GazeteBilim
Destek Ol
Ara
  • Anasayfa
  • Bilim
  • Teknoloji
  • Felsefe
  • Kültür-Sanat
  • Gastronomi
  • Çocuk
  • Etkinlikler
    • Astronomi Dersleri
    • Çağdaş Epistemoloji Dersleri
    • Davranış Nörolojisi Dersleri
    • Eğitimciler İçin Yapay Zekâ Okur-Yazarlığı Dersleri
    • Epigenetik Dersleri
    • Evren ve Kozmoloji Dersleri
    • Evrim Dersleri
    • Bilim Tarihi Dersleri
    • Hegel Dersleri
    • İnsan Felsefesi Dersleri
    • Kapitalizmin Tarihsel Gelişimi ve İktisadi Düşünce Dersleri
    • Konuşmaktan Korkmuyorum
    • Kuantum Mekaniği ve Yorumları Dersleri
    • Marx Dersleri
    • Nörobilim Dersleri
    • Nörodilbilim Dersleri
    • Nörohukuk
    • Nörofelsefe Dersleri
    • Nöroperspektifler
    • Nöropsikanaliz Dersleri
    • Öğrenilmiş Çaresizlik
    • Teizm, Deizm, Agnostisizm ve Ateizm Dersleri
    • Teoloji, Bilim ve Felsefe Tartışmaları
    • Zihin Dersleri
  • Biz Kimiz
  • İletişim
Okuyorsun: Bikameral Zihin Hipotezi: Zihnin sahipsiz fısıltıları
Paylaş
Aa
GazeteBilimGazeteBilim
Ara
  • Anasayfa
  • Bilim
  • Teknoloji
  • Felsefe
  • Kültür-Sanat
  • Gastronomi
  • Çocuk
  • Etkinlikler
    • Astronomi Dersleri
    • Çağdaş Epistemoloji Dersleri
    • Davranış Nörolojisi Dersleri
    • Eğitimciler İçin Yapay Zekâ Okur-Yazarlığı Dersleri
    • Epigenetik Dersleri
    • Evren ve Kozmoloji Dersleri
    • Evrim Dersleri
    • Bilim Tarihi Dersleri
    • Hegel Dersleri
    • İnsan Felsefesi Dersleri
    • Kapitalizmin Tarihsel Gelişimi ve İktisadi Düşünce Dersleri
    • Konuşmaktan Korkmuyorum
    • Kuantum Mekaniği ve Yorumları Dersleri
    • Marx Dersleri
    • Nörobilim Dersleri
    • Nörodilbilim Dersleri
    • Nörohukuk
    • Nörofelsefe Dersleri
    • Nöroperspektifler
    • Nöropsikanaliz Dersleri
    • Öğrenilmiş Çaresizlik
    • Teizm, Deizm, Agnostisizm ve Ateizm Dersleri
    • Teoloji, Bilim ve Felsefe Tartışmaları
    • Zihin Dersleri
  • Biz Kimiz
  • İletişim
  • Destek Ol
Bizi Takip Edin
  • Biz Kimiz
  • Künye
  • Yayın Kurulu
  • Yürütme Kurulu
Copyright © 2023 Gazete Bilim - Bütün Hakları Saklıdır
GazeteBilim > Blog > Bilim > Sinirbilim > Bikameral Zihin Hipotezi: Zihnin sahipsiz fısıltıları
FelsefeSinirbilim

Bikameral Zihin Hipotezi: Zihnin sahipsiz fısıltıları

Yazar: Okan Nurettin Okur Yayın Tarihi: 18 Ocak 2024 14 Dakikalık Okuma
Paylaş
Bikameral zihin, modern insanın bilincini yaratmak için evrimleşmiş olabilir mi? (Görsel: Pinterest)
Bikameral zihin, modern insanın bilincini yaratmak için evrimleşmiş olabilir mi? (Görsel: Pinterest)

M.Ö. 2000’lere kadar uzanan ve zamanla değişen zihin halini Jaynes, bikameral zihin olarak adlandırır.

