Alzheimer için geliştirilen tedavi amaçlı nonfarmakolojik (ilaç dışı) yöntemler, bitkisel takviyeler…
Dyt. Hande Aldemir[i]
Dr. M. Zülküf Önal[ii]
“Demans” kavramı, Latince “de-mens” kavramından gelir ve anlamı “zihnin yitimi”dir (mens = “zihin” ve de = “yitim”). Demans bir hastalık sendromudur, yani farklı nedenleri olabilen değişik hastalık belirtilerinden (= hastalık işaretlerinden) meydana gelen karmaşık bir bütündür. Demansın en yaygın nedeni Alzheimer hastalığıdır.
Günlük yaşama müdahale eden ve normal yaşlanmaya atfedilebilecek olanın ötesinde beyin fonksiyonu kaybı ile tanımlanmaktadır. Şu anda modern tıpta bilişsel bozukluklar için geçerli bir tedavi yoktur, ancak yeni mekanizmalar aracılığıyla birçok potansiyel ajan mevcuttur.
Beyin fonksiyonlarının korunması ve daha iyi bir beyin sağlığının sürdürülmesi adına, birçok çalışma yapılmaktadır. Yapılan çalışmalar bazı bitkiler ve takviyeler için olumlu yönde olsa da yeterli kanıtların mevcut olmadığı bazı bitkiler hâlâ varlığını korumaktadır.
Ginkgo biloba
Ginkgo biloba, yüzyıllardır geleneksel Çin tıbbında çeşitli rahatsızlıkları tedavi etmek için kullanılan, yaprakları olan bir ağaçtır. Ginkgo bilobanın, hafıza sorunları veya demansı olan kişilerde hafızayı ve bilişsel fonksiyonları bir miktar iyileştirebileceğine dair çalışmalar bulunmaktadır. Ginkgo biloba ekstraktının 6 aydan fazla süre düzenli olarak alındığında (240mg/gün), özellikle Alzheimer hastalığının erken evrelerinde bilişsel işlevin iyileşmesini destekleyebileceği gösterilmiştir.
Alpha-GPC (Alfa Gliserilfosforilkolin, Kolin Alfoscerat)
Alpha-GPC, hafıza ve öğrenme için önemli bir nörotransmiter olan beyin asetilkolin düzeylerini arttırabilen bir besin takviyesidir. Asetilkolin üreten nöronlar Alzheimer hastalığında kaybedilen ilk nöronlar arasındadır. Teorik olarak alfa-GPC almanın bu kaybı telafi edebileceği düşünülmektedir. Alzheimer tipi demans bozukluklarında yapılan çalışmalarda alfa-GPC’nin klinik olarak yararlılığı ve yan etkisinin az olması nedeniyle hastalar tarafından rahat tolere edilebilirliği ortaya konmuştur. Fakat bu çalışmaların çoğu, günümüzde asetilkolin düzeylerini artırmak için kullanılan onaylanmış Alzheimer ilaçlarının yaygın kullanımından önce yapılmıştır. Bu nedenle Alpha-GPC’nin onaylanmış Alzheimer ilaçlarına göre ek faydalarının olup olmadığı belirsizliğini korumaktadır. Apolipoprotein E4 (ApoE4) bazı kişilerde bulunan Alzheimer hastalığı riskini arttırabileceği düşünülen bir gendir. ApoE4 genini taşıyan bir bireyin mutlaka Alzheimer hastalığına yakalanacağını göstermez; sadece riskin daha yüksek olabileceğini gösterir. Alpha-GPC ile hafif bilişsel bozukluğu olan hastalarda yapılan çalışmalarda APOE4 gen aleline sahip olmayan hastalarda bilişsel iyileşmenin daha belirgin olabileceği bildirilmiştir.
