GazeteBilim
Destek Ol
Ara
  • Anasayfa
  • Bilim
  • Teknoloji
  • Felsefe
  • Kültür-Sanat
  • Gastronomi
  • Çocuk
  • Etkinlikler
    • Astronomi Dersleri
    • Çağdaş Epistemoloji Dersleri
    • Davranış Nörolojisi Dersleri
    • Eğitimciler İçin Yapay Zekâ Okur-Yazarlığı Dersleri
    • Epigenetik Dersleri
    • Evren ve Kozmoloji Dersleri
    • Evrim Dersleri
    • Bilim Tarihi Dersleri
    • Hegel Dersleri
    • İnsan Felsefesi Dersleri
    • Kapitalizmin Tarihsel Gelişimi ve İktisadi Düşünce Dersleri
    • Konuşmaktan Korkmuyorum
    • Kuantum Mekaniği ve Yorumları Dersleri
    • Marx Dersleri
    • Nörobilim Dersleri
    • Nörodilbilim Dersleri
    • Nörohukuk
    • Nörofelsefe Dersleri
    • Nöroperspektifler
    • Nöropsikanaliz Dersleri
    • Öğrenilmiş Çaresizlik
    • Teizm, Deizm, Agnostisizm ve Ateizm Dersleri
    • Teoloji, Bilim ve Felsefe Tartışmaları
    • Zihin Dersleri
  • Biz Kimiz
  • İletişim
Okuyorsun: Moleküler hayatın sessiz kahramanı: Rosalind Franklin
Paylaş
Aa
GazeteBilimGazeteBilim
Ara
  • Anasayfa
  • Bilim
  • Teknoloji
  • Felsefe
  • Kültür-Sanat
  • Gastronomi
  • Çocuk
  • Etkinlikler
    • Astronomi Dersleri
    • Çağdaş Epistemoloji Dersleri
    • Davranış Nörolojisi Dersleri
    • Eğitimciler İçin Yapay Zekâ Okur-Yazarlığı Dersleri
    • Epigenetik Dersleri
    • Evren ve Kozmoloji Dersleri
    • Evrim Dersleri
    • Bilim Tarihi Dersleri
    • Hegel Dersleri
    • İnsan Felsefesi Dersleri
    • Kapitalizmin Tarihsel Gelişimi ve İktisadi Düşünce Dersleri
    • Konuşmaktan Korkmuyorum
    • Kuantum Mekaniği ve Yorumları Dersleri
    • Marx Dersleri
    • Nörobilim Dersleri
    • Nörodilbilim Dersleri
    • Nörohukuk
    • Nörofelsefe Dersleri
    • Nöroperspektifler
    • Nöropsikanaliz Dersleri
    • Öğrenilmiş Çaresizlik
    • Teizm, Deizm, Agnostisizm ve Ateizm Dersleri
    • Teoloji, Bilim ve Felsefe Tartışmaları
    • Zihin Dersleri
  • Biz Kimiz
  • İletişim
  • Destek Ol
Bizi Takip Edin
  • Biz Kimiz
  • Künye
  • Yayın Kurulu
  • Yürütme Kurulu
Copyright © 2023 Gazete Bilim - Bütün Hakları Saklıdır
GazeteBilim > Blog > İnsanlığın İncileri > Moleküler hayatın sessiz kahramanı: Rosalind Franklin
İnsanlığın İncileri

Moleküler hayatın sessiz kahramanı: Rosalind Franklin

Yazar: GazeteBilim Yayın Tarihi: 28 Temmuz 2025 4 Dakikalık Okuma
Paylaş

Franklin, DNA’nın çift sarmal yapısının çözülmesinde kritik bir dönüm noktası oldu ancak ne yazık ki bu başarı, onun adı anılmadan başkaları tarafından sahiplenildi.

Beyza Aydoğdu

1920 yılında, İngiltere’nin Notting Hill semtinde dünyaya gelen Rosalind Elsie Franklin, bilimin gölgede kalan yıldızlarından biri olarak tarihe adını yazdırdı. Varlıklı ve eğitimli bir ailenin çocuğu olan Franklin, daha küçük yaşlarda bile keskin zekâsı ve sorgulayıcı tavrıyla çevresindekilerin dikkatini çekiyordu. Onun için bilim yalnızca bir ilgi değil, yaşamın ta kendisiydi. Çocukken bile yaptığı gözlemler, zihninde şekillenen dünyayı anlamlandırmanın yollarını ararken, gelecekteki büyük buluşların ilk ipuçlarını taşıyordu. Özellikle babasının kütüphanesi, onun için bir laboratuvar kadar etkiliydi. Sayfalar arasında dolaşırken bilimle olan bağını yavaş yavaş değil, tutkuyla örmeye başlamıştı.