İçindekiler
Sahipsiz fısıltılarJaynes’e göre bilinç nedir?Bikameral zihnin yıkılışı

1976 yılında ”The Origin of Consciousness in the Breakdown of the Bicameral Mind” (Bikameral Zihnin Çöküşünde Bilincin Kökeni) adlı eseriyle Julian Jaynes (1920-1997) önemli bir iddia ortaya atmıştır. Modern insan olarak bilinçli varlıklarız ve düşüncelerimiz üzerine düşünebiliriz. Fakat Antik dönem metinlerinde fark edilir ki insanlarda özbilinç, özfarkındalık henüz oluşmamıştır. M.Ö. 2000’lere kadar uzanan ve zamanla değişen zihin halini Jaynes bikameral zihin olarak adlandırır. Genellikle edebi bağlamda incelenen Antik metinler Jaynes’e göre insan zihninin gelişimine dair çarpıcı bir durumu da gözler önüne serer. Jaynes bikameral zihnin metakognisyon (düşünme üzerine düşünme becerisi, bilişsel faaliyetin ötesinde refleksif düşünme) becerisine sahip olmadığını ileri sürer. Epizodik ve anlamsal hafızanın, iç gözlemin, yetkin bir bilincin henüz oluşmadığı bikameral zihin; zaman içerisinde dilin de kullanımı ile beraber gelişmiştir.

Yani Jaynes, insanların yaklaşık 3000 yıl öncesine kadar bilinçli varlıklar olmadığını savunur. Peki bilinçli değillerse nasıl bir zihin yapısına sahiptiler? Bunu anlamak için durup Jaynes’in bilinçli ve bilinçsiz varoluşu üzerinde durulmalıdır. Janes’e göre genellikle bilinçsizce hareket ederiz; düşüncelerimizin ve eylemlerimizin bilinçli olarak değerlendirilmesi bu normun yalnızca kesintiye uğramasından ibarettir. Bulaşık makinesini boşaltırken bir tür robot gibi davranırız. Bunu onlarca kez yaptıysanız bir nevi otomatik pilottasınız demektir. Otomatik pilot yalnızca beklenmeyen bir şey olduğunda “kapanır”. Belki bir bardağı kırarsınız, bir çatalı düşürürsünüz ya da kendinizi yanlış çekmeceye bir şey koyarken yakalarsınız. Bikameral zihne sahip bir insan için hayat otomatik pilot durumu demektir. Halüsinasyonlu ses yalnızca yeni bir şey olduğunda ortaya çıkar: Düşen çatal, kırık cam…

Sahipsiz fısıltılar

Mitolojik kahramanlar sürekli kafalarının içinde sesler duymakta; bunlar kimi zaman intikam çağırısı kimi zaman işlenen bir günahın laneti olarak yorumlanmaktadır. Uzunca bir dönem boyunca insanlar bu seslerin kendi zihinlerinin ürünü olduğunu fark edememiştir. Jaynes’e göre eski insanlar iç seslerini “kendileri” olarak değil, Tanrıların emirleri olarak algılıyorlardı. İki meclislilik terimi bu ruh halini ifade eder. Jaynes, zihnin iki parçaya veya odaya bölündüğünü savunur; biri “konuşan”, diğeri ise körü körüne itaat eden kısım. Bu ikili zihnin çöküşü, dünyamız karmaşık hale geldiğinde başladı ve bilince giden yolu açtı.

Özellikle Homeros’tan örnekler vererek olay kahramanlarının bilinçli bir farkındalığa ulaşamadıklarını, dolayısıyla henüz gerçek birer özne olamadıklarını, zihinlerindeki sesleri doğaüstü güçlere yorduklarını ifade eder. ”İlyada karakterleri oturup ne yapacaklarını düşünmezler. Bizim sahip olduğumuz gibi bilinçli zihinleri ve iç gözlemleri kesinlikle yoktur. Bizim kendi öznelliğimizle bunun nasıl bir şey olduğunu takdir etmemiz imkânsızdır” (Janes, 2000: 72). Bireyin iç farkındalığının oluşmadığı bu dönemde vicdan gibi otokontrol gerektiren bir duygunun olması, olsa dahi fark edilmesi pek mümkün görünmemektedir. Bu durum bikameral zihnin; soyut düşünme, duygusal farkındalık yoksunluğundan kaynaklanmaktadır.

