Uzayda yaşamın var olup olmadığı insanlığı en çok heyecanlandıran konulardan biri. Bu soruya yanıt arayan astrobiyologlar, uzayda yaşamın geçmişi, dağılımı, evrimi ve geleceğini anlamak için farklı alanlardan araştırmacılarla çalışmalar yürütüyorlar.
Yazar: Doç. Dr. Özge Kahraman Ilıkkan
Astrobiyoloji alanında merak edilen temel konulardan biri de suyun ve ardından yaşamın Dünya’da nasıl şekillendiği ve ayrıca Dünya’mıza nereden taşınmış olabileceğidir.
Dünya, yaklaşık 4,5 milyar yıl önce oluşmuştur ancak ilk oluşum evresinde yüzeyinde sıvı su olup olmadığı hâlâ tartışmalı bir konudur. Bilim insanlarının son yıllarda yaşamın kökenine dair önerdiği iki aşamalı yeni bir modele göre, yaklaşık 4,3-4,2 milyar yıl önce ABEL (advent of bioelements) adı verilen yoğun kuyruklu yıldız ve göktaşı bombardımanı gerçekleştiği öne sürülmektedir. Bu süreç, kuru olduğu düşünülen Dünya’da suyun birikmesini ve aynı zamanda, yaşamın temel biyo-elementleri olan karbon, hidrojen, azot, oksijen, fosfor ve kükürdün (CHNOPS) Dünya’ya taşınmasını sağlamış olabilir. İkinci aşamada ise, biriken su ve biyo-elementler Dünya’da yaşamın şekillenmesi için gerekli kimyasal süreçleri başlatmış olabilir. Önerilen bu model, Panspermia hipotezinden farklı olarak, yaşamın kendisinin değil, yaşam için gerekli temel elementlerin uzaydan geldiğini öne sürmektedir. Özellikle Mars ve Jüpiter’in arasında bulunan asteroit kuşağından gelen karbonlu kondritlerin, ABEL bombardımanı sırasında, Dünya’ya suyu ve yaşamın öncüllerini taşımış olabileceği düşünülmektedir. Bunu destekleyen örneklerden bir tanesi 1969’da Avustralya’ya düşen ve bir karbonlu kondrit olan Murchison meteoriti. Bu meteorit üzerinde yapılan incelemelerde bir miktar suya, aminoasitler, aromatik hidrokarbonlar gibi organik madde içeriklerine rastlanmıştır.
Önerilen bu model, Panspermia hipotezinden farklı olarak, yaşamın kendisinin değil, yaşam için gerekli temel elementlerin uzaydan geldiğini öne sürmektedir.
NASA’nın son yürüttüğü bir çalışmada, 8 Eylül 2016’da fırlatılan Origins, Spectral Interpretation, Resource Identification, and Security-Regolith Explorer (OSIRIS-REx) uzay aracı tarafından karbonca zengin Bennu adlı asteroitin yüzeyinden kaya ve toz örnekleri toplanarak örnekler Dünya’ya ulaştırıldı. 24 Eylül 2023’te Bennu’dan alınan örnekler, bir kapsül içerisinde Dünya atmosferine bırakılarak paraşüt yardımıyla OSIRIS-REx ekibinin onu beklediği Savunma Bakanlığı’nın Utah Test ve Eğitim Alanı’na indi. NASA’nın Bennu regoliti (asteroitten alınan kaya ve toz örnekleri) üzerinde yaptığı analizlerde, hepimizi umutlandıran ve heyecanlandıran sonuçlar elde edildiği açıklandı. Bu elde edilen sonuçlar, elbette yaşamın kendisi hakkında bir kanıt teşkil etmemekle birlikte, yaşamın ortaya çıkması için gerekli koşulların erken güneş sistemi boyunca yaygın olduğunu ve yaşamın diğer gezegenlerde ve uydularda oluşma ihtimalini arttırdığını göstermektedir. Dolayısıyla, Bennu, erken güneş sisteminde yaşamın temellerinin nasıl şekillenmiş olabileceği hakkındaki sorulara dair önemli ipuçları içeriyor.
