Derin sularda yaşayan Grönland köpekbalıklarının gözleri ve kalpleri, çalışmaya devam etmek için biyolojik hileler kullanıyor. Asırlarca yaşayabilen bu köpekbalığı, yaşlanmanın getirdiği tipik sağlık çöküşünü önlemek amacıyla çeşitli stratejilerden yararlanıyor.
Çeviri: Binali Furkan Alper
GazeteBilim Yazı İşleri
Grönland köpekbalıkları, yaşlanmayı geciktirme hakkında yeni sırları açığa çıkarıyor.
Kuzey Kutbu ve Kuzey Atlantik’in derin, karanlık sularında, yüzyıllarca yaşayabilen bu hayaletimsi devler, uzun süre hayatta kalmak için birkaç hile keşfetmiş durumda.Son araştırmalar, bazı organlarının yaşlanmanın yıkıcı etkilerine dirençli olabileceğini, diğerlerinin ise zaman içinde biriken doku hasarlarına karşı kendini toparlayabildiğini işaret ediyor.
Bulgular, bu köpekbalıklarının gezegendeki diğer tüm omurgalılardan nasıl daha uzun yaşamayı başardıklarına dair bazı ipuçları sunuyor. İsviçre’deki Basel Üniversitesi’nden biyolog Lily Fogg, bunun bir gün insanlarda yaşlanan organları tedavi etmeye yönelik terapilere yol açabilecek bir çalışma olduğunu söylüyor. Fogg, bunun “en büyük nihai hedef” olduğunu belirtiyor.
Bilim insanları, Grönland köpekbalıklarının (Somniosus microcephalus) dört yüz yıldan daha uzun süre hayatta kalabileceğini tahmin ediyor. Fogg, “Bunlar devasa, çok yaşlı büyükbaba köpekbalıkları,” diyor. Ancak vücutlarının on yıllar boyunca tam olarak nasıl işleyişini sürdürdüğü henüz net değil.
Fogg’un ekibi hayvanların göz kürelerini inceledi. Bırakın bu görme yetisinin zamanla bozulup bozulmadığını, köpekbalıklarının ne kadar görebildiği bile bilinmiyordu. Fogg, yaygın kanının köpekbalıklarının ya ciddi şekilde görme bozukluğuna sahip olduğu ya da tamamen kör olduğu yönünde olduğunu belirtiyor. O ve meslektaşları, bazıları yaklaşık 150 yaşında olan 10 Grönland köpekbalığına ait göz dokularını inceledi. Ekip, 5 Ocak’ta Nature Communications’ta yayımlanan raporlarında, hayvanların derin denizlerin loş ışığında görebilmek için gerekli tüm hücresel ve moleküler donanıma sahip olduğunu bildirdi.
Doku aynı zamanda yaşlanmanın tipik yıpratıcı etkilerinden kaçınmış gibi görünüyordu. Fogg, bunun gözlerdeki DNA onarım mekanizmasının artan aktivitesinden kaynaklanabileceğini söylüyor. Bu mekanizma, hücre ölümüne ve doku dejenerasyonuna yol açabilen hasarları onarır. Fizyolog Alessandro Cellerino ve meslektaşlarının bildirdiğine göre, Grönland köpekbalığının genomu üzerine yapılan daha önceki bir araştırma da gelişmiş bir DNA onarım işlevine işaret ediyordu.
Ancak, göz kürelerinde devrede olan yaşlanma karşıtı strateji, Grönland köpekbalığının tüm organlarında görülmeyebilir. Hayvanın kalbini inceleyen araştırmacılar, kalbin, zamanın dokularımıza kazıdığı tipik yara izlerini ve stres belirtilerini biriktiriyor gibi göründüğünü keşfetti; bilim insanları bu bulguyu 23 Aralık’ta bioRxiv.org’da raporladı. İtalya’nın Pisa kentindeki Scuola Normale Superiore’den Cellerino, “Biz tam tersini bekliyorduk.” diyor.
Araştırma ekibi, altı Grönland köpekbalığının kalbini diseke edip inceledi. Araştırmacılar, hayvanlar yaşlandıkça biriken sert yara izleriyle kaplı organlar keşfettiler.İnsanlarda bu tip yara dokuları kardiyovasküler hastalıkların bir göstergesidir. Kalbi sertleştirerek kanın verimli bir şekilde pompalanmasını zorlaştırır. Köpekbalıklarının kalpleri ayrıca, parçalanmış ve hücrelerin geri dönüşüm merkezlerine tıkıştırılmış enerji üreten mitokondriler gibi hücresel hasar kanıtları da barındırıyordu.
Ancak Cellerino, yara izlerine ve diğer hasarlara rağmen bir şekilde köpekbalıklarının kalplerinin hâlâ çalışıyor gibi göründüğünü söylüyor. Diğer hayvanların kalplerinin iflas etmesine neden olacak bir hasarla bile pompalamaya devam edebiliyorlar. Araştırmacılar bunun nedenini tam olarak bilmiyor, ancak köpekbalıklarının dokusunun, kalbin yaşa bağlı hasarlarla başa çıkmasına yardımcı olan koruyucu hormonlar üretebileceğini tahmin ediyorlar.
Ekolojist Catherine Macdonald, bu iki makalenin sonuçlarına şaşırmadığını söylüyor. Miami Üniversitesi’nden Macdonald, “Böylesine uzun bir yaşam süresine sahip herhangi bir hayvanın, hem onarım hem de bakım yeteneğine ihtiyacı olacaktır.” diyor. Köpekbalıklarının gözlerinin ve kalplerinin canlı hayvanlarda nasıl işlediği hakkında daha fazla bilgi edinmek istiyor. Okyanus yüzeyinin 2.200 metre altına kadar dalabilen bir köpekbalığında bunu incelemek oldukça zor. Ancak, bu hayvanların uzun yaşam sürelerinin temelinde ne yattığını daha iyi anlamanın, insanlarda yaşlanmanın gizemlerine dair ipuçları sunabileceğini belirtiyor.
Buna karşın Macdonald, insan sağlığına yönelik kısa vadeli uygulamaların söz konusu olmadığını düşünüyor. Ayrıca bu yeni araştırmanın, tüketicilerin köpekbalığı kaynaklı yaşlanmayı geciktirici akımlara yönelmesi gerektiği anlamına kesinlikle gelmediğini belirtiyor ve ekliyor: “Dışarı çıkıp Grönland köpekbalığı kanı içmeye başlamamıza gerek yok.”
Kaynak:
https://www.sciencenews.org/article/greenland-sharks-aging-heart-eyes

