Bugün Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı. Bugün egemenliğin kayıtsız şartsız halka ait olduğunu bir kez daha tüm dünyaya ilan etme günüdür. Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir! Bu ne demektir? Egemenliğin millete, daha çağdaş bir tabir ile ulus ve halka verilmesi ne anlama gelmektedir?
Bugün Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı. Bugün egemenliğin kayıtsız şartsız halka ait olduğunu bir kez daha tüm dünyaya ilan etme günüdür. Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir! Bu ne demektir? Egemenliğin millete, daha çağdaş bir tabir ile ulus ve halka verilmesi ne anlama gelmektedir? Egemenlik halka neden “kayıtsız şartsız” verilmektedir? Halkın kayıtsız şartsız, eş deyişle hiçbir koşula bağlı olmaksızın egemen olması ne anlama gelmektedir? Bugün, yani Büyük Fransız Devrimi’nden neredeyse 250 ve Cumhuriyetimizin kuruluşundan 105 yıl sonra “halk egemenliği” olarak tanımlanan iktidar biçiminin hala savunulacak bir yanı kalmış mıdır?
Bir halk ya özgür olarak var olur ya da hiç olamaz.
Mustafa Kemal Atatürk, Nutuk’ta “Hükümetimizin şekli mutlaka cumhuriyet olacaktır…” dediği bir yerde devamında şöyle der: “Millet, hâkimiyetini ve mukadderatını bilfiil eline almıştır.” Burada “mukadderat” kader demektir. Hâkim olmak, özgür olmak demektir. Öyleyse halk kendi kaderini bilfiil kendi eline almakla halk olarak özgürlüğünü tesis etmiştir. Bunun doğal ve zorunlu mantıksal sonucu olarak “Hâkimiyet, kayıtsız şartsız milletindir! Bir halk ya özgür olarak var olur ya da hiç olamaz.”

Mustafa Kemal, birkaç sayfa ileride bu açıklamasına dair geriplan bilgisi olarak şunları söyler: “Önümüzdeki sıranın üstüne çıktım. Yüksek sesle şu beyanatta bulundum: ‘Efendiler dedim, hâkimiyet ve saltanat hiç kimse tarafından, hiç kimseye ilim icabıdır diye müzakere ile, münakaşa ile verilmez. Hâkimiyet, saltanat, kuvvetle, kudretle ve zorla alınır. Osmanoğulları zorla Türk milletinin hâkimiyeti ve saltanatına el koymuştur. Bu zorbalıklarını altı asırdan beri sürdürmüşlerdir. Şimdi de Türk milleti bu mütecavizlerini ihtar ederek, hâkimiyet ve saltanatını, isyan ederek kendi eline bilfiil almış bulunuyor. Bu bir emrivâkidir.” Egemenliğin kayıtsız şartsız milletin olduğunun ilanı bu emrivakinin doğal sonucudur.
Atatürk’e göre halk elinden zorla alınmış ve altı asır boyunca gasp edilmiş olan egemenlik hakkını zorla geri almıştır.
Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir demek, egemenliğin hiçbir koşula bağlı olmaksızın ulusa veya halka bağlanmış olması demektir. Modern dünyanın oluştuğu yüzyıllarda özellikle “halk egemenliği” kavramı bakımdan belirleyici filozof olan Jean-Jacques Rousseau’nun çağında “ulus” ile “halk” kavramları eş anlamda kullanılmaktadır. Atatürk’e göre halk elinden zorla alınmış ve altı asır boyunca gasp edilmiş olan egemenlik hakkını zorla geri almıştır. Egemenliğin bu bakımdan halka kayıtsız şartsız verilmesi demek, egemenliğin halka tam olarak verilmiş olması demektir.
Hâkimiyetin burada en az iki anlamı vardır. Ulusun kendisini üzerinde inşa ettiği toprağın mülkiyeti halka ortaktır. Bu hâkimiyet kavramında saklı ilk ve en temelde olan anlamdır. Hâkimiyetin diğer anlamı, bu ortak mülk sahibi olmaya dayalı olarak oluşan kader birliği içinde olan halka kendi kaderini belirleme konusunda tam yetki verilmiştir.

Böylelikle halk kaderini belirleme konusunda tüm hâkimiyet yetkisi ile donatılmıştır. Bu anlamda oluşturulan hâkimiyet halkın özgürlüğünü tesis etmektedir. Egemenliğin halka kayıtsız şartsız verilmesi halkın egemenliğin herhangi bir şarta veya koşula bağlı kılınmamış olması anlamına geldiği için egemenlik ancak koşulsuzluk ve şartsızlık anlamında alınabilmektedir ve özgürlük kavramının koşulu olan sınırsızlık ve sonsuzluk şartı ancak bu şekilde yerine gelebilmektedir.
Bölünen egemenlik artık bütünlüklü herhangi bir güç teşkil etmediği için etkin ve yetkin ve özgür olamaz.
Egemenliğin halka kayıtsız şartsız, dolayısıyla tam olarak verilmesi anlamına gelmektedir. Tamlık kavramı bölünmezlik kavramını içerir. Buna göre işbölümüne dayalı oluşturulacak olan idari kurumlar karar ve icraatlarında bir ve aynı egemenliğin ifadesi olarak eylerler. Bu bakımdan egemenlik bölünemezdir. Bölünen egemenlik artık bütünlüklü herhangi bir güç teşkil etmediği için etkin ve yetkin ve özgür olamaz.

Egemenliğin halka kayıtsız şartsız verilmesi öyleyse egemenliğin halka tam ve ortak olarak verilmesi, egemenliğin hiçbir şekilde devredilemeyeceği anlamına gelmektedir. Bir halkın egemenliğini halk oylaması konusu yapmak bu nedenle, sonuç ne olursa olsun, meşru değildir, hiçbir şekilde herhangi bir sonuç üretemez. Hiç kimse kendisini gönüllü olarak köleliğe satmaz. Eğer halkın egemenliği elden alınmışsa veya alınmak isteniyorsa, halkın egemenliğini ve özgürlüğünü savunması onun en doğal hakkıdır.
Halk kavramı bugün artık gerçek anlamda halkın emekçi kesimlerini içerir ve bugün halkın egemenliğinin ve özgürlüğünün savunucuları toplumun ancak emekçi kesimleri olabilir.
Fakat artık ulus ve halk kavramları aynı kavramlar değildir. Ulusun içinde sınıflar ve tabakalar oluşmuştur. Bu, egemenliğin ortak olarak verili olduğuna dair ilkeyi işlemez kılmaktadır. Halk bundan dolayı ortak bir irade oluşturamamaktadır. Halk kavramı bugün artık gerçek anlamda halkın emekçi kesimlerini içerir ve bugün halkın egemenliğinin ve özgürlüğünün savunucuları toplumun ancak emekçi kesimleri olabilir.