”Homeros destanlarında ne Akhilleus’un ne de Hektor’un kararı henüz trajik ya da felsefi anlamda bir bireysellik ya da kişisellik (eigene: kendine aitlik) içermemektedir; bunlar yarı otonom kararlardır. Çünkü karar alındığı anda, trajedide ya da felsefede olduğu gibi, kişi henüz karar aldığının bilincinde değildir” (Dürüşken, 2014: 29). Antik dönem insanlarına bakıldığında şiirlerini ilham perilerinden (Mousai), geliştirdikleri teoremleri Tanrılardan (Thales’in meşhur teoremini bulduğunda Tanrılara kurban sunması) aldıkları, daha doğrusu zihinlerindeki sesleri tamamen doğaüstü varlıklara yordukları görülür. Antik dönemdeki bu holistik evren anlayışı Jaynes’in bikameral zihnini destekleyecek bir sistem sunmaktadır. Homeros İlyada eserinin girişinde Tanrıçalara (Musalar) seslenerek adeta onlarla bir diyalog kurmaya çalışır.

Achilles
‘Homeros destanlarında ne Akhilleus’un ne de Hektor’un kararı henüz trajik ya da felsefi anlamda bir bireysellik ya da kişisellik (eigene: kendine aitlik) içermemektedir; bunlar yarı otonom kararlardır. (Wikimedia)

Söyle tanrıça, Peleusoğlu Akhilleus’un öfkesini söyle.

Acı üstüne acıyı Akhalara o kahreden öfke getirdi,

Ulu canlarını Hades’e attı nice yiğitlerin,

Gövdelerini yem yaptı kurda kuşa (Homeros, 2020, I-V).

Jaynes’e göre Homeros eserlerinde karşılaşılan thumos, phrenes, kradie kavramları ilksel bir bilinç olarak kabul edilebilir (Jaynes, 2000: 259). Mitostan logosa geçiş olarak ifade edilen bu dönemde zihin adeta bir kırılma yaşamıştır. Zaman zaman kahramanlar ya da anlatıcılar tanrısal sesleri bir kenara bırakıp kendi thumoslarına (θυμός) yani gönüllerine başvurur. Bu bir geçiş dönemidir. Truva savaşında Menelaos korkmakta fakat hissettiği şeyi tam olarak anlayamamaktadır.

Fakat şerefim için, tek başına savaşırsam Hektor’a, Troyalılara karşı,

Bir sürü düşman saracak dört yanımı,

Tolgası ışıldayan Hektor getiriyor buraya Troyalıları

Fakat yüreğim ne diye tartışıyor bunları? (Homeros, 2008: 389)

Savaş sırasında Menelaos zihnindeki seslerle mücadele etmektedir. Bu sahne modern insan için anlaşılması zor, tuhaf bir iç diyalog sunmaktadır. Menelaos sanki bir başkasıyla konuşurmuş gibi kendi içinde tartışma halindedir.

Jaynes’e göre bilinç nedir?

Martin Heidegger’in ifadesiyle “varlığı kendisi için sorun olan” tek varlık insandır. Bilinç tuhaf bir rahatsızlıktır. Anlayabildiğimiz kadarıyla biz insanlar, kendi doğamızı inceleme ve sorgulama, biz olmanın nasıl bir şey olduğunu sorma kapasitesine sahip tek yaratıklarız. Bunun evrimin tesadüfi bir yan ürünü mü olduğu, yoksa tasarımdan mı kaynaklandığı da tartışma konusudur. Hayvanlar arasında yalnız biz, düşünme yeteneğinin yükünü taşırız.

Büyük düşünürler bilinç üzerine çokça kafa yormuştur. Zihinsel durumumuzun bizi diğer hayvanlardan ayırdığını biliyoruz. Ayrıca evrimin bir ürünü olduğumuzu da. Zaman içerisinde bizi bugün olduğumuz noktaya getirecek kademeli değişiklikler meydana gelmiştir. Bu değişikliklerden biri de bilincin ortaya çıkmasıdır.

Jaynes bilincin doğuştan değil, zamanla dilden ve özellikle metafordan kaynaklanan öğrenilmiş bir davranış olduğunu ileri sürer. Bikameral zihin, karmaşık uygarlıklarda artık uyumlu olmadığında, bu zihinsel modelin yerini, Jaynes’e göre, anlatı pratiğine maruz kalarak öğrenilen metaforik dile dayanan bilinçli düşünce modu almıştır. Ancak yine de dil, Jaynes için bilincin oluşmasında gereklidir fakat yeterli değildir. Zira dil bilinçten on binlerce yıl önce de vardır (Marcel, 2007)

Bikameral zihin, karmaşık uygarlıklarda artık uyumlu olmadığında, bu zihinsel modelin yerini, Jaynes’e göre, anlatı pratiğine maruz kalarak öğrenilen metaforik dile dayanan bilinçli düşünce modu almıştır.

