Yeni bir Bach çalışması neden müziğin, beynin kapılarını açmak için çok popüler bir araç haline geldiğini gösteriyor.
Anne Sophie Thingsted
Çeviren: Beyza Kaplan
Spotify ya da iTunes’da oynat tuşuna bastığınızda en sevdiğiniz şarkı hoparlöre ulaştığı zaman beyininiz, aktiviteyle titreşiyor. Ve bir şey kesin ki ses, kulak kanalıyla tanışıp duyusal sinirler üzerinden beyin sapına ulaştığında beyni müzikte ne olacağını tahmin etmek üzere harekete geçiriyor ve bu müziğin Alman bir müzik türü olan Schlager mı olduğu yoksa Güney Afrikan indie pop mu olduğu fark edemiyor.
Danimarka’daki Aarhus Üniversitesinin Beyindeki Müzik Merkezinde (Center for Music in the Brain) araştırmacı olan Niels Chr. Hansen “Beynin her zaman bir adım önde olmaya çalışması, son 20 yıldaki beyin araştırmalarında önemli hale geldi. Müzik beynin tahmin mekanizmasını çalıştırıyor.” diyor.
Hansen ve araştırmacı meslektaşları, deney katılımcıları üzerinden müzik çalındığında beynin yakın geleceği tahmin etme yeteneğini araştırdılar. Bu çalışmayı Hansen, Psikolojik Bilim (Psychological Science) adlı bir dergide yayımladı.
Bu yüzden beyin araştırmaları sahasında neden müziğin çok kuvvetli bir araç olduğunu araştırmacıların özellikle beynin muhteşem tahmin gücünü araştırdıkları zaman daha da yakından inceleyeceğiz.
Bach’ın müziği tanınmayacak kadar parçalanmış
Barok müziğin uzmanlarından biri olan Alman besteci Johann Sebastian Bach’ı hayal edin. “Tanınmayacak kadar parçalanmış ve bozulmuş.” Bu Hansen’ın, Bach’ın müziğini nasıl gördüğünün tanımı.
Araştırmacılar, deney katılımcılarının sonrasında gelen tonu tahmin edebilecekleri müzik cümleleri seçtiler ve bu cümlelerden bazıları diğerlerine göre tahmin edilmesi daha zor olan cümlelerdi. Deneyin amacı ise beynin geleceği tahmin etmede ne kadar iyi olduğunu araştırmak.
Hansen, “Katılımcılar beklenmedik beklentiler yaratan müzik cümlelerinin, o cümlenin sonuçlandığına işaret ettiğini düşünüyorlar ve o müzik cümlesinin üzerinde daha çok duruyorlar. Bu beynin, müzikteki olasılıkları algıladığını ve bunlarla birlikte her zaman müziğin bir adım önünde olmaya ve neyin geleceğini tahmin etmeye çalıştığını gösteriyor.” diyor.
Müzik, beynin tahmin mekanizmasını harekete geçiriyor
Bu yeni çalışma, müziğin beyni araştırmak için nasıl kullanılabileceğini gösteriyor. Yaygın olan bir teoriye göre beynimiz karşılaştığımız duyusal izlenimlerden her zaman gelecek hakkında açıklamalar ve hipotezler çıkarmaya çalıştığı yönünde.
Hansen, “Beynin, yakın geleceği tahmin etme yetisi üzerinde çalışmak için araştırmacılar katılımcılara beklentiler yaratan bir uyarıcı vermeleri gerekiyor. Bu iş için ise müzik biçilmiş bir kaftan.” diye açıklıyor.
Hansen ”Müzik, beyni müziğin devamında ne olacağını tahmin etmesi için uyarıyor. Birisi sizinle konuştuğunda büyük ihtimalle sonraki kelimenin ne olacağını tahmin edebilirsiniz ama tam olarak ne zaman geleceğini tahmin etmek daha zordur. Müzik dinlediğiniz zaman ise ikisini de tahmin edebilirsiniz.” diyor.