Centella asiatica (Gotu kola)
Centella asiatica kan basıncını düşürmek, hafızayı güçlendirmek ve uzun ömürlülüğü teşvik etmek gibi çeşitli amaçlarla farklı geleneksel tıp sistemlerinde yaygın olarak kullanılan bir bitkidir. Günümüzde birçok ülkede yeşil yapraklı bir sebze olarak bireylerin günlük beslenmesinde yer etmektedir. Centella Asiatica’nın normal diyet içerisinde fonksiyonel bir gıda olarak tüketilmesi, zengin beslenme profilinin yanı sıra çok yönlü sağlık yararlarını sunmanın uygun bir yolu olarak karşımıza çıkmaktadır. Centella asiatica özellikle bir nöroprotektif yani sinir hücrelerinin korunmasına yardımcı olarak sağlıklı yaşlanmaya katkıda bulunma potansiyeline sahiptir. Centella Asiatica’nın insanlarda biliş ve nörolojik bozukluklar üzerindeki etkilerine ilişkin sınırlı araştırma vardır, ancak mevcut insan çalışmaları bilişsel işlevin, ruh halinin ve yaşam kalitesinin iyileştiğini desteklemektedir. 2021 yılında demanslı yaşlı kadınlar üzerinde yapılan plasebo kontrollü bir çalışmada 500 mg/gün Centalla Asiatica’nın 20 hafta boyunca alımının, anlamsal akıcılığın ve görsel hafızanın arttırılmasında etkili olduğu gösterilmiştir. Çalışmalarda kullanılan müdahale türleri, seçilen dozlar, standardizasyon seviyeleri ve incelenen popülasyonlardaki önemli farklılıklar daha geniş klinik kullanıma aktarılmasını zorlaştırsa da Alzheimer noktasında daha büyük çalışmalara ihtiyaç vardır.
Sitikolin
Sitikolin, vücutta doğal olarak bulunan bir bileşendir. Beyin hücrelerinin enerji üretimini desteklemeye, hücre zarlarının yapısını korumaya ve beyinden salınan bazı bileşenlerin seviyelerinin düzenlenmesine yardımcı olmaktadır. Alzheimer hastalığında kolin seviyeleri düşmektedir. Bu durum beyin hücrelerinin hafıza için önemli bir bileşen olan asetil-kolin üretme yeteneğini etkiler. Beyin hücreleri bunun yerine asetil-kolin üretmek için hücre zarlarını parçalayabilir ve sitikolin takviyesinin bu parçalanmayı önleyebileceği düşünülmektedir. Yapılan çalışmalarda bilişsel olarak sağlıklı orta yaşlı ve yaşlı kişilerle yapılan çalışmalarda sitikolinin hafıza etkinliği üzerindeki olumlu etkileri gösterilmiştir. Hafif bilişsel bozukluğa sahip ya da diğer bazı nörolojik hastalıkları olan hastalarda yapılan güncel çalışmalarda da sitikolinin hafıza indeksleri üzerindeki benzer olumlu etkileri belirtilmiştir. Sitikolin, Alzheimer hastalığı ile ilişkili bilişsel bozulma ve sinir hücresi koruma potansiyeline sahip olabilir. Ancak, bu konudaki araştırmalar henüz tamamlanmamıştır ve sitikolinin Alzheimer hastalığının tedavisinde kesin bir rol oynayıp oynamayacağını değerlendirmek için daha fazla çalışmaya ihtiyaç vardır.
Magnezyum
Magnezyum yeşil yapraklı sebzeler, kuruyemişler, meyveler, süt ve süt ürünleri gibi doğal olarak birçok besinde bulunabilen bir mineraldir. Yapılan çalışmalarda Alzheimer hastalarının beyinlerinin hipokampüs bölgesindeki toplam magnezyum miktarının sağlıklı bireylere göre %18 azaldığı gösterilmiştir. Bununla birlikte kan veya beyindeki magnezyum eksikliğinin Alzheimer hastalığı ile ilişkili olabileceğini destekleyen bazı bilimsel çalışmalar mevcuttur. 1.400’den fazla sağlıklı yaşlı yetişkin üzerinde yapılan çalışmada diyetle daha yüksek magnezyum alımının erkeklerde hafif bilişsel bozukluk geliştirme riskini %86 azalttığı gösterilmiştir. Magnezyum, özellikle beyindeki sinir hücrelerinin bağlantısını sağlayan sinapsların yoğunluğunun kontrolünde önemli bir aracı olarak rol almaktadır. Bu noktada magnezyumun L-threonate formu öne çıkmaktadır. Magnezyum L-threonate özellikle beyin fonksiyonlarına olan olumlu etkileri nedeniyle dikkat çeken bir magnezyum tuzudur. Birkaç çalışma, magnezyum L-threonate’ın hafıza şikayetleri olan yaşlı hastalarda bilişsel yetenekleri geliştirebileceğini göstermiştir. Şu andaki veriler magnezyum takviyesinin veya Alzheimer hastalığının tedavisine yeni bir yaklaşım olabileceğini düşündürse de elde edilen kanıtlar sınırlıdır.
