GazeteBilim
Destek Ol
Ara
  • Anasayfa
  • Bilim
  • Teknoloji
  • Felsefe
  • Kültür-Sanat
  • Gastronomi
  • Çocuk
  • Etkinlikler
    • Astronomi Dersleri
    • Çağdaş Epistemoloji Dersleri
    • Davranış Nörolojisi Dersleri
    • Eğitimciler İçin Yapay Zekâ Okur-Yazarlığı Dersleri
    • Epigenetik Dersleri
    • Evren ve Kozmoloji Dersleri
    • Evrim Dersleri
    • Bilim Tarihi Dersleri
    • Hegel Dersleri
    • İnsan Felsefesi Dersleri
    • Kapitalizmin Tarihsel Gelişimi ve İktisadi Düşünce Dersleri
    • Konuşmaktan Korkmuyorum
    • Kuantum Mekaniği ve Yorumları Dersleri
    • Marx Dersleri
    • Nörobilim Dersleri
    • Nörodilbilim Dersleri
    • Nörohukuk
    • Nörofelsefe Dersleri
    • Nöroperspektifler
    • Nöropsikanaliz Dersleri
    • Öğrenilmiş Çaresizlik
    • Teizm, Deizm, Agnostisizm ve Ateizm Dersleri
    • Teoloji, Bilim ve Felsefe Tartışmaları
    • Zihin Dersleri
  • Biz Kimiz
  • İletişim
Okuyorsun: “Gassal” bizi ölümle mi yüzleştiriyor?
Paylaş
Aa
GazeteBilimGazeteBilim
Ara
  • Anasayfa
  • Bilim
  • Teknoloji
  • Felsefe
  • Kültür-Sanat
  • Gastronomi
  • Çocuk
  • Etkinlikler
    • Astronomi Dersleri
    • Çağdaş Epistemoloji Dersleri
    • Davranış Nörolojisi Dersleri
    • Eğitimciler İçin Yapay Zekâ Okur-Yazarlığı Dersleri
    • Epigenetik Dersleri
    • Evren ve Kozmoloji Dersleri
    • Evrim Dersleri
    • Bilim Tarihi Dersleri
    • Hegel Dersleri
    • İnsan Felsefesi Dersleri
    • Kapitalizmin Tarihsel Gelişimi ve İktisadi Düşünce Dersleri
    • Konuşmaktan Korkmuyorum
    • Kuantum Mekaniği ve Yorumları Dersleri
    • Marx Dersleri
    • Nörobilim Dersleri
    • Nörodilbilim Dersleri
    • Nörohukuk
    • Nörofelsefe Dersleri
    • Nöroperspektifler
    • Nöropsikanaliz Dersleri
    • Öğrenilmiş Çaresizlik
    • Teizm, Deizm, Agnostisizm ve Ateizm Dersleri
    • Teoloji, Bilim ve Felsefe Tartışmaları
    • Zihin Dersleri
  • Biz Kimiz
  • İletişim
  • Destek Ol
Bizi Takip Edin
  • Biz Kimiz
  • Künye
  • Yayın Kurulu
  • Yürütme Kurulu
Copyright © 2023 Gazete Bilim - Bütün Hakları Saklıdır
GazeteBilim > Blog > Kültür-Sanat > “Gassal” bizi ölümle mi yüzleştiriyor?
Kültür-Sanat

“Gassal” bizi ölümle mi yüzleştiriyor?

Yazar: Emrah Maraşo Yayın Tarihi: 7 Ocak 2025 4 Dakikalık Okuma
Paylaş
Ölülerini gömmesi insanın uygarlaşmasında ve hayvanlar dünyasından ayrılmasında önemli bir etkendir. (Görsel: Pixabay)

Maddi değişime değil hitabete dayalı, özgürlüğe değil korkuya dayalı, gönüllülüğe değil zorunluluğa dayalı, insan tasarımına değil doğanın kendiliğindenliğine dayalı bir bilinç inşa edilmek istenmektedir. Mülksüzlerin her an ölümü düşünmesi salık verilmekte, ölüm hayatın anlamının tek ölçüsü haline getirilmekte ve mülksüzler böylece ölümle ve korkuyla hizaya çekilmek istenmektedir.

İnsana dair birçok tanımda bulunabiliriz:  

İnsan iki ayak üzerinde dik yürüyen bir varlıktır.

İnsan alet yapan bir varlıktır.

