Yapay zekâ büyüyor, onu eğiten işçiler görünmez kalıyor. Brown Üniversitesinde geliştirilen etkileşimli bir harita, teknoloji şirketleriyle veri işçilerinin çalıştığı merkezler arasındaki küresel zinciri ortaya koyuyor.
Harita, 13 veri etiketleme şirketi, bu şirketlerin 141 kurumsal müşterisi ve 31 ülkedeki çalışma merkezleri arasındaki bağlantıları gösteriyor. Araştırmacının açıklamalarında sözü edilen ülkeler arasında Kenya, Endonezya, Kolombiya, Hindistan ve Filipinler bulunuyor.
Projeyi hazırlayan Brown Üniversitesi öğrencisi Cunyan Ma, bu iş bölümünü “yapay zekâ sömürgeciliği” kavramıyla açıklıyor. Ma’ya göre teknoloji şirketleri ekonomik gücü ellerinde toplarken, sistemleri geliştirmek için gereken zor ve düşük ücretli işlerin bir bölümünü Küresel Güney’deki çalışanlara devrediyor.
Şirketten aracıya, aracıdan işçiye
Zincir, bir şirketin yapay zekâ sistemi için veriye veya insan değerlendirmesine ihtiyaç duymasıyla başlıyor. Şirket, bu işleri çoğu zaman kendi bünyesinde yürütmek yerine veri etiketleme konusunda uzmanlaşmış bir firmadan hizmet satın alıyor.
Aracı firma da işi farklı ülkelerdeki çalışanlara dağıtıyor. İşçiler fotoğraflardaki nesneleri işaretliyor, ses kayıtlarını yazıya döküyor, tıbbi görüntülerde belirli bölgeleri tanımlıyor veya sohbet robotlarının yanıtlarını değerlendiriyor.
Kullanıcı ekranda birkaç saniyede bir yanıt görürken, sistemin geliştirilmesine katkı sunan insanların nerede ve hangi koşullarda çalıştığı çoğu zaman görünmüyor. Ma’nın haritası, şirketlerle çalışma merkezleri arasındaki bağları aynı yerde göstererek bu zinciri daha anlaşılır kılmayı amaçlıyor.
Güvenli sistemler için rahatsız edici içeriklerle çalışıyorlar
Veri işçiliği yalnızca fotoğraflara etiket koymaktan ibaret değil. Sistemlerin zararlı içerikleri tanıyabilmesi için bazı çalışanlar, şiddet ve cinsel istismar içeren görüntüleri ya da metinleri inceleyip sınıflandırmak zorunda kalıyor.
Ma, bu tür işlerin Kenya, Endonezya ve Kolombiya gibi ülkelere de aktarıldığını belirtiyor. Araştırmacı, Hindistan ve Filipinler’in ise geçmişten gelen dış kaynak hizmetleri ve bilişim altyapıları sayesinde