ABD bilim ve teknoloji alanında hâlâ dünyanın en güçlü merkezlerinden biri ancak Çin hızla arayı kapatıyor. Stanford Üniversitesi’nin yeni raporuna göre ABD’nin en çok atıf alan yeni teknoloji araştırmalarındaki payı son 10 yılda yüzde 14,2’den yüzde 8,4’e gerilerken Çin’in payı yüzde 11,5’ten yüzde 20,8’e yükseldi.
Stanford Üniversitesi İnsan Merkezli Yapay Zekâ Enstitüsü (HAI), 28 Eylül’de yayımladığı 2026 ABD Yetenek Raporu‘nda ABD’nin bilim, teknoloji, mühendislik ve matematik alanlarındaki insan gücünü Çin ile süren teknoloji rekabeti açısından değerlendirdi.
Onlarca federal araştırma, uluslararası veri tabanı, bilimsel yayın ve patent kaydını bir araya getiren raporun vardığı sonuç açık: ABD’nin bilimsel insan kaynağı sistemi hâlâ son derece güçlü ancak tarihsel avantajları hızla daralıyor.
Bilimsel yayınlarda tablo tersine döndü
En dikkat çekici değişim yüksek etkili bilimsel araştırmalarda görülüyor.
Son 10 yılda ABD’nin en çok atıf alan gelişmekte olan teknoloji yayınlarındaki payı yüzde 14,2’den yüzde 8,4’e düştü. Aynı dönemde Çin’in payı yüzde 11,5’ten yüzde 20,8’e çıktı.
Çin ayrıca dünyanın önde gelen yapay zekâ ve makine öğrenmesi konferanslarındaki bilimsel katkılarda ABD’yi hızla yakalıyor veya bazı ölçütlerde geçiyor.
Patentlerde fark daha da çarpıcı. Stanford raporuna göre Çinli şirketler ve araştırmacılar, ABD’dekilerin yaklaşık üç katı bilgisayar teknolojisi patenti başvurusu yapıyor. Biyoteknoloji ve yarı iletkenlerde ise Çin’in başvuru sayısı yaklaşık iki kat daha fazla.
ABD’nin zayıf noktası kendi öğrencileri
Rapor, ABD’nin sorununun yalnızca Çin’in yükselişi olmadığını gösteriyor.
ABD matematik performansında dünyada 34. sırada bulunuyor. Üstelik öğrenci başına eğitim harcaması OECD ortalamasının yüzde 48 üzerinde. Üniversiteye STEM alanında eğitim alma niyetiyle başlayan öğrencilerin ise yalnızca yaklaşık 10’da 4’ü STEM diplomasıyla mezun oluyor.
Bu durum ABD bilim sistemini yabancı öğrencilere giderek daha bağımlı hale getiriyor. Uluslararası öğrenciler ülkedeki STEM yüksek lisans derecelerinin yarısından fazlasını ve araştırma doktoralarının üçte birinden fazlasını alıyor.
Hindistan ve Çin’den gelen öğrenciler birlikte ABD’deki bütün uluslararası lisansüstü öğrencilerin yüzde 61’ini oluşturuyor.
ABD hâlâ güçlü ama…
Bununla birlikte veriler “Çin bilimde ABD’yi tamamen geçti” sonucunu desteklemiyor.
ABD dünyanın önde gelen üniversitelerine, araştırma laboratuvarlarına ve teknoloji şirketlerine sahip olmayı sürdürüyor ve dünyanın dört bir yanından bilim insanlarını çekme kapasitesi hâlâ büyük bir avantaj sağlıyor.
Yapay zekâ alanında da ABD’nin bazı önemli üstünlükleri devam ediyor. Stanford’un 2026 Yapay Zekâ Endeksi’ne göre ABD daha fazla üst düzey yapay zekâ modeli üretiyor ve özel yapay zekâ yatırımlarında Çin’in çok önünde bulunuyor.
Ancak Çin yayın sayısı, bilimsel atıflar ve patent üretimi gibi göstergelerde öne çıkarken iki ülkenin en gelişmiş yapay zekâ modelleri arasındaki performans farkı da büyük ölçüde kapanmış durumda.
Stanford araştırmacılarının uyarısı bu nedenle Çin’in ABD’yi her alanda geçtiği değil. ABD’nin bilimsel üstünlüğünü sağlayan avantajların artık kalıcı kabul edilemeyeceği.