İnsan dili icat eden bir varlıktır.

İnsan türdeşleriyle iş birliği yapan bir varlıktır ve nihayet şunu ekleyebiliriz:

İnsan ölülerini gömen bir varlıktır.

Ölülerini gömmesi insanın uygarlaşmasında ve hayvanlar dünyasından ayrılmasında önemli bir etkendir. Çünkü insan, ölümünün bilincinde olan, bu bilincin gereklerini yerine getiren ve toplumsal bir varlık olduğunu ölülerini gömerek gösteren tek varlıktır.

İnsan bir gün ölecektir ve bu gerçeği bazen en yakınlarında bazen de toplumda görerek ve yaşayarak kavrar, böylelikle ölümü daha derinden tanır. İnsan ölümü yaşayarak kavrar dedik; başkasında görerek yaşar ve başkasında ölümü görerek ölümle yüzleşir. Çünkü ölümle yüzleşmek ölenlere değil yaşayanlara has bir durumdur; ne kadar acı olursa olsun ölen ölmüştür ve sağlara ölümü görmek ve ölümü gömmek kalmıştır. Bu bakımdan ölümle yüzleşmek için dışsal bir etken gerekmez, tanrısal bir otorite gerekmez, ölümü anlatmak gerekmez, ölümün üzerinde tepinmek gerekmez: İnsan ölümlüdür, bunu bilerek ve ölülerini gömerek yaşar.

Peki hâl böyleyse Gassal dizisinin bizi ölümle yüzleştirdiği iddiası ve bu iddiadan insanî idealler türetmek de neyin nesidir?

Bu sorunun yanıtı günümüz sisteminde saklıdır.

Modernitenin kapitalist biçimi, her an yabancılaşma üreten bir makinedir. Emekçi halk sadece maddi olarak değil manevi olarak da yoksullaştırılmaktadır. Emeğine, ürettiği ürüne ve toplumsal varlığına yabancılaştırılmaktadır.  Mülksüzlerin duygu dünyası ve anlam evreninin içi boşaltılmakta, mülksüzlerin dünyasal acıların etkisine yönelik sığınağı olarak aile yani en ilkel kandaş örgütlenme çözüm olarak gösterilmektedir. Böylece neoliberalizmin atomizasyonunu dağıtacak ve mülksüzlerin sömürücülere karşı büyük bütünleşmesini sağlayacak kitlesel örgütlenmelerin de önü alınmak istenmektedir.

Bir doğa yasası gibi sunulan kapitalist sistemin “zararlarından”, her an ölebileceğimiz olasılığını aklımızda tutup erdemli ve ahlâklı davranarak kurtulabileceğimiz söylenmektedir. Böylece maddi değişime değil hitabete dayalı, özgürlüğe değil korkuya dayalı, gönüllülüğe değil zorunluluğa dayalı, insan tasarımına değil doğanın kendiliğindenliğine dayalı bir bilinç inşa edilmek istenmektedir. Mülksüzlerin her an ölümü düşünmesi salık verilmekte, ölüm hayatın anlamının tek ölçüsü haline getirilmekte ve mülksüzler böylece ölümle ve korkuyla hizaya çekilmek istenmektedir. Korkutulan insan aşağılanan insandır. Oysa Spinoza’nın dediği gibi “Özgür insan ölümü aklının ucundan bile geçirmez çünkü bilgelik ölümü değil yaşamı düşünmektir.” Spinoza’nın bu görüşü tarihsel olarak özünde demokratik devrimin insan tipine bir çağrıdır. Dünyanın çile doldurma yeri olarak tarif edildiği, “dünya hayatı”nın bayağı olduğu propagandasına dayanan dinsel ideolojiye karşı felsefî olarak yapılacak ilk şey yaşamın değerli olduğu, insanın da bu yaşamda “insanca” yaşamaya layık olduğu bilincinin işlenmesidir. Bu nedenle kıymetli olan, ölçüt olan, yol gösterici olan ve güzelleştirilecek olan ölüm değil yaşamdır. Ölüm, yaşamı değerli kılmaz; aksine bir kenara atar, ihmal eder. Yaşamı değerli kılan şey insanın özgürleşme eylemidir; ölüm korkusu değildir, boyun eğme değildir. Yaşamı değerli kılan mutluluğun “bu dünya”da elbirliğiyle yaratılabileceği, zorunlu çalışmanın ortadan kaldırılabileceği, sınıfsız bir toplumun maddi koşullarının olduğu ve umudun da buradan türetilebileceği gerçeğidir.