Asetil L-Karnitin
Asetil L-karnitin, kırmızı ette bulunan ve beyin de dâhil olmak üzere tüm vücutta kolayca emilen bir amino asit türevidir. Asetil L-karnitin, Alzheimer hastalığına karşı potansiyel bir koruyucu ajan olarak değerlendirilmektedir. Beyin fonksiyonu için kritik olan ve Alzheimer hastalığında önemli ölçüde azalan asetilkolin aktivitesini arttırabileceği düşünülmektedir.
Asetil L-karnitinin, özellikle depresif bozukluğu olan Alzheimer hastalarına fayda sağlayabileceği varsayılmaktadır. Ancak, bu konudaki araştırmalar henüz tamamlanmamıştır ve asetil L-karnitin takviyesinin Alzheimer hastalığının tedavisinde kesin bir rol oynayıp oynamayacağını değerlendirmek için daha fazla çalışmaya ihtiyaç vardır.
Resveratrol
Antioksidanların beyin sağlığı üzerinde çeşitli olumlu etkileri bilinmektedir. Resveratrol de üzüm kabukları, kırmızı şarap, yaban mersini ve bazı diğer bitkilerde doğal olarak bulunan güçlü bir antioksidandır. Kalori kısıtlamasının hayvanlarda yaşa bağlı hastalıkları azalttığı bilinmektedir ve resveratrol kalori kısıtlamasını taklit etmektedir.
2015 yılında yüksek dozda (Günlük 1000 şişe şarap tüketimine eş değer) resveratrol ile yapılan klinik araştırmada hafif ila orta şiddette Alzheimer hastası olan bireylerde uzun süreli resveratrol tedavisinin, hastalığın ilerlemesini yavaşlattığı bulunmuştur.
Resveratrol, sirtüinler denilen yaşlanmayla ilgili proteinleri aktive etme, istenmeyen anormal proteinlerin birikimini azaltma ve sinir hücrelerinin hayatta kalmasını destekleme gibi mekanizmalarla Alzheimer hastalığının oluşumunda yer alan önemli süreçleri engellemeye yardımcı önemli bir doğal bileşik olarak varsayılmaktadır.
Yeni bulgular Alzheimer hastalığı olan bireylere klinik olarak fayda sağlama noktasında heyecan verici olsa da bazı klinik çalışmalarda, resveratrol bireyler için minimal fayda göstermiştir ya da kanıtlar sınırlıdır. Bu nedenle resveratrol alanında daha fazla çalışmaya ihtiyaç duyulmaktadır.
Isoquercetin (Kuersetin)
Antioksidanlar açısından zengin bir diyetin koruyucu etkileri nörodejeneratif hastalıklar gibi çeşitli durumlarda bildirilmiştir. Kuersetin daha çok soğan, lahana, elma gibi beyaz bitkilerde bulunan oldukça güçlü bir antioksidandır. Özellikle kuersetinin antioksidan mekanizmalarıyla hafızayı, öğrenmeyi ve bilişsel işlevleri geliştirdiğine çeşitli çalışmalarda yer verilmiştir. Alzheimer hastalığının oluşumu amiloid adı verilen plakların birikimi ve tau adı verilen proteinlerin artışı ile ilişkilidir. Kuersetin ve Alzheimer üzerine yapılan çalışmalarda ki bileşenin de azaldığı ve sinir hücrelerinin korunduğu gösterilmiştir. Kanıtlar ayrıca, sağlıklı beyin fonksiyonu için kritik olan ve Alzheimer hastalığında önemli ölçüde kaybolan bir nörotransmitter olan asetilkolinin aktivitesini artırabileceğini düşündürmektedir. Ancak, bazı klinik çalışmaların sonuçları daha çelişkilidir ve kesin bir ilişki kurulması zor hale gelmektedir. Kuersetin ve Alzheimer hastalığı arasındaki ilişkiyi tam olarak anlamak için daha fazla araştırmaya ihtiyaç duyulmaktadır.
Şakayık ekstresi
Şakayık tohumu yağ asidi içeriği ve antioksidan özelliği ile öne çıkan bitkilerden biridir. Antioksidan açısından zengindir. Şakayık tohumundan geliştirilen bir bitkisel yağ ile yapılan hücresel çalışmalarda şakayık tohumu yağının sızma zeytinyağından daha güçlü bir serbest radikal temizleyicisi olduğu gösterilmiştir. Şakayık tohumu yağı ve Alzheimer hastalığı üzerine yapılan çalışmalarda öğrenme ve hafıza yeteneğini olumlu etkileyebileceğine yer verilmiştir. Mevcut çalışmalar tıbbi beslenme kullanımı için daha fazla gelişmeye ihtiyacı olan şakayık ekstresi için yeni kanıtlar sunmaya devam etmektedir.