Elde edilen sonuçlara göre, Bennu regoliti alkalin ve tuzlu su barındırıyor, bu da organik moleküllerin bir araya gelerek yaşamın şekillenmesini kolaylaştıracak bir ortam demek.
Elde edilen sonuçlara göre, Bennu regoliti alkalin ve tuzlu su barındırıyor, bu da organik moleküllerin bir araya gelerek yaşamın şekillenmesini kolaylaştıracak bir ortam demek. Dahası, regolitin aminler, formaldehit, karboksilik asitler, polisiklik aromatik hidrokarbonlar (PAH’lar) ve azot içeren heterosiklik bileşikler (DNA ve RNA’daki 5 baz dahil) de içerdiği ve biyolojide bilinen 20 aminoasitten 14’ünün tespit edildiği açıklandı. Bennu’nun içeriğindeki karbon, azot ve amonyak içeriği ise çoğu meteorite göre daha zengin. Regolitin aminoasit ve çözünebilir organik bileşiklerce zengin olması, bu bileşiklerin, erken Güneş Sistemi’nde amonyak açısından zengin sıvılarda düşük sıcaklıkta gerçekleşen kimyasal reaksiyonlarla oluşmuş olabileceğini düşündürüyor. Amonyak ve formaldehitin bir araya gelerek aminoasitleri oluşturabileceğini biliyoruz. Bennu regolitinde bizim için diğer ipucu ise, kiral olmayan aminoasitlerin rasemik durumda olması yani regolit D- ve L- formdaki aminoasitleri eşit miktarda barındırmaktadır. Bu da yaşamın sol el formundaki (L-form aminoasitler) aminoasitleri tercih etmesinde prebiyotik kimyanın bir seçimi olmadığını evrimsel süreçlerde tercih edilmiş olabileceğini düşündürmektedir.
Bu da yaşamın sol el formundaki (L-form aminoasitler) aminoasitleri tercih etmesinde prebiyotik kimyanın bir seçimi olmadığını evrimsel süreçlerde tercih edilmiş olabileceğini düşündürmektedir.
Daha önce Murchison meteoriti gibi örneklerde yaşamın yapı taşlarına rastlanmış olsa da Dünya dışı bir ortamdan getirilen, bozulmamış ve Dünya ile temas etmemiş bir örnekte de benzer bulgulara rastlanması Güneş’ten uzakta oluşmuş nesnelerin güneş sistemi boyunca yaşamın ham öncül bileşenleri için önemli bir kaynak olabileceği fikrini desteklemektedir.
2030 yılında NASA’nın gerçekleştireceği diğer bir görev olan Europa Clipper Jüpiter’e ulaşarak Europa uydusunda tuzlu su arayacak. Bu görev öncesi, Bennu’da bulunan tuzlu su kalıntıları organik madde oluşumu için önemli bir ortam sunduğundan bizler için heyecan verici bir umut kaynağı oldu.
Kaynaklar
Maruyama, S., & Ebisuzaki, T. (2017). Origin of the Earth: A proposal of new model called ABEL. Geoscience Frontiers, 8(2), 253-274.
Glavin, D. P., Dworkin, J. P., Alexander, C. M. O. D., Aponte, J. C., Baczynski, A. A., Barnes, J. J., … & Lauretta, D. S. (2025). Abundant ammonia and nitrogen-rich soluble organic matter in samples from asteroid (101955) Bennu. Nature Astronomy, 1-12.
McCoy, T. J., Russell, S. S., Zega, T. J., Thomas-Keprta, K. L., Singerling, S. A., Brenker, F. E., … & Lauretta, D. S. (2025). An evaporite sequence from ancient brine recorded in Bennu samples. Nature, 637(8048), 1072-1077.
Kaplan, H. H., Simon, A. A., Hamilton, V. E., Thompson, M. S., Sandford, S. A., Barucci, M. A., … & Lauretta, D. S. (2021). Composition of organics on asteroid (101955) Bennu. Astronomy & Astrophysics, 653, L1.