Yıllar ilerledikçe Franklin de bu tutkusunun peşinden gitti. Cambridge Üniversitesi’nde kimya eğitimi aldıktan sonra fiziksel kimya alanında uzmanlaştı. Ancak o, klasik yolların dışında yürümeyi seviyordu. Özellikle X-ışını kırınımı üzerine yaptığı çalışmalar, moleküler yapıların derinliklerine ışık tutacak nitelikteydi. İkinci Dünya Savaşı sırasında kömür ve karbon yapılarına dair araştırmalar yaparken, bilimin hem savaş hem barış zamanlarında nasıl şekil alabildiğini birebir tecrübe etti. Bu dönemde kazandığı deneyim, ileride onu DNA’nın gizemini çözmeye bir adım daha yaklaştıracaktı.

James Watson ve Francis Crick’in 1953 yılında yayımladığı DNA yapısına dair makalede, Franklin’in çalışmaları dolaylı yollardan kullanıldı, ancak adı yeterince takdir edilmedi.

1951 yılında King’s College London’da çalışmaya başlayan Franklin, DNA üzerine yaptığı çalışmalarla modern biyolojinin temellerini attı desek abartmış olmayız. Özellikle “Fotoğraf 51” olarak anılan ve DNA’nın B formunun X-ışını kırınımı görüntüsünü yansıtan çalışması, DNA’nın çift sarmal yapısının çözülmesinde kritik bir dönüm noktası oldu. Ancak ne yazık ki bu başarı, onun adı anılmadan başkaları tarafından sahiplenildi. James Watson ve Francis Crick’in 1953 yılında yayımladığı DNA yapısına dair makalede, Franklin’in çalışmaları dolaylı yollardan kullanıldı, ancak adı yeterince takdir edilmedi. Bilim tarihinde bu durum, hem etik tartışmaların hem de kadın bilim insanlarının görünmezliğinin sembolü hâline geldi.

Franklin’in ölümünden dört yıl sonra, 1962’de Watson, Crick ve Maurice Wilkins DNA’nın yapısını açıklayan çalışmalarıyla Nobel Fizyoloji Tıp Ödülü’ne layık görüldü. Ne yazık ki Rosalind, bilimsel emeğiyle bu başarının temelini atmış olmasına rağmen, Nobel Ödülü’ne aday gösterilemeden hayata veda etmişti. Çünkü Nobel Ödülü kural gereği yalnızca hayattaki kişilere veriliyordu. Bu durum, onun bilimsel katkılarının uzun yıllar boyunca gölgede kalmasına neden oldu.

Rosalind franklin

Franklin ise tüm bu gölgelerin ardında, hiçbir zaman şikâyet etmeden bilim üretmeye devam etti. DNA’nın yanı sıra virüslerin yapıları üzerine de yoğunlaştı. Özellikle tütün mozaik virüsü ve poliovirüs üzerine yaptığı araştırmalar, moleküler biyolojinin başka bir kapısını daha araladı. Onun mikroskobik dünyayı çözümleme azmi, yalnızca bilimsel bir merak değil, aynı zamanda doğayı bir matematiksel uyum içinde anlama çabasıydı.

1958 yılında, henüz 37 yaşındayken hayata gözlerini yumduğunda, geride tamamlanmamış ama ilham dolu bir öykü bırakmıştı. Ölümünün ardından gelen takdirler, onun hayattayken göremediği hak ettiği değeri bir nebze de olsa sağladı. Bugün Rosalind Franklin, bilimde kadınların sesi, emeğin ve sabrın timsali, moleküler yapının sessiz kahramanı olarak anılmaktadır.

Onun laboratuvarı, yalnızca tüplerden ve cihazlardan ibaret değildi; bilimsel dürüstlük, merak ve adanmışlıkla doluydu.