Polygala tenuifolia (Japon sütotu)
Japon Sütotu olarak bilinen polygala tenuifolia Çin ve Kore’de yaygın olarak kullanılan bir bitkidir. Asya’da bitkinin kökleri geleneksel olarak uykusuzluk, depresyon, huzursuzluk, hafıza yetmezliği gibi alanlarda kullanılmıştır ve halen kullanılmaya devam etmektedir. Bitkinin aktif bileşenleri Alzheimer’ın ortaya çıkmasındaki bazı mekanizmaların, özellikler anti-Aβ agregasyonu, anti-Tau proteini, anti-inflamasyon, antioksidan, anti-nöronal apopitoz, merkezi kolinerjik sistemi güçlendirme ve nöronal proliferasyonu teşvik etmeye yardımcı olmaktadır. Aynı zamanda birçok yoldan sinir hücrelerinin korunmasını desteklemektedir. Bazı bilimsel çalışmalar polygala tenuifolia’nın özellikle önleme açısından Alzheimer hastalığına karşı potansiyel bir ilaç olabileceği düşüncesindedir. Fakat bitkinin yetiştiği yer, toplandığı hasat zamanı ve işleme yöntemlerindeki farklılıklar bitkiden elde edilen faydayı değiştirmektedir. Bununla birlikte bitkinin toksik dozu olup olmadığı, etkinin alındığı dozaj miktarı henüz yeterli kanıt düzeyine ulaşmamıştır. Yine de şu zamana kadar yapılan çalışmalarda alzheimer hastalığı benzeri fenotiplerin önlenmesinde umut verici olarak yer almaktadır.
Rhodiola rosea (Altın kök)
Rhodiola, geleneksel bitkisel ilaçlarda performansı arttırmak ve yorgunluğu azaltmak için kullanılmaktadır. “Stres” için bazı bilimsel kuruluşlar tarafından onaylanan ana adaptojen (vücudun strese karşı cevabını dengelemeye yardımcı etki gösteren) olarak kabul edilmektedir. Kronik stresin ve stresle ilişkili komplikasyonların önlenmesinde ve yönetilmesinde sıklıkla kullanılmaktadır. Alzheimer hastaları uykusuzluk, yorgunluk, anksiyete gibi durumları yaşayabilmektedir. Bu etkiler aynı zamanda stres altındaki bireylerde de gözlemlenebilmektedir. Rhodiola özü ile yapılan çalışmalarda rhodiolanın bu belirtileri azalttığı gösterilmiştir. Belirtiler ortak olsa da çalışmanın yapıldığı kişiler Alzheimer hastalığına sahip değildir. Bu da Alzheimer hastalığına sahip bireyler üzerinde daha fazla çalışmaya ihtiyaç duyulmasına neden olmaktadır.
Salvia officinalis (Adaçayı)
Salvia türleri bitkiler, uzun bir süredir çoğunlukla Akdeniz diyetinde besinlere eklenerek tüketilen geleneksel bir mutfak kullanımına sahiptir. Genel olarak, Salvia bitkilerinin bilişsel fonksiyonu geliştirme ve koruyucu etkilerine dair kanıtlar umut vericidir. Adaçayı bitkisi hafıza geliştirme için yaygın olarak bitki çayı olarak tüketilmektedir. Bazı çalışmaların sonuçları, hafif ila orta şiddette Alzheimer hastalığının yönetiminde adaçayı ekstraktının etkinliğini göstermektedir. Dört aylık bir süre boyunca hafif ila orta şiddette Alzheimer hastalığı olan hastalarda adaçayı ekstraktının (60 damla/gün) kullanımı bilişsel işlevler üzerinde olumlu sonuçlar göstermiştir. Bu çalışmalar, adaçayının içinde bulunan antioksidan ve anti-inflamatuar bileşenlerin, sinir hücrelerini koruyucu etkileri olabileceğini öne sürmüştür. Bu bileşenlerin, Alzheimer hastalığı gibi nörodejeneratif hastalıkların oluşumunu engellemede veya geciktirmede etkili olabileceği düşünülmüştür. Ancak, bu noktada hâlâ çok fazla belirsizlik bulunmaktadır. Bazı laboratuvar çalışmaları, adaçayının özlerinin beyin hücrelerini koruyabileceğini göstermiş olsa da bu sonuçların insanlara uygulanabilirliği ve gerçek dünya koşullarında nasıl etki göstereceği konusunda daha fazla araştırmaya ihtiyaç vardır. Öte yandan, Alzheimer hastalığı üzerine yapılan araştırmalar genellikle karmaşık ve çok yönlüdür. Alzheimer’ın patofizyolojisi üzerine yapılan çalışmalar, genetik, çevresel faktörler, yaşlanma süreci ve diğer birçok etkenin rol oynadığını göstermiştir. Bu nedenle, adaçayının Alzheimer hastalığı üzerindeki etkilerini değerlendirmek için daha fazla kapsamlı ve kontrollü klinik çalışmalara ihtiyaç vardır.
