Şayet ülkemizde bu deprem öncesi bölgede veya ülke genelinde bir deprem erken uyarı sistemi kurulmuş olsaydı elektrik ve doğalgaz sistemlerinin kesilmesi sonucu birçok yangının oluşmayacağıydı; birçok bölgede oluşturulacak uyarı ve alarmla birçok insanın hayatını kurtarmak mümkün olacaktı.
Prof. Dr. Şerif Barış
Kocaeli Üniversitesi Jeofizik Mühendisliği Bölümü
Röportaj: Binali Furkan Alper
GazeteBilim Yazı İşleri
Yıldönümünde 6 Şubat’a bilim insanı gözüyle baktığınızda almamız gereken en büyük ders nedir?
Aslında yaşanan bu felaket bilimsel açıdan birçok dersin çıkarıldığı bir afettir.
Yoğun hasar ilk risk azaltma planının yapıldığı Kahramanmaraş’ta oldu
Ülkemizde ilk defa 9 saat içerisinde 7,6 ve 7,7 büyüklüğünde iki deprem meydana gelmesi sonucu çok büyük can kayıplarının olması ve yoğun yapı hasarının, ülkemizde ilk risk azaltma planı yapılan Kahramanmaraş’ta gerçekleşmesidir. Ayrıca bu yaşanan depremlerin bazı bölgelerde büyütme etkisinin 10 kata kadar artması, süper yırtılma olayının bölgede gerçekleşmesi bilimsel açıdan ülkemiz için birçok ilki oluşturmuştur.
Risk azaltma planları hayata geçirilmeli
Bu deprem öncesi ülkede yapılan il risk azaltma planlarının bu tür bölgesel bir büyük depremde yeterli olmadığı çıkarılan en önemli derstir. Bu depremden sonra AFAD tarafından olası bir depreme karşı Marmara Bölgesi Risk Azaltma Daire Başkanlığı kurularak İstanbul ve bölgedeki şehirlerin risk azaltma planları bölgesel anlamda hayata geçirilmiştir. Bu tür bölgesel risk azaltma planlarının ülkedeki büyük deprem oluşturacak faylar ve sismik boşluk olarak tanımlanan bölge etrafındaki iller için de hayata geçirilmesi gerekir.
Erken uyarı sistemleri kurulsaydı birçok yangın çıkmazdı
Çıkarılan diğer bir ders ise şayet ülkemizde bu deprem öncesi bölgede veya ülke genelinde bir deprem erken uyarı sistemi kurulmuş olsaydı elektrik ve doğalgaz sistemlerinin kesilmesi sonucu birçok yangının oluşmayacağıydı; birçok bölgede oluşturulacak uyarı ve alarmla birçok insanın hayatını kurtarmak mümkün olacaktı. Nitekim bu tür sistemlerin, yaşanan bu depremlerde birçok köy, kasaba ve şehirde depremin yıkıcı dalgaları olan ikincil dalgalar (S dalgası) ile yüzey dalgaları (Love ve Rayleigh dalgaları) varmadan uyarı vereceği birkaç bilimsel yayında ifade edilmiştir.
Öte yandan kalın ve suya doygun alüvyon zeminlerde deprem etkisinin çarpıcı biçimde arttığı ve yoğun hasar oluşturduğu; 2018 yılında yönetmeliklerin bazı bölümlerin revize edilmesi gerektiği ama meydana gelen yapısal hasarlarda diğer depremlerde meydana gelen hasar nedenleriyle büyük benzerlikler taşıdığı gibi dersler ön plana çıkmaktadır.
Koordinasyon hızlı ve etkin olarak sağlanmalı
Meydana gelen büyük depremlerde ise afete müdahale eden ekiplerin, bölgeye gelen gönüllüler, vatandaşlar ve STK’ların meydana gelen afetin büyüklüğü nedeniyle koordinasyonlarının tam olarak sağlanamadığı; bundan sonra yaşanacak olası büyük depremlerde afet yönetimi açısından koordinasyonun daha etkin ve hızlı sağlanması gerektiği gibi dersler elde dilmiş ve elde edilen dersler kapsamında ülkemizde 2014 yılında uygulana Türkiye Afet Müdahale Planları revize edilmeye başlanmış; illerdeki İl Risk Azaltma Planları da tekrar gözden geçirilerek yapılan çalışmalar, edinilen derslerle revize edilmeye çalışılmaktadır. Deprem Yapı Şartnamesi konusunda da bazı dersler çıkarılarak gerekli gruplar revizyon çalışmasına başlamış; MTA tarafından ülkemizdeki fay haritaları AFAD ile ortaklaşa çalışma yapılarak güncellenme sürdürülmektedir. Ahşap yapılar ve yapıların güçlendirilmesi için gereken şartname çalışmalarına başlanarak bu çalışmalar yakın zamanda açıklanacaktır.