Esasen Janes bilincin tam olarak ne olduğuna dair de son derece göreceli bir yorum gücümüz olduğunu şu sözlerle ifade eder. ”Bilinç, zihinsel yaşamımızın bilincinde olduğumuzdan çok daha küçük bir parçasıdır, çünkü bilincinde olmadığımız şeyin bilincinde olamayız. El feneri, hangi yöne dönerse dönsün ışık olduğuna göre, her yerde ışık olduğu sonucuna varmalıdır. Böylece bilinç, gerçekte öyle olmadığı halde tüm zihni kaplamış gibi görünebilir” (Jaynes, 23; 2000). Janes için bilinç bikameral zihnin çöküşü sonrasında ortaya çıkan üstbilişsel bir farkındalık halidir denilebilir.

Jaynes zihnin bikameral çalışma mekanizmasını şöyle açıklar. Beyin iki yarımküreden (hemisfer) oluşur ve lateralizasyon yani bir tarafın daha baskın, dominant olduğu bir yapıdadır. Korpus kallosum ile birbirine bağlanan bu iki hemisfer birbirinden tamamen ayrık değildir. Özellikle stres durumunda sağ beyinden gelen halüsinatif sesler sol beyin tarafından algılanır. Birey bunu harici, doğaüstü bir ses olarak algılar ve itaat eder. Komut halüsinasyonları (command hallucinations) olarak tanımlanan bu durum modern psikiyatride de hâlâ incelenmekte olan bir durumdur. (Shawyer, 2008). Jaynes bu insanları sürekli sesler işiten şizofrenlere benzetir. Persinger bu konuda deneysel çalışmalar yapmış ve Tanrı Kaskı (God Helmet) adlı icadıyla beynin sağ hemisferinin baskın olan sol hemisferin farkındalığını deneyimleyerek mistik tecrübeler gözlemlemiştir (Persinger, 1993: 916). Böylece bikameral zihin deney ortamında simüle edilebilmiştir.

Sinir bilimci Roger Sperry ve Michael Gazzaniga’nın 1960’lı ve 70’li yıllardaki araştırmalarına göre, beynin iki hemisferi ayrıldığında, sanki iki ayrı bireymiş gibi bağımsız hareket edebildiği anlaşılmıştır. Bunu, hayvan beyin yarımkürelerinin ayrılması yoluyla ve şiddetli epilepsiyi tedavi etmek için korpus kallozotomi geçiren insanları inceleyerek keşfettiler. Bu cerrahi işlemle beynin iki yarıküreyi birbirine bağlayan ve aralarındaki iletişimi sağlayan korpus kallozum adı verilen kısmı kesilir. Hastalar daha sonra zihinsel olarak kendilerini bir bütün olarak hissetmiş gibi görünürken, laboratuvar deneyleri yarıkürelerin bağımsız olarak nasıl çalıştığını ortaya çıkardı. Bu, Gazzaniga’yı, dil merkezli sol yarıkürenin, baskın olmayan sağ yarıkürenin neden bir şey yaptığını açıklayan bir tür hikâye ürettiği sol beyin yorumlayıcı teorisini formüle etmeye yöneltti. Benlik duygumuzun bu “yorumdan” ortaya çıktığını savundu.

Gazzaniga’nın teorisi modern insanın durumuyla ilgiliydi; Jaynes ise beynin, Antik insanlarda deneyimi bir yarıküreden diğerine aktarmak için dili kullandığını düşünüyordu; buna bugün işitsel halüsinasyon diyoruz.

Kuijsten’e gelindiğinde ise özellikle iki meclisli rüyalar fikri, ilgisini çekmişti. Kuijsten, “Çoğu insan Antik dünyada rüyaların temelde bugünküyle aynı olduğunu varsayıyor, ancak şaşırtıcı bir şekilde durum böyle değil” diyor. “Antik dünyadaki rüyalar genellikle ‘ziyaret rüyaları’ olarak adlandırılan veya ‘iki meclisli rüyalar’ diyebileceğimiz rüyalardı. Bu tür rüyalarda kişi kendisini yatağında uyurken hisseder ve daha sonra bir Tanrı ya da ölü bir ata tarafından ziyaret edilerek kendisine tavsiye ya da emir verilir. Yani Antik dünyada rüya deneyimi, uyanıkken yaşanan iki meclisli deneyime çok paraleldir.” Bilinç geliştikçe rüyanın doğası da değişir.