Schisandra chinensis (Şişandra üzümü)
Şişandra üzümü faydalı özellikleri nedeniyle hem tıbbi amaçlar için hem de bir gıda maddesi olarak kullanılabilen geleneksel bir Çin şifalı bitkisidir. Bitki adını hafiften üzüme benzeyen kırmızı meyvelerinden almaktadır. Halkına bitkileri ekip biçmeyi ve onları besin ve ilaç olarak kullanmayı öğreten efsanevi Çin imparatoru Shen Nong, şişandra bitkisinin sağlığı koruyan ve ömrü uzatan üstün bir bitki olduğuna inanırmış.
Günümüz bilimsel çalışmaları da şişandra üzümünün çoklu sağlık etkilerine dikkat çekmektedir. Şişandra üzümünün bağışıklığı artırma, antioksidan, anti-alerjen, antidepresan ve anti-anksiyete ajanı olarak işlev görme yeteneği ve ayrıca yatıştırıcı-hipnotik olarak hareket etme ve hafızayı, bilişsel işlevi ve metabolik dengesizlikleri geliştirme yeteneği de dâhil olmak üzere potansiyel etkileri tartışılmaktadır. Alzheimer özelinde yapılan araştırmalar şişandra üzümünün bağırsak mikrobiyota bozukluklarını pozitif olarak düzenleyerek nöro-inflamasyonu azaltabileceğini, öğrenme ve hafıza kabiliyetini önemli ölçüde iyileştirebileceğini ve sinir hücreleri üzerinde koruyucu etkileri olabileceğini öne sürmektedir.
Curcumin (Kurkumin)
Kurkumin zerdaçalın içerisinde bulunan oldukça güçlü bir bileşiktir. Kurkuminin beyin damar hastalıkları, hipertansiyon, yüksek kan kolesterolü gibi birçok kronik hastalık üzerinde koruyucu ve önleyici etkisi bulunmaktadır. Alzheimer hastalığı ve normal yaşlanmada potansiyel bir bilişsel güçlendirici olarak değerlendirilmektedir.
Alzheimer hastalığının önlenmesi ve tedavisi için yapılan çalışmalarda kurkuminin beyin damaları ve sinir hücrelerinin normal yapısını ve fonksiyonunu etkili bir şekilde koruduğu, çeşitli kronik hastalıklara yönelik risk faktörlerini azalttığı ve Alzheimer hastalığı riskini azalttığı gösterilmiştir. Ek olarak diğer bileşiklerle karşılaştırıldığında kurkumin yan etki açısından daha güvenli bir profil ortaya koymaktadır. Bilişsel bozukluklara yönelik mevcut tedaviler yetersiz kaldığından ve ciddi yan etkiler eşlik ettiğinden, kurkumin umut verici bir alternatif olabilir. Ağız yoluyla alınan zerdeçalın içerisindeki kurkuminin emilimi oldukça düşük olduğundan normal beslenme ile alımı belirtilen özelliklerin görülmesi açısından yetersiz kalmaktadır.
