ABD’de 50 yaş ve üzerindeki yetişkinler arasında intihar düşüncesi bildirenlerin oranı yükseldi. Yaklaşık 42.500 kişinin verilerini inceleyen araştırma, 2021–2024 arasında intihar düşüncesinin yanı sıra intihar planı ve girişimi bildirimlerinde de artış saptadı.
UCLA ve California Üniversitesi San Diego’daki araştırmacıların çalışması, Journal of Affective Disorders dergisinde yayımlandı. Bulgular, yalnızca depresyon gibi bilinen risk etkenlerine odaklanan değerlendirmelerin, yardıma ihtiyaç duyan bazı kişileri gözden kaçırabileceğine işaret ediyor.
Üç yılda oranlar nasıl değişti?
Araştırmacılar, ABD’de yürütülen ulusal bir sağlık araştırmasına 2021–2024 arasında katılan 50 yaş ve üzerindeki 42.440 yetişkinin yanıtlarını inceledi.
Ankette son bir yıla ilişkin bildirimlere göre:
- İntihar düşüncesi bildirenlerin oranı yüzde 2’den yüzde 2,9’a çıktı.
- İntihar planı bildirenlerin oranı yüzde 0,3’ten yüzde 1,1’e yükseldi.
- İntihar girişimi bildirenlerin oranı yüzde 0,2’den yüzde 0,6’ya çıktı.
Bunlar araştırmaya katılanların kendi bildirimlerinden elde edilen oranlar; intihar nedeniyle gerçekleşen ölümlerin sayısını göstermiyor. Özellikle girişim bildiren katılımcı sayısı görece az olduğu için bu sonucun dikkatle değerlendirilmesi gerekiyor.
Bilinen risklerin dışında kalanlar
Araştırmanın dikkat çekici bulgularından biri, intihar düşüncesindeki artışın son bir yılda majör depresyon dönemi bildirmeyen kişiler arasında da yoğunlaşması oldu. Artış, bazı diğer bilinen risk etkenlerini bildirmeyen gruplarda da görüldü.
Bu durum, depresyonun önemsiz olduğu anlamına gelmiyor: Araştırmada majör depresyon ve diğer bilinen risk etkenlerine sahip kişilerin mutlak riski daha yüksekti. Ancak araştırmacılar, risk değerlendirmesinin yalnızca bu özelliklerle sınırlandırılmaması gerektiğini söylüyor.
Çalışmanın başyazarı psikiyatrist Kevin Yang, mevcut yaklaşımların bazı yetişkinlerin yaşadığı güçlükleri fark etmekte yetersiz kalabileceğini belirtiyor. Araştırmacılar; yalnızlık, sosyal izolasyon, yakın kaybı, ekonomik sıkıntılar ve fiziksel kırılganlık gibi etkenlerin de değerlendirmeye alınmasını öneriyor. Bunların bu araştırmada artışın nedeni olduğu ise gösterilmiş değil.
Artışın nedeni henüz bilinmiyor
Çalışma, aynı kişileri yıllar boyunca izleyen bir araştırma değil; farklı yıllarda yapılan anketlerin karşılaştırmasına dayanıyor. Bu nedenle artışın neden gerçekleştiğini veya doğrudan pandemiyle bağlantılı olup olmadığını ortaya koyamıyor.
Ankete hastane gibi kurumlardaki kişiler dahil edilmedi. Ayrıca intihar sonucu yaşamını yitirenlerin deneyimleri bu tür bir ankete yansımıyor. Araştırmacılar, sonuçların daha geniş bir risk değerlendirmesine ve yeni çalışmalara duyulan ihtiyacı gösterdiğini belirtiyor.

