Tükürüklerinde aşı taşımak üzere tasarlanmış sivrisinekler, yarasaları kuduz ve Nipah virüslerine karşı aşılamak için kullanıldı. Bilim insanları, bu tekniğin söz konusu virüslerin yarasalardan insanlara sıçramasını durdurup durduramayacağını araştırıyor.
Doğadaki memeli türlerinin yaklaşık %22’sini oluşturan yarasalar, ekosistemlerimizin önemli parçaları olsalar da ne yazık ki tehlikeli bir tarafları da bulunmaktadır. Ebola, SARS, MERS ve COVID-19 gibi tüm dünyayı sarsan salgın hastalıkların arkasındaki birincil doğal konakçılar aslında yarasalardır. Yarasaların bağışıklık sistemleri, onların bu patojenleri hiçbir hastalık belirtisi göstermeden vücutlarında taşıyabilmelerini sağlıyor. Ancak bu tolerans, virüslerin evcil hayvanlara ve biz insanlara sıçraması için canlı bir tehdit kaynağı oluşturuyor.
Peki bu hastalıkları kaynağında nasıl durdurabiliriz? Bugüne kadar denenen vahşi yaşam yönetimi stratejileri ne yazık ki pek işe yaramadı. Örneğin, Latin Amerika’da denenen yarasaları itlaf etme girişimleri başarısız olmakla kalmadı, stres altındaki kolonilerde virüs yayılımını daha da artırarak durumu eskisinden daha kötü hale getirdi. Öte yandan, devasa mağaralarda yaşayan milyonlarca vahşi yarasayı tek tek yakalayıp iğneyle aşılamak veya onlara özel ilaçlı yemler ulaştırmak lojistik açıdan tamamen imkânsız bir görev. Bu çıkmazlar arasında yeni bir yöntem ortaya çıkıyor: “Ekolojik Aşılama”
Geleneksel yöntemlerin çaresiz kaldığı bu noktada araştırmacılar, yeni bir vektör teknolojisi kullanarak doğadaki mevcut biyolojik etkileşimleri akıllı bir aşı teslimat mekanizmasına dönüştürüyor. Tükürüklerinde aşı taşımak üzere tasarlanmış sivrisinekler, yarasaları kuduz ve Nipah virüslerine karşı aşılamak için kullanıldı. Bilim insanları, bu tekniğin söz konusu virüslerin yarasalardan insanlara sıçramasını durdurup durduramayacağını araştırıyor. Ancak diğer araştırmacılar, bu stratejinin doğal ortamda hayata geçirilip geçirilemeyeceğine şüpheyle yaklaşıyor.
Yarasalar, genellikle hastalanmadan çok çeşitli zoonotik virüsler taşır ve uzun süreli rezervuarlar olarak işlev görür. Yarasaları aşılamak, bu virüslerin insanlar da dahil olmak üzere diğer hayvanları enfekte etme riskini azaltabilir ancak mağaralarda tüneyen, büyük koloniler oluşturan ve uzun mesafeler kat eden hayvanlara aşıları ulaştırmak lojistik zorluklar yaratmaktadır.
Nipah, çeşitli Asya ülkelerinde insanları enfekte etmiş, nadir görülen yarasa kaynaklı bir virüstür. İnsanlarda %75’e varan ölüm oranına sahiptir. Yarasalar ayrıca, semptomlar ortaya çıktıktan sonra insanlarda neredeyse %100 oranında ölümcül olan kuduzu da taşıyabilmektedir.
Science Advances dergisinde yayımlanan bir çalışmada, Çin’deki araştırmacılar Aedes aegypti sivrisineklerini Nipah virüsüne veya kuduz virüsüne karşı aşı içeren kanla beslediler. Aşılarda bulunan virüsler böceklerin içinde çoğalarak tükürük bezlerine ulaştı ve bu da onların yarasalardan kan emerken ya da yarasalar bu böcekleri yediğinde aşıyı aktarmalarına olanak tanıdı.
Laboratuvar deneyleri, aşı taşıyan sivrisineklere maruz bırakılan farelerin ve yarasaların kuduza karşı nötralizan antikorlar geliştirdiğini gösterdi. Hayvanlar virüse maruz bırakıldığında enfeksiyonu atlattılar.