Berberin
Berberin, dünyanın çeşitli bölgelerinde geleneksel tıp olarak kullanılan doğal bileşiklerden biridir. Daha çok diyabet hastalığı üzerindeki olumlu etkileri ile tanınmaktadır. Klinik çalışmalardan elde edilen kanıtlar berberinin, tip 2 diyabetin, yüksek kolesterolün ve yüksek tansiyonun yönetilmesine yardımcı olabileceğini göstermektedir. Bu koşullar yaşlılıkta zayıf beyin sağlığı riskini arttırdığından, bunları yönetmek dolaylı olarak uzun vadeli bilişsel sağlığın daha iyi olmasına yardımcı olabilir. Son yıllardaki araştırmalar bu odak noktasından çıkarak berberin ve beyin sağlığı üzerine odaklanmaktadır. 2020 yılında yapılan bir derleme berberinin beyin hücrelerini demansla ilişkili hasarlara karşı doğrudan koruduğunu göstermiştir. Aynı zamanda diyabetle ilişkili bilişsel bozukluğu hafiflettiği rapor edilmiştir. Berberin, Alzheimer’ın demansın önlenmesinde dolaylı faydalar göstermektedir.
Hindistancevizi yağı
Şu anda, hindistancevizi yağının tüketimi, sağlığa olan faydalarından dolayı tüm dünyada hızla artmaktadır. Alzheimer hastalığı da bunlardan biridir. Hindistan cevizi yağının içerisinde bulunan bazı bileşiklerin (laurik asit, orta zincirli yağ asitleri) son dönemdeki kanıtlarla Alzheimer hastalığı ile ilgili potansiyel bir etki mekanizmasına sahip olduğu belirtilmiştir. Bu kuram, keton adı verilen bileşiklerle ilişkilidir. Vücut, hindistancevizi yağını metabolize ettiğinde ketonları üretir. Alzheimer’ın neden olduğu zarar, beyin tarafından kullanılan temel enerji kaynağı olan glikozun işleyişini bozar. Beyin, glikozun daha kısıtlı olduğu durumlarda (örneğin oruç, yoğun egzersiz veya yeni doğan döneminde) doğal olarak enerjisini keton cisimciklerinden alır. Ketonlar, Alzheimer hastalığının sebep olduğu hasarı hafifletmek için beyin hücrelerine alternatif bir enerji kaynağı sağlayabilir. Hindistancevizi yağının ün kazanmasının arkasında bu durum olsa da verilerin tutarsızlığı nedeniyle, hindistancevizi yağının tedavi edici bir ilaç olarak kullanımını savunmadan önce, uzun vadeli daha ileri araştırmaların yapılması gerekmektedir.
Fosfatidilserin
Fosfatidilserin, beynin hücre zarlarında bulunan bir bileşendir. Beyindeki seviyeleri ve konumu, hücrenin hayatta kalması ve iletişimi için önemli sinyal yollarını etkileyebilmektedir. Beyindeki fosfatidilserin miktarı yaşam boyunca çoğunlukla sabit kalır ancak Alzheimer hastalığı ve yaşlanmayla birlikte hafif değişiklikler görülebilmektedir. Fosfatidilserin, araştırmalara göre hafızayla ilgili beyin kimyasallarının düzeylerini yükseltebilir. Özellikle fosfatidilserin takviyesi alan erken evre Alzheimerlı hastalarda bilişsel bozukluğu önemli ölçüde iyileştirebildiği gösterilmiştir. Alzheimer hastaları için günlük beyin sağlığı takviyesi olarak fosfatidilserin kullanılabilmektedir. Kan sulandırıcı ilaçlarla birlikte kullanılırken özellikle dikkatli olunmalıdır.
Burada saydığımız takviye gıdalardan daha başka üzerinde çalışılmış başka seçeneklerde bulunmaktadır. Ancak birçoğu için geçerli olan, yeterli kanıt çalışmamasının olmaması nedeni ile tıbbi olarak tavsiye edilmesi tartışmalıdır. Bu tip takviye gıdaların dozlarının nasıl olması gerektiği, etkinliğinin ne düzeyde olduğu, hangi semptomlara yararlı olduğu ve uzun dönem yan etkileri bilinmemektedir. İlaç firmalarının ve akademisyenlerin bu konuda desteği olmadığı takdirde de bu seçenekler bilimsel destekten yoksun olarak varlıklarını sürdürecektir. Burada sayılan takviye gıdaların kullanımı tarafımızdan önerilmemektedir. Bugüne kadar en yaygın olarak kullanılmış olanlarını bazılarının genel özelliklerini sizlerle paylaşmak istedik. Bu bilgiler, okuyucular tarafından hastalıkların tedavisi için kullanılmamalıdır.
Önceki yazı: Demans diye bir hastalık yoktur… (1)
[i] https://www.imzadoktor.com/handealdemir
[ii] https://zulkufonal.com/