Birkaç çalışma bunun nedenin müziğin sabit bir ritme sahip olması olduğunu ve ses akışının da belirli bir ritme sahip olduğunu ama daha güçsüz olduğunu gösteriyor. Birkaç çalışma gösteriyor ki ritim beynin dikkatini güçlendiriyor ve çok güçlü beklentiler oluşturuyor.
Deşifre edilmesi en kolay sanat formu
Niels Chr. Hansen müziğin beynin kapılarını açmada kuvvetli bir araç olduğu konusunda yalnız değil. Profesör Gitte Moos Knudsen birçok bilimsel araştırma yapmış bir beyin araştırmacısı. Knudsen’in araştırmaları özellikle ilaçların nasıl beyni etkilediğini konu alıyor.
Rigshospitalet ve Kopenhag Üniversitesinde nörobiyoloji araştırma ünitesinin başı olan Knudsen, “Müzik muhtemelen beyinde deşifre edilmesi en kolay sanat formu. Eğer bir resmin beyne olan etkisini incelemek isterseniz bu o kadar kolay olmayabilir.” diyor.
Müzik tek yönlü
Beyin araştırmalarında müziği kullanmanın pratik olmasının nedenlerinden biri de zaman içinde gelişmesi. Niels Chr. Hansen, “Müzik baştan sona sadece bir şekilde deneyimlenebilir. Bu demek oluyor ki beynin sinyallerini belirli olaylarla ilişkilendirebiliriz.”
Knudsen, “Örneğin, eğer Bach çalışmasındaki katılımcılar müzik dinlemek yerine bir resmi inceleselerdi araştırmacılar deneklerin neye baktıklarını takip etmeleri gerekirdi. Araştırmacılar deneklerin beyin tarayıcısıyla beyinlerini taradıklarında beynin belirli bir akoru duyduğu her sefer çok açık bir şekilde tepki veriyor ve bu da işimizi kolaylaştırıyor.” diyor.
Müzik mantıklı bir form
Bazıları sanatın formüle edilemeyeceğini söyler ama bu konu müziğe geldiğinde aslında doğru değil. Araştırmacılar müziğin nasıl oluşturulduğuna dair istatistikler tutabilirler ve bu da müziğin beyin çalışmalarında kullanışlı olmasına katkı sağlıyor.
Araştırmacıların hangi müzik cümlelerin belirsiz beklentiler oluşturacağını tespit edip o cümleleri Bach çalışmasında kullanmaları belirleyici bir rol oynadı. Bunu Batı müziğinde genelde hangi tonların birbirini takip ettiğini hesaplayabilen istatistik bir veri örneğine bir sürü müzik ekleyerek yaptılar.
Hansen “Bir görsel sanat çalışmasını aynı şekilde inceleyecek bir veri örneği hazırlamak çok zor olurdu.” diyor. Bu bizim görsel sanatı sadece belirli bir zaman içerisinde deneyimleyemeyeceğimiz gerçeğiyle ilişkili.
Genellikle en iyi araç
Buna rağmen resimler ve diller de araştırmalarda kullanılabilir. Knudsen, “Eğer müzikte duygusal tepkinin ne anlama geldiğini bilmek istiyorsanız müzik çok kullanışlı ama aynı zamanda beyni anlamak için farklı birçok araç var ve asıl önemli olan ise araştırma sorularına en iyi uyan aracı bulmak.” diye açıklıyor.
Müzik her şeyin çözümü değil ama özellikle sorular beynin öngörme yetisinin etrafında dönüyorsa araştırmacıların sahip olduğu en iyi araç.
Kaynakça: https://www.forskning.no/hjernen-kunst-og-litteratur-musikk/slik-bruker-forskere-musikk-til-a-undersoke-hjernen/1919330 (son erişim tarihi: 07.06.2024).