Kısacası Franklin, sadece DNA’nın yapısını anlamaya değil, bilimin vicdanına da katkı sundu. Onun laboratuvarı, yalnızca tüplerden ve cihazlardan ibaret değildi; bilimsel dürüstlük, merak ve adanmışlıkla doluydu. Her X-ışınıyla bir bilinmezi aydınlatırken, bilimin tarihine sessizce ama derin izler bıraktı. Ve bizler için, onun açtığı yolda yürürken, moleküllerin içindeki şiiri görmeye devam etmek bir görevden öte bir borçtur.

Kaynakça

Royal Society biography archive: [https://royalsociety.org](https://royalsociety.org)

National Institutes of Health, Profiles in Science: Rosalind Franklin Collection. [https://profiles.nlm.nih.gov](https://profiles.nlm.nih.gov)

Etiketler: bilim, dna, insanlığın incileri, kimya, Rosalind Franklin
GazeteBilim 28 Temmuz 2025
Bu Yazıyı Paylaş
Facebook Twitter Whatsapp Whatsapp E-Posta Linki Kopyala Yazdır
Önceki Yazı Derin denizden gelen umut: Bakteri şekeri kanser hücrelerini yok ediyor
Sonraki Yazı Yağmurlarımızda yeni bir tür asit var! Endişelenmeli miyiz?

Popüler Yazılarımız

krematoryum fırını

Türkiye’de ölü yakma (kremasyon): Hukuken var, fiilen yok

BilimEtik
23 Kasım 2023
cehalet
Felsefe

“Cehalet mutluluktur” inancı üzerine

Eşitleştiren, özgürleştiren, mutlu kılan, bilgi midir yoksa cehalet mi? Mutlu kılan, cehalet mutluluktur sözünde ifade edildiği gibi, bilgisizlik ve cehalet…

12 Ağustos 2023
deontolojik etik
Felsefe

Deontolojik etik nedir?

Bir deontolog için hırsızlık her zaman kötü olabilir nitekim çalma eyleminin özünde bu eylemi (daima) kötü yapan bir şey vardır.

15 Ağustos 2024
Güzel şeyler, özgür seçim süreçlerinin en çirkin şekillerde baskı altına alınmasına rağmen varlığını sürdürmeyi dişiler sayesinde başarır.(Görsel: The Belkin)
Flörtöz Hayvanlar

Ördekler, penisleri ve Amerikan ekonomisi

Yanık türkülerin yeşil başlı gövel ördeklerinden esinlenilen romantizm yalnızca bizim hayallerimizde var; gerçek dünyada bu türlerin aşk hayatları çok daha…

5 Kasım 2024

ÖNERİLEN YAZILAR

Susumu Kitagawa: Faydasızın faydası yaratıcılıktır

Faydasızın faydası, yani halihazırda olan bir şeye işaret eder. Bir öncünün peşinden gitmek gibi.

BilimRöportaj
12 Mayıs 2026

DNA ve RNA’yı oluşturmak için gereken her şey asteroit örneğinde bulundu

Ryugu sonuçlarına göre, yaşamın temel yapı taşları Güneş Sistemi tarafından üretilmiş olabilir.

Uzay
18 Mart 2026

Çernobil’in DNA üzerindeki etkisi aktarılabiliyor mu?

Çernobil’in gölgesi genomda ölçülebilir izler bırakmış görünüyor. Ancak mevcut veriler, bu izlerin sağlık yüküne dönüşmediğini düşündürüyor.

Genetik
5 Mart 2026

Yeni DNA kaset bandı: Akıllı telefona göre 1,5 milyon kat fazla veri, 20 bin yıl dayanıklılık

Çinli bilim insanları; görüntülerin, metin dosyalarının ve diğer dijital verilerin, 330 feet (100 metre) uzunluğundaki bir plastik şeride bağlanmış DNA…

Biyoloji
31 Ocak 2026
  • Biz Kimiz
  • Künye
  • Yayın Kurulu
  • Yürütme Kurulu
  • Gizlilik Politikası
  • Kullanım İzinleri
  • İletişim
  • Reklam İçin İletişim

Takip Edin: 

GazeteBilim

E-Posta: gazetebilim@gmail.com

Copyright © 2023 GazeteBilim

  • Bilim
  • Teknoloji
  • Felsefe
  • Kültür-Sanat
  • Gastronomi
  • Çocuk

Removed from reading list

Undo
Welcome Back!

Sign in to your account

Lost your password?