İnsanî idealleri zenginleştirmek ve çoğaltmak ancak yaşamı yücelterek mümkündür.

Etiketler: din, dünya, felsefe, gassal, gassal dizisi, hayat, ölüm, yaşam
Emrah Maraşo 7 Ocak 2025
Bu Yazıyı Paylaş
Facebook Twitter Whatsapp Whatsapp E-Posta Linki Kopyala Yazdır
Önceki Yazı COF, mevcut karbon yakalama sistemlerine kolayca entegre edilebilir ve endüstriyel emisyonlardan CO2'yi uzaklaştırmak veya atmosferik CO2'yi yeraltında depolamak için kullanılabilir. Karbon yakalama teknolojisi
Sonraki Yazı Güneş enerjisi artık enerji kullanımımızın yalnızca küçük bir kısmını oluşturuyor. Ancak, uzay güneş panelleri, dünyadaki tüm güneş panellerinden 40 kat daha fazla güç üretebilir. Güneş enerjisi transferi projesi

Popüler Yazılarımız

krematoryum fırını

Türkiye’de ölü yakma (kremasyon): Hukuken var, fiilen yok

BilimEtik
23 Kasım 2023
cehalet
Felsefe

“Cehalet mutluluktur” inancı üzerine

Eşitleştiren, özgürleştiren, mutlu kılan, bilgi midir yoksa cehalet mi? Mutlu kılan, cehalet mutluluktur sözünde ifade edildiği gibi, bilgisizlik ve cehalet…

12 Ağustos 2023
deontolojik etik
Felsefe

Deontolojik etik nedir?

Bir deontolog için hırsızlık her zaman kötü olabilir nitekim çalma eyleminin özünde bu eylemi (daima) kötü yapan bir şey vardır.

15 Ağustos 2024
Güzel şeyler, özgür seçim süreçlerinin en çirkin şekillerde baskı altına alınmasına rağmen varlığını sürdürmeyi dişiler sayesinde başarır.(Görsel: The Belkin)
Flörtöz Hayvanlar

Ördekler, penisleri ve Amerikan ekonomisi

Yanık türkülerin yeşil başlı gövel ördeklerinden esinlenilen romantizm yalnızca bizim hayallerimizde var; gerçek dünyada bu türlerin aşk hayatları çok daha…

5 Kasım 2024

ÖNERİLEN YAZILAR

Kalbi başka yerde atanların vatanı Paris

İster monarşist bir Rus dükü veya Osmanlı halefi olsun, ister Türkiye’nin veya Rusya’nın bağrından kopup gelmiş bir devrimci ya da…

Kültür-Sanat
27 Nisan 2026

Ötenazi: Gerçekten yapacak bir şey yok mu?

Psikiyatrik hastalıklara dayanan ıstırap söz konusu olduğunda ‘artık yapacak bir şey yoktur’ kararına ulaşmak, tıbbi ve etik açıdan son derece…

Psikiyatri
30 Mart 2026

Bir tablo, bir coğrafya ve bitmeyen barışın resmi: “Timur’un Mezarı”nın Ankara’daki sessiz nöbeti

Barış, bazen kırılgandır. Sanat tarihinin öngördüğü güzellik ve barış ideası ile insanlık tarihini anlama çabasının aksine; güce ve iktidara tapınanların…

Sanat
19 Şubat 2026

Dünya’nın en dayanıklı mikroorganizmaları insanların Mars’ta yaşamasına yardımcı olabilir

Mars'ta kalıcı bir insan varlığı oluşturmak, hâlâ en büyük ideallerimizden biri olduğu kadar, bilim ve mühendisliğin bugüne dek karşılaştığı en…

Astrobiyoloji
2 Şubat 2026
  • Biz Kimiz
  • Künye
  • Yayın Kurulu
  • Yürütme Kurulu
  • Gizlilik Politikası
  • Kullanım İzinleri
  • İletişim
  • Reklam İçin İletişim

Takip Edin: 

GazeteBilim

E-Posta: gazetebilim@gmail.com

Copyright © 2023 GazeteBilim

  • Bilim
  • Teknoloji
  • Felsefe
  • Kültür-Sanat
  • Gastronomi
  • Çocuk

Removed from reading list

Undo
Welcome Back!

Sign in to your account

Lost your password?