Benzer deneyler farelerin, hamsterların ve yarasaların Nipah virüsüne karşı da antikor geliştirdiğini gösterdi. Çalışmanın ortak yazarı ve Pekin’deki Çin Bilimler Akademisi’nde virolog olan Aihua Zheng, ekibin Nipah aşısı yapılmış yarasalar üzerinde virüse maruz bırakma deneyleri yürütmek için üst düzey bir biyogüvenlik laboratuvarına erişimi olmadığını söylüyor. Bunun yerine araştırmacılar, hamsterlar aşılanmış yarasalarla benzer antikor seviyelerine sahip olduğunda, bu kemirgenlerin virüse yenik düşmekten korunduğunu bildiriyor.
Tuzlu su çözeltileri
Meyve yarasaları veya uçan tilkiler, Nipah virüsünün doğal konaklarıdır. Ancak bu yarasalar sivrisinek yemedikleri için ekip, aşı katılmış tuzlu su içme istasyonları tasarladı. Fareler ve yarasalar üzerinde yapılan deneyler bu aşılama yolunun kuduza ve Nipah virüsüne karşı nötralizan antikorları tetiklediğini gösterdi.
Sonuçlar umut verici olsa da araştırmacılar, yarasaları aşılamaya yönelik genel yaklaşımın etik ve pratik sorular doğurduğunu belirtiyor.
Sivrisinekle bulaşan hastalıklar uzmanı emekli biyolog ve sıtma uzmanları için bilgi üreten kuruluş olan MalariaWorld’ün kurucusu Bart Knols, yarasaların aşılanmasında sivrisinek kullanımı yerine içme istasyonları fikrini daha çok desteklediğini belirtiyor. Knols, “Taşıyıcıları kullanmakla ilgili sorun, onların neyi ya da kimi ısırdığını kontrol edemiyor oluşunuzdur” diyor. Örneğin, sivrisineklerin aşılanmak istemeyen kişileri ısırmasını durdurmanın imkânsız olacağını da sözlerine ekliyor.
Laboratuvardan vahşi doğaya
Avustralya’daki Melbourne Üniversitesi’nden virolog Danielle Anderson, çalışmanın laboratuvar ortamlarında sivrisineklerin yarasalara aşı ulaştırabileceğini başarıyla gösterdiğini söylüyor. Ancak deneyler daha önce söz konusu virüslerle karşılaşmamış hayvanlar üzerinde yürütüldü. Gerçekte, birçok yarasa Nipah gibi virüsleri halihazırda barındırıyor. Bu nedenle aşılamanın, bu yarasaların virüs saçmasını durdurup durdurmayacağı belirsiz ki bu, insanlar da dahil olmak üzere diğer hayvanlara sıçramayı önlemede kilit bir adımdır.
Kanada’nın Saskatoon kentindeki Saskatchewan Üniversitesi’nden virolog Arinjay Banerjee, aşıların yarasalarda uyardığı antikorların enfeksiyonu ve virüs saçılımını önleyecek uzun süreli bağışıklığı sağlayıp sağlamadığını bilebilmek için yarasa bağışıklık sistemleri hakkında yeterli şeyin bilinmediğini söylüyor. Banerjee ayrıca yarasaların 1.500’den fazla türü kapsadığına, bu nedenle aşılama stratejilerinin muhtemelen belirli konaklara ve patojenlere göre uyarlanması gerekeceğine dikkat çekiyor.
Zheng, mevcut araştırmanın kısıtlılıklarını kabul ediyor. Araştırma ekibi bu stratejinin yarasalardan başta domuzlar olmak üzere çiftlik hayvanlarına sıçrayan virüsleri hedef alıp alamayacağını inceliyor. Zheng, aşı taşıyan sivrisineklerin serbest bırakılmasından önce, bu yaklaşımın gerçek saha koşullarındaki olası bir uygulamasının kapsamlı güvenlik testlerinden geçmeyi ve hükümet onayı almayı gerektireceğini de ifadelerine ekliyor.
Kaynaklar:
https://www.nature.com/articles/d41586-026-00795-3
Liu, Y., ve ark. (2026). Ecological vaccination: A strategy to prevent zoonotic spillover from bats. Science Advances, 12(11), eaec0269. https://doi.org/10.1126/sciadv.aec0269