Anaokullarında yaşlı bakım merkezlerine kadar afet hazırlığı
“Keşke üç yılda şunu yapsaydık” dediğiniz şey nedir?
BM, 2015 yılında Sendai Çerçeve Anlaşması kapsamında imza koyan tüm ülkelerde afet hazırlık ve zarar azaltma çalışmalarının on beş yıllık bir dönem olarak planlanmasını öngörmüş ve bu çalışmalar için de paydaş olarak merkezî hükümet, yerel yönetimler, şirketler, STK’lar ve vatandaşları yani aileleri ve bireyleri tanımlamıştır. Risk yönetimi olarak adlandırılan planlama, eğitim, erken uyarı sistemlerinin yaygınlaştırılması, çoklu afet tehlikelerinin dikkate alınarak planların zenginleştirilmesi ve gerçekçi tatbikatların ve eylemlerin on beş yıllık dönem içinde yapılmasını önermiştir. Bizim ülkemizde de afetlere hazırlık ve zarar azaltma çalışmalarının da 2023 depremlerinin ardından en azından 10 yıllık bir süreyi kapsayan afet hazırlık seferberliği olarak tüm çalışmaları anaokulunda okuyan çocuklardan başlayarak yaşlı bakım merkezlerine kadar toplumun tüm kesimlerini de içine alan bir afet hazırlığı ve zarar azaltıcı eylemlere dair eğitimlerin verildiği bir kampanya oluştursaydık…
Bütünleşik bir afet ve acil durum planı
Türkiye’de deprem riskini azaltmada gerçek ilerlemeyi hangi ana göstergelerle ölçersiniz?
Bu alanda risk azaltma çalışmalarının öncelikle tüm kamu kuruluşlarında bütünleşik bir afet ve acil durum planının oluşturulmasına; tüm çalışanların ve ailelerinin temel afet bilinci eğitimlerinden geçirilmesi ve doğru senaryolarla gerçekçi tatbikatların ciddi şekilde bir yılda birkaç defa yapılması ile ölçerdim. Bu tür planlama, eğitim ve tatbikatların küçük ve büyük ölçekli işletmeler ve ailelerde; tüm eğitim kurumlarında da yapılıp yapılmamasının oranına bakarak ölçerdim.

Elbette doğalgaz dağıtım şirketleri, belediyelerin su idareleri, DSİ, BOTAŞ gibi önemli altyapı sistemlerine sahip kuruluşların afet planları, zarar azaltıcı önlemler ve deprem erken uyarı sistemlerinin yaygın olarak kullanılıp kullanılmadığı gibi bilgilerle ölçerdim.
Yapılan eğitimlerin uygulamalı olup olmadığı, ülkede afet eğitim ev simülasyon merkezlerinin sayısı ve bu merkezlerde eğitim alan kişilerin yıllık sayısı ve nüfusa oranı ile ölçerdim.
Afetlere dönük STK’larda görev alan gönüllü sayısı
En önemli ölçek olarak da afetlere dönük STK’larda görev alan gönüllü sayısının yıllık dağılımına ve bu gönüllülerin gerçekleştirdiği faaliyet sayısıyla ölçerdim.
En önemli gösterge olarak bundan sonra ülkede meydana gelen deprem ve diğer afetlerde vatandaşların, görevlilerin doğru davranıp davranmadıklarına bakarak ölçerdim.
Erişim sağlanmayan verilen AFAD tarafından sunulmalı
Bugün elimizde 6 Şubat depremlerine dair hangi kritik veri setleri var, hangileri hâlâ eksik?
Yerbilimleri açısından birçok proje kapsamında elde dilmiş önemli verilerin birçoğu yayına dönüştürülmüş durumda olup bunların bazılarının erişimine izin verilmekte, bazılarına ise erişim sağlanmamaktadır. Bu erişim sağlanmayan verilerin AFAD tarafından ilgili kurum ve bilim insanları tarafından istenerek bir veri bankasında toplanması, yapılacak teknik analizler için önem arz etmektedir. Yapısal hasar anlamında ayrıntılı bina envanterinin sayısal ortamda erişilebilir olması, yaşanan depremler öncesi bu bilgilerin hem farklı araştırmalar için kullanılması hem de deprem sonrası bilgilerle karşılaştırılabilmesi için ayrıntılı hasar ve kayıp bilgisi gibi bilgilerin örneğin yapı ve nüfus ile yaralı sayıları, enkazdan kurtarılan kişilerin sayısı, enkazdan kurtarılan veya ağır yaralı olarak kaç vatandaşın tedavi süreçlerinde olduğu, kaçının hayatını kaybettiği, ampüte olan vatandaşların istatistiki bilgilerinin, meydana gelen yangınların sayısı gibi afet öncesi benzer bilgilerle ve meydana gelen afet sonrası ne kadar zarar olduğunun bilinmesi açısından önemlidir.