Jaynes 1997’de öldüğünde, sonradan yapılan nörobilimsel bulgular Kuijsten’i desteklemişti. Kuijsten, “1999 yılına gelindiğinde beyin görüntüleme teknolojisi, birinin beynini tam da halüsinasyon gördüğü anda görüntüleyen bir çalışmanın yapıldığı noktaya kadar ilerledi” diyor. “Jaynes’in nörolojik modelinin öngördüğü işitsel sözel halüsinasyonlar sırasında sağ/sol temporal lob etkileşimini gösterdi. O zamandan beri bu bulgu düzinelerce başka çalışma tarafından da doğrulandı.”

Bazı yorumcular Jaynes’in çalışmalarında bazı gerçekler olabileceğini, ancak gerçeğin daha karmaşık olduğunu öne sürdü. Örneğin Daniel Dennett’e göre modern bilince geçiş daha az sancılı olmuş ve birçok özelliği gerektirmiş olabilir. Bikameral zihinden bilinçli zihne yani dilin, semantiğin hükmettiği zihne geçişle beraber bireyselleşme de hız kazanmıştır. Alman filozof Fichte de aklın mutlak tecessümüne giden yolun belli aşamalardan geçtiğini ileri sürer. ”İlk gelen çağ aklın henüz bir bilinç ve özgürlükten yoksun olduğu, içgüdülerin hâkim olduğu çağdır. İkinci dönem zorlayıcı otoritenin güdülerin yerini aldığı ilk günah çağıdır. Burada akıl bireyin karşısına toplumun bir yasası olarak, dıştan gelen bir zor olarak çıkar” (Türer, 2012: 238). Dolayısıyla insanın içgüdüsel bir varlıktan animal rationale haline gelmesi bir geçiş dönemini gerektirmiş; duyguların, aklın, iç seslerin, içgüdülerin yankılandığı bir zihinden daha berrak bir zihne geçmesi süreç sonunda olmuştur.

Bikameral zihnin yıkılışı

Zamanla yaşanan büyük toplumsal dönüşümler, afetler, insanlarda zihinsel bir yenilenmeye yol açmıştır. Hatta artık duyulmayan bu seslere erişebilmek için kâhinlik, doğaüstü güçlerle iletişime geçmek gibi çabalar görülmüştür (Jaynes, 2000: 84-100). Bikameral zihin, karmaşık uygarlıklarda artık uyumlu olmadığında, bu zihinsel modelin yerini, Jaynes’e göre, anlatı pratiğine maruz kalarak öğrenilen metaforik dile dayanan bilinçli düşünce modu almıştır. Yeni şartların oluşturduğu stres nörolojik bir uyum gerektirmiş, bu durum da bilincin, özfarkındalığın evrilmesine yol açmıştır. Janes için bilinç bikameral zihnin çöküşü sonrasında ortaya çıkan üstbilişsel bir farkındalık halidir denilebilir.

Bikameral zihinden modern insandaki zihne geçiş düşünce tarihindeki en önemli kırılmalardan birisi olup, yansımalarının her alanda görüldüğü önemli bir bilişsel sıçramadır. Bütün bu çatışma hâli insanın iç konuşmaları ve zihinsel dönüşümü üzerinden yorumlandığında karşılaşılan manzara insanın çevresel şartlara bağlı olarak sürekli düşünme modellerinin değiştiği, zihnin dinamik yapısı ortaya çıkmaktadır.

Kaynakça

Dürüşken, Ç. (2014). İlk Çağ Felsefesi, İstanbul Üniversitesi AUZEF Yayınları: İstanbul.

Jaynes, J., 2000. The Origins of Consciousness In The Breakdown Of The Bicameral Mind, New York: Mariner Books.

Homeros. (2020). İlyada, İş Bankası Kültür Yayınları: İstanbul.

Homeros (2008). İlyada, Can Yayınları: İstanbul.

Jones, W. T. (1979) Mr. Jaynes and the bicameral mind: a case study in the sociology of belief.

Humanities Working Paper, 23. California Institute of Technology, Pasadena, CA.

Marcel, M. (2007). Reflections on the Dawn of Consciousness: Julian Jaynes’s bicameral mind

theory revisited. Julian Jaynes Society. pp. 96–100, 169–202.

Persinger, M.A. (1993). “Vectorial cerebral hemisphericity as differential sources for the sensed

presence, mystical experiences and religious conversions”. Perceptual and Motor Skills. 76 (3

Part 1): 915–30.

