Pasifik levhası tektonik olarak yılda 15 ila 20 cm’lik bir gerilme biriktiren, bu nedenle etrafında çok fazla volkanik aktivitenin sürdüğü ve gerek depremler nedeniyle gerek volkanik aktivite nedeniyle ateş çemberi olarak adlandırılan, deprem üretme potansiyeli çok yüksek bir bölgedir.
Prof. Dr. Şerif Barış
Kocaeli Üniversitesi Jeofizik Mühendisliği Bölümü
Kamçatka’da olan deprem Pasifik levhasının sınırında olan, yaklaşık 10 ila 20 yıl arasında olan depremlerden bir tanesi. Büyüklük olarak 8,8; oldukça seyrek ve dünyada nadir görülen depremler ve kırılma düşey yönde olduğu için de tsunami oluşturacak bir deprem. Tabi bu depremin özellikle Kamçatka’ya yakın yerleşim yerlerinden 110 km uzaklıkta ve 20.7 km derinde olması sebebiyle hasar dağılımı ve elbette yaratacağı etki, şehrin içinde olan ya da şehre yakın olan bir depreme göre daha azdır. Nitekim olan sonuçlar bunu göstermiştir. Bu depremin yaratacağı tsunami de Pasifik okyanusunun kıyı ülkelerinde çeşitli erken uyarı sinyalleriyle tespit edilmiş ve halk uyarılmıştır. Dolayısıyla tsunamiden kaynaklı bir ölüm veya bir yıkım olacağı da beklenmemekte. Bu depreme bakıldığında elbette nadir görülen bir deprem ama o bölgede çok sık olan bir deprem. Nitekim bu depremin 10 gün öncesinde o bölgede 7,6 büyüklüğünde başka bir deprem, onun daha öncesinde de 6,6 civarı bir başka deprem meydana gelmişti. Bu Pasifik levhası tektonik olarak yılda 15 ila 20 cm’lik bir gerilme biriktiren, bu nedenle etrafında çok fazla volkanik aktivitenin sürdüğü ve gerek depremler nedeniyle gerek volkanik aktivite nedeniyle ateş çemberi olarak adlandırılan, deprem üretme potansiyeli çok yüksek bir bölgedir. Dünyanın en büyük depremi, 1960 yılındaki Şili depremi yine bu Pasifik levhasının sınırında olmuştur. Oradan çıkan tsunami dalgaları da Japonya’da bir köyde 100’den fazla insanın ölümüne sebebiyet vermiştir.
Kamçatka depreminin Türkiye’ye etkisi
Bu depremlerin tabi Türkiye’ye bir etkisi yoktur. Türkiye’deki herhangi bir depremi tetiklemek gibi bir mekanizması yoktur ve bu deprem başlı başına nadir olan ve az hasarla atlatılmış, aslında bu açıdan bakıldığında şanslı bir depremdir.
Mevcut acil durum planları büyük afetlerde maalesef yetersiz kalmakta ve afetlerin zararını önlemekte maalesef problem olmaktadır. O yüzden devletin yaptığı afet zararını azaltma çalışmaları merkezî hükümetin ve yerel yönetimlerin tek başına yeterli değildir.
Bu depremden hangi dersleri almalıyız?
Ama bunu söylerken Pasifik levhası evet dünyanın en aktif levhalarından birisi, ateş çemberi hakeza Türkiye’nin yer aldığı, Alp-Himalaya sıra dağlarının olduğu bu kuşak da dünyanın diğer aktif, başka bir kuşağıdır. Ülkemiz de bu kuşak üzerinde oldukça yoğun ve sık depremlerle karşı karşıya kalan bir ülkedir. O yüzden bizler bu depremlerden dersler alarak, depremle ilgili önceden planlama, hazırlık, zarar azaltma çalışmalarını hayata geçirmeli, depremleri konuşurken mutlaka depremlerin oluşturacağı ikincil afetler olan tsunami, yangın, sel ve heyelan gibi etkilerle de bir takım afet planlarını hayatımızın odağına yerleştirmeliyiz. Kişiler ve aileler aile afet planı yapmalı, şirketler acil durum planlarını genişleterek afet ve acil durum planına dönüştürmeleri gerekir. Mevcut acil durum planları büyük afetlerde maalesef yetersiz kalmakta ve afetlerin zararını önlemekte maalesef problem olmaktadır. O yüzden devletin yaptığı afet zararını azaltma çalışmaları merkezî hükümetin ve yerel yönetimlerin tek başına yeterli değildir. Mutlaka bunun içerisinde şirketlerin, sanayi tesislerinin, sivil toplum örgütlerinin, üniversitelerin, kamu kuruluşlarının ve elbette ailelerin de mutlaka aile afet planı yaparak afet öncesi yapılması gereken hazırlıklar, afet sırası ve sonrasındaki doğru davranışları mutlaka planlamaları ve hayata geçirmeleri lazım. Vatandaşlar, kurumlar mutlaka eğitim almalı ve aldıkları o eğitimleri zaman zaman ciddi ve doğru tatbikatlarla da uygulamaları gerekir. Yoksa seminer dinleyerek ya da televizyonlarda yapılması gerekenler şunlardır diyerek, bunları dinleyerek eğitim olmaz. Bunların mutlaka aldıkları bilgilerin hayatlarında, evlerinde, iş yerlerinde uygulamaya konulması gerekiyor. Okullarda, şirketlerde yapılan tatbikatlar, kamu kuruluşlarında yapılan tatbikatlar, belediyelerde yapılması gereken tatbikatlar göstermelik ve şov amacından çok, bir afet olduğunda ilk 72 saat yalnızsınız ve dolayısıyla aile olarak veya çalışanlar olarak afete müdahale edecek bilgi ve beceriye sahip olunması gerekir. Bununla ilgili de tatbikatların da mutlaka, alınan eğitimlerle de pekiştirilerek aile üyeleri ve çalışanlar tarafından ne yapılması gerektiğinin doğru şekilde planlanması ve tatbik edilmesi lazım. Bu tatbikatlarda görülen eksiklikler, aksaklıklar da bir sonraki tatbikata kadar mutlaka giderilmelidir. Unutmayın, büyük afetlerde en az ilk 72 saat yalnızsınız, o yüzden kendi yağınızda kavrulmak, buna uygun aile planı, buna uygun işyeri afet ve acil durumplanı yapmak zorundasınız.

