Araştırmalar Antik Mısırlıların çiçek hastalığı, verem ve cüzzam gibi hastalıklar dâhil olmak üzere çok sayıda bulaşıcı hastalıktan etkilendiklerini gösteriyor. Mumyalar insanlara bulaşabilen patojenler içeriyor mu ve bu konuda endişelenmeli miyiz?
Jeniffer Nalewicki
Çeviren: Beyza Kaplan
Antik Mısırlılar için hastalıklar alışılmadık değildi. Araştırmalar Antik Mısırlıların çiçek hastalığı, verem ve cüzzam gibi hastalıklar dâhil olmak üzere çok sayıda bulaşıcı hastalıktan etkilendiklerini gösteriyor. Örneğin, Mısır’ın yirminci hanedanının dördüncü firavunu 5. Ramses çiçek hastalığına yakalanmıştı. Mumyalanmış vücudundaki çiçek hastalığı yaraları da bunu kanıtlıyordu.
Dünya Sağlık Örgütünün (WHO), 1980’de çiçek hastalığının resmî olarak dünyanın her yerinde ortadan kalkmış olduğunu açıklamasına rağmen binlerce yıl sonra yeni ortaya çıkmış mumyalardan çiçek hastalığı veya herhangi bir bulaşıcı hastalık çıkması mümkün mü?
Cambridge Üniversitesindeki antik parazitler laboratuvarının direktörü Piers Mitchell, bunun epey olanaksız olduğunu söylüyor.
Mitchell, “Çoğu parazit türleri yaşayan bir konak olmayınca bir veya iki yıl içinde ölüyorlar. Eğer on yıldan fazla beklerseniz her şey ölüdür.” dedi.
NIH’e göre çiçek hastalığı gibi çiçek virüsleri, sadece canlı bir hücre konağı varken üreyebilir. Aynı şey verem ve cüzzam hastalıklarına sebep olan bakteriler için de geçerli. Bununla birlikte, çiçek hastalığı insanların birbirlerine dokunmalarıyla yayılırken verem ve cüzzam genellikle öksürmek veya hapşırmak gibi ağızdan ya da burundan çıkan damlacıklar aracılığıyla yayılıyor.
Cüzzam durumunda ise hastalığın yayılması için hasta olan kişiyle uzun süre temasta bulunulması gerekiyor. Hastalık Kontrol ve Önleme Merkezlerine (Centers for Disease Control and Prevention) göre bunun nedeni, hastalığa neden olan iki çeşit bakterinin (Mycobacterium leprae ve Mycobacterium legromatosis) yavaş çoğalması.
Herhangi bir insanın mumyalardan hastalık kapma olasılığını düşüren nedenlerden diğeri de DNA’nın zamanla bozulması. Mitchell, “Analizlere bakılacak olursa parazitlerin DNA’larının bütün parçalarının kısa olduğunu görebilirsiniz. Uzun, sağlıklı DNA çiftleri yerine sadece 50-100 baz çiftleri bulunuyor. DNA’lar parçalanmış gibi duruyor. Bunun nedeni ise DNA’nın bozulmaya ve çözünmeye başlaması. DNA bozulduğu zaman hiçbir şeyin yeniden yaşam kazanmasına imkân yok.

Buna rağmen dışkıyla yayılan bazı parazitik bağırsak kurtları, organizmalardan daha uzun süre yaşıyor ve yaşamak için canlı bir konağa ihtiyaç duymuyor. Yine de bunlar büyük bir endişe kaynağı değil. Mitchell, “Bağırsak kurtlarından kurtulmak cüzzam ve verem gibi hastalıklara kısayla daha zorlu olabilir ve bağırsak kurtları aylar hatta yıllar boyunca yaşayabilirler ama hiçbiri binlerce yıl yaşayamayacaktır. Parazitlerin büyük çoğunluğu konakları öldükten sonra hayatta kalma şansları olmadığı için ölüyorlar. Hatta antik organizmalardan biri şans eseri hayatta kalsa bile araştırmacıların mumyalara bulaşmasını önlemek için giydiği maskeler, eldivenler ve diğer koruyucu ekipmanlar, araştırmacılara buluşması ve patojenlerin yayılmasını engelleyecektir.” diyor.

