı, Demokrat İzmir gazetesini yönetti. Yeni Ortam’da, Milliyet’te ve daha sonra Cumhuriyet’te yazdı.  Bilgi Yayınevi’nde uzun yıllar editörlük yaptı. Sanat Olayı dergisini çıkardı. Yayıncılık faaliyetlerinin tümünde çığır açmaya ve gençlere yer vermeye özen gösterdi, daha sonra ünlü olacak birçok yazarın ustalığını yaptı.

Romandaki şiir

Romancılığı ise başlı başına bir maceraydı. Beni en çok Sokaktaki Adam ve Zenciler Birbirine Benzemez etkiledi çünkü şiirlerinin, özellikle de Kaptan serisinin sanki romana dökülmüş halleri gibiydi. Hâlâ izi derindir. Cinsel tabuların üzerine yürüyen romanlar yazdı. Yakın tarihimize ilişkin kaleme aldığı romanlarla Türkiye’yle ve Anadolu insanıyla olan bağını gösterdi ama bunun da ötesinde amacı Marksizm-Kemalizm sentezini yapmaktı.

Türkiye’ye özgü sosyalizm

Attilâ İlhan’a göre sosyalizm, Türkiye’nin tarihini ve gerçeğini esas almalıydı. Batı’nın gündemlerinden uzak durulmalıydı fakat kendisi Stalin ve SSCB eleştirisinde Frankfurt Okulundan ve eleştirel kuramcılardan etkilendiğini söylemişti. Bu İlhan için bir çelişki midir? Öyle denebilir belki fakat ona ideolojik rengini veren bu değildi. Attilâ İlhan sanırım Mehmet Ali Aybar’la birlikte Türkiye’ye özgü sosyalizm diyebileceğimiz, Türkiye ve Türk emekçisi gerçeğini esas alan bir arayış ve üretim içindeydi. Bu nedenle ortodosk Marksizme karşı duruyordu ve SSCB yıkıldığında da “Sosyalizm Asıl Şimdi!” diyecek ve bu başlıkla bir kitap yazacak kadar da dik bir duruşa ve aydın cesaretine sahipti. Görüşlerine katılırsınız, katılmazsınız bu ayrı…

Şair
Attilâ İlhan’a göre sosyalizm, Türkiye’nin tarihini ve gerçeğini esas almalıydı.

Antiemperyalist

Tavizsiz bir antiemperyalistti. Antiemperyalist tavrını, Kurtuluş Savaşı vermiş bir halkın çocuğu ve sosyalist olmasına dayandırıyordu. İlhan’ın antiemperyalizmi kategorik bir batı karşıtlığı değil, emperyalist batı karşıtlığıydı ve onun karşısında yer alan muhafazakâr “doğuculuğu” yani gericiliği de açıkça mahkûm ediyordu.

Dipten gelen dalga

Attilâ İlhan, AKP’nin en parlak yıllarında mayalanan yeni ve modern muhalefeti gören ilk aydınımızdı ve bunu “dipten gelen dalga” olarak nitelendirdi. İşte o dalga daha sonra emeğine ve geleceğine sahip çıkan gençlikte ve halkta vücut buldu, bugün de varlığını güçlü bir şekilde hissettiriyor. İlhan bu dalgayı “yöntem”i, yani diyalektik materyalizmi ustalıkla kavrayan bir aydın olarak görmüştü.

Onun hakkında ne yazsak az gelir:

seni kim çizebilir şubat yolcusu
bütün çizgileri bozuyorsun”

Attilâ İlhan’ı anmanın en güzel yolu onu okumak ve yazdıkları hakkında konuşmak, tartışmak, derinleşmektir.

Genç arkadaşlar has şiir nedir diye merak ediyorlarsa Attilâ İlhan’ı okumalılar. Çünkü orada tarihi, teoriyi, estetiği, derinliği, insanlığı ve ufku göreceklerdir.

İyi ki doğdun Kaptan…

Minnetle, saygıyla…

Etiketler: attilâ ilhan, şair, şiir
Emrah Maraşo 14 Haziran 2025
Bu Yazıyı Paylaş
Facebook Twitter Whatsapp Whatsapp E-Posta Linki Kopyala Yazdır
Önceki Yazı Ülkemizin başlıca jeolojik rotaları
Sonraki Yazı Mustafa Kemal Mustafa Kemal Paşa’dan dinliyoruz: Filistin’i nasıl kaybettik?

Popüler Yazılarımız

krematoryum fırını

Türkiye’de ölü yakma (kremasyon): Hukuken var, fiilen yok

BilimEtik
23 Kasım 2023
cehalet
Felsefe

“Cehalet mutluluktur” inancı üzerine

Eşitleştiren, özgürleştiren, mutlu kılan, bilgi midir yoksa cehalet mi? Mutlu kılan, cehalet mutluluktur sözünde ifade edildiği gibi, bilgisizlik ve cehalet…

12 Ağustos 2023
deontolojik etik
Felsefe

Deontolojik etik nedir?

Bir deontolog için hırsızlık her zaman kötü olabilir nitekim çalma eyleminin özünde bu eylemi (daima) kötü yapan bir şey vardır.

15 Ağustos 2024
kurt, köpek
Acaba Öyle midir?Zooloji

İddia: “Kurt evcilleşmeyen tek hayvandır!”

Tabii ki bu cümle baştan aşağı yanlıştır. Öncelikle kurt ilk ve en mükemmel evcilleşen hayvandır. İnsanın en yakın dostu köpek…

2 Şubat 2024

ÖNERİLEN YAZILAR

Bir tablo, bir coğrafya ve bitmeyen barışın resmi: “Timur’un Mezarı”nın Ankara’daki sessiz nöbeti

Barış, bazen kırılgandır. Sanat tarihinin öngördüğü güzellik ve barış ideası ile insanlık tarihini anlama çabasının aksine; güce ve iktidara tapınanların…

Sanat
19 Şubat 2026

Stratejik iş birliği derinleşiyor: Türkiye-Çin çeviri köprüsü İstanbul’da kuruldu

TÜYAP İstanbul Uluslararası Kitap Fuarı'nda art arda düzenlenen etkinliklerde Türkiye ve Çin, kültürel ve akademik iş birliğini stratejik bir alana…

Kültür-Sanat
17 Aralık 2025

Müzelerde ve sanat galerilerinde sanat terapisi

Şimdi daha genel bir bakış ile müzelerde ve sanat galerilerindeki sanat terapisi uygulamalarının son dönemdeki yerinden bahsedeceğim.

PsikiyatriSanat
13 Eylül 2025

Azteklerin ilacı çikolata

Çikolata taneleri o kadar değerlidir ki aynı zamanda para olarak da kullanılmıştır. Çünkü kurutulmuş tohumlar uzun süre saklanabilmektedir. Kakao tohumları…

Kültür-Sanat
2 Eylül 2025
  • Biz Kimiz
  • Künye
  • Yayın Kurulu
  • Yürütme Kurulu
  • Gizlilik Politikası
  • Kullanım İzinleri
  • İletişim
  • Reklam İçin İletişim

Takip Edin: 

GazeteBilim

E-Posta: gazetebilim@gmail.com

Copyright © 2023 GazeteBilim

  • Bilim
  • Teknoloji
  • Felsefe
  • Kültür-Sanat
  • Gastronomi
  • Çocuk

Removed from reading list

Undo
Welcome Back!

Sign in to your account

Lost your password?