Erişim sağlanmayan verilerin AFAD tarafından ilgili kurum ve bilim insanları tarafından istenerek bir veri bankasında toplanması, yapılacak teknik analizler için önem arz etmektedir.
Deprem senaryoları ne kadar gerçekçi?
Benzer şekilde depremden etkilenen tüm bölgeler için deprem öncesi yapılan deprem senaryo sonuçları ile depremler sonrası bu illerde meydana gelen tüm can kaybı, yaralı ve bina hasar sonuçlarının karşılaştırılarak yapılan deprem senaryolarının ne kadar gerçekçi olduğu bilgisini elde etmek isterdim. Bu tür bilgilerin kamu kuruluşları ve bakanlıklarda bulunduğunu biliyorum ancak bu verilerin bilimsel araştırmalar için kullanılabilmesi ve bu tür afetlerden alınacak derslerin diğer olası büyük depremlerde oluşacak zararı azaltacak her türlü bilimsel temelli çalışmalarda ve bölge illerinin afet risklerinin azaltılmasında kullanılabilmesi için AFAD’ın afet veri tabanında toplanması ve bilim camiasına sunulmasını isterdim.
Göstermelik değil ciddi afet tatbikatları
Depremin yıldönümünde devlet yetkililerine ve yerel yönetimlere 2026-2027 için yüksek etki yaratacak üç öneriniz ne olur?
BM’in 2015 yılında öngördüğü gibi tüm kamu kuruluşları ve belediyeler afetlere hazırlık ve zarar azaltma çalışmalarında en önemli paydaşlardır. Bu yüzden ilk önerim bu kuruluşların olası her türlü afette afetlere dirençli bir kurum olabilmeleri için mutlaka bir afet ve acil durum planı oluşturmaları gerekir.
İkinci önerim öncelikle kamu kurumları tüm kendi çalışanlarına ve çalışanlarının ailelerine bölgesel tehlikeler dikkate alınarak yani öncelikli olarak tehlike analizi, daha sonra risk analizi yapılarak en çok zarar veren çoklu afet türleri için temel afet bilinci eğitimlerini vermeleri; üst düzey yöneticiler ise bu eğitimin yanı sıra afet yönetim ve bir afette üzerlerine düşen sorumlulukları içeren yönetişim eğitimlerini almaları; daha sonra da tüm çalışanların aile üyelerine benzer eğitimleri uygulamalı hale getirmeleri gereklidir. Belediyeler kendi bölgelerinde uygulamalı afet eğitimleri yapacak oyun temelli afet bilinçlendirme projelerini desteklemeli ve afet eğitim ve simülasyon sistemleri oluşturarak uygulamalı eğitimleri yaygınlaştırmalıdır.
Üçüncü önerim de sadece senede bir kere yapılacak göstermelik afet tatbikatları yerine farklı türde ve farklı afetler için senede en az 4 kere olmak üzere ciddi ve doğru senaryo ile afet tatbikatlarını gerçekleştirmeleridir.

Hiçbir uzman depremin gününü ve saatini söyleyemez
İnsanlar hâlâ “kaç büyüklüğünde?” sorusuna kilitli. Sizce bu odak, hazırlığı nasıl saptırıyor? Vatandaşlar için doğru soru ne olmalı?
İnsanlar sadece kaç büyüklüğünde sorusuna kilitli değil bence. İnsanlar öncelikle depremi önceden haber verecek bir süper kahraman peşindeler. Bazı deprem uzmanları birçok il ve ilçeyi sayarak buralarda deprem beklediklerini söylemekte ve buraların bazılarında deprem olunca depremi bilen uzman olarak medyada ve toplumda popülerlik kazanmaktalar. Ancak, bu tür söylemlerde hiçbir uzman depremin oluş gününü, saatini yani tarihini söylememektedir. Zaten bu tür bir söylemi dünyada günümüzde yapabilecek ne bir uzman ne bir yöntem ne de bir yapay zekâ bulunmaktadır.
Bazı uzmanların ürkütücü senaryoları afet hazırlığını aksatıyor
Ayrıca bazı uzmanların hiçbir bilimsel araştırma ve yönteme dayanmadan, çökecek bina sayılarını topluma abartarak söylemeleri sonucunda toplumun büyük bir kesimi büyük bir deprem sırasında yaşadıkları binaların çoğunun çökeceği endişesi ile yanlış davranış içine girmekte, sarsıntı başlar başlamaz binalardan bir an evvel kaçmak için çabalamakta, merdiven, cam ve balkonlardan atlayarak birçok kişi kendilerini gereksiz bir şekilde yaralamakta veya sakat bırakmaktadır. Bu tür bilimsel esasa dayanmayan korku söylemleri, mevcut yapılara oluşan güvensizlik ve bazı uzmanlardan gelen bu ürkütücü senaryolar nedeniyle afet hazırlıkları yapmakta çekimser kalınıyor.
Deprem ülkesi olmamız görmezden geliniyor
İnsanlar, hiçbir bilimsel temele dayanmayan “deprem bekliyorum”, “şu illerde deprem olacak” gibi söylemlere odaklanarak aslında ülkemizin bir deprem ülkesi gerçeğini görmezden geliyor; bu tür öngörüleri yapan uzmanlardan depremin zamanını söylemelerini bekleyerek kendi üzerlerine düşen sorumluluktan uzaklaşmayı yeğliyorlar.
İnsanlar öncelikle depremi önceden haber verecek bir süper kahraman peşindeler.
Her ay ülkemizde 5 büyüklüğünde bir deprem oluyor
Bir ilin deprem riski belirlenirken geçmiş dönem depremsellik bilgilerinden faydalanılarak 3 farklı olasılık yöntemiyle deprem olma olasılıklarının hesaplanması ve yapılan bu hesaplar sonucunda da önümüzdeki 10, 20, 30 yıl gibi dönemler için bölgede zarar yapıcı belirli bir büyüklük ve üzeri depremler için olasılık miktarlarının yüzde olarak açıklanması gerekir. İleriye dönük yapılan öngörülerde bu tür bir olasılık değeri taşımayan öngörülere de vatandaşların inanmaması gerekir. Çünkü ülkemiz bir deprem ülkesi olup Anadolu ve yakın coğrafyamızda ortalama olarak her 1,5 yılda bir tane büyüklüğü 6,0 ve daha büyük bir deprem olmakta, aletsel büyüklüğü 5 ve daha büyük bir depremin yıllık oluş sıklığı ise ortalama 12 olarak gerçekleşmektedir. Yani her ay ülkemizde 5 büyüklüğünde en az bir sarsıcı deprem meydana gelmektedir.
Doğru soru “deprem ne zaman olacak?” değil, “kendimi nasıl korurum?” olmalı
Depremi önceden tahmin etmek olası depremlerin meydana geldiği bölge ve yaklaşık büyüklüğü bilmek değil, oluş zamanıyla bu bilgilerin önceden bilimsel yöntemler kullanılarak belirlenmesi ve yapılan öngörünün de mutlaka belirli saygın bilim kuruluşları ve kurumlar tarafından onaylanması gereklidir. Deprem öngörüleri veya şu bölgede deprem olacak diye yapılan söylemler hangi yerbilimleri uzmanı tarafından yapılırsa yapılsın “deprem bekleniyor mu?” veya “deprem ne zaman olacak?” söylemi yerine vatandaşların sorması gereken asıl soru, “olası bir depremden nasıl daha az etkilenirim?”, “kendimi ve ailemi nasıl korurum?” sorusu olmalıdır.
Oy kullanan vatandaşlar siyasilere sormalı
Ayrıca, oy kullanan yetişkinlerin kendi seçtikleri her belediye başkanı ve milletvekillerinden, kendilerini ve aile bireylerini afet ve acil durumlardan koruyacak hangi tedbiri aldıklarını sormaları ve bu tür önlemler için seçtikleri vekillerine eylem taleplerini iletmeleri gereklidir.
Depremin oluş zamanı bilinmez
Burada unutulmaması gereken husus, olası depremlerin yerleri, yaklaşık büyüklükleri bilinmesine karşın dünyada da bizde de hiçbir uzmanın henüz depremin oluş zamanını önceden bilmesinin mümkün olmadığıdır. Bu nedenle olası depremlerin yeri ve büyüklükleri bilinse dahi bir deprem ülkesi olan Türkiyemizde ilk büyük depremin hangi şehrimizde olacağı ve zamanı bilinmediği için yapılması gereken ülkenin deprem ülkesi olduğunu unutmadan, olası her türlü afete karşı zarar azaltıcı önlemleri almalı, olası afetlere karşı hazırlık yapmayı hayatımızın odağına koymalı, her türlü afet anı ve sonrası için yapılacak doğru davranışları öğrenmeliyiz.