Shawyer (2008). “Acting on harmful command hallucinations in psychotic disorders: An

integrative approach”. The Journal of Nervous and Mental Disease. 196 (5): 390-8.

Türer, C. (2012). Felsefe Tarihi, Ankara Üniversitesi Yayınları: Ankara.

Lamb, R. (t.y.). Did the Bicameral Mind Evolve to Create Modern Human Consciousness? Erişim Tarihi: 31.12.2023, Bağlantı Linki: https://science.howstuffworks.com/life/evolution/bicameralism.htm

Etiketler: antik dönem, bikameral zihin, heidegger, zihin
Okan Nurettin Okur 18 Ocak 2024
Bu Yazıyı Paylaş
Facebook Twitter Whatsapp Whatsapp E-Posta Linki Kopyala Yazdır
Önceki Yazı Türkiye ve Birleşik Krallık arasındaki bilim ortaklıkları ve araştırma iş birlikleri için 100 bin Sterlin fon desteği
Sonraki Yazı osmanlı uleması XVII. yüzyılda âlimler ve ilimler: Hezârfen’in tanıklığı

Popüler Yazılarımız

krematoryum fırını

Türkiye’de ölü yakma (kremasyon): Hukuken var, fiilen yok

BilimEtik
23 Kasım 2023
cehalet
Felsefe

“Cehalet mutluluktur” inancı üzerine

Eşitleştiren, özgürleştiren, mutlu kılan, bilgi midir yoksa cehalet mi? Mutlu kılan, cehalet mutluluktur sözünde ifade edildiği gibi, bilgisizlik ve cehalet…

12 Ağustos 2023
deontolojik etik
Felsefe

Deontolojik etik nedir?

Bir deontolog için hırsızlık her zaman kötü olabilir nitekim çalma eyleminin özünde bu eylemi (daima) kötü yapan bir şey vardır.

15 Ağustos 2024
Güzel şeyler, özgür seçim süreçlerinin en çirkin şekillerde baskı altına alınmasına rağmen varlığını sürdürmeyi dişiler sayesinde başarır.(Görsel: The Belkin)
Flörtöz Hayvanlar

Ördekler, penisleri ve Amerikan ekonomisi

Yanık türkülerin yeşil başlı gövel ördeklerinden esinlenilen romantizm yalnızca bizim hayallerimizde var; gerçek dünyada bu türlerin aşk hayatları çok daha…

5 Kasım 2024

ÖNERİLEN YAZILAR

Okullarda ve toplumda şiddet dalga dalga yayılıyor: Çeyrek yüzyıllık politikaların ve mevcut eğitim modelinin kaçınılmaz sonucu

Rekabet savaş demektir. Bu durumda okullarımızın baştan sona şiddet sahneleri ile dolmasına şaşmalı mıyız?

Felsefe
16 Nisan 2026

Astrositler sadece nöronları desteklemiyor, beynimizde kilit bir rol oynuyor!

Bir zamanlar nöronlar için sadece destek hücreleri olarak görülen astrositlerin, artık beyin devrelerini ayarlamaya yardımcı olduğu ve böylece genel beyin…

Sinirbilim
27 Mart 2026

Anne ve çocuğunun bağı kelimeleri aşıyor!

Bu senkronize eşleşme, etkileşim halinde olan iki insanın beyinlerinde eş zamanlı çalışan nöron hareketliliği şeklinde tanımlanıyor ve yalnızca anne ve…

Sinirbilim
23 Mart 2026

Uykusuz gecelerin görünmeyen yüzü: ABD’de her yıl yarım milyon demans vakası

Araştırmanın en çarpıcı bulgusu, yaşlı yetişkinlerde görülen demans vakalarının yüzde 12,5'inin doğrudan uykusuzlukla ilişkilendirilebileceği oldu. Bu oran, yalnızca ABD genelinde…

Sinirbilim
17 Şubat 2026
  • Biz Kimiz
  • Künye
  • Yayın Kurulu
  • Yürütme Kurulu
  • Gizlilik Politikası
  • Kullanım İzinleri
  • İletişim
  • Reklam İçin İletişim

Takip Edin: 

GazeteBilim

E-Posta: gazetebilim@gmail.com

Copyright © 2023 GazeteBilim

  • Bilim
  • Teknoloji
  • Felsefe
  • Kültür-Sanat
  • Gastronomi
  • Çocuk

Removed from reading list

Undo
Welcome Back!

Sign in to your account

Lost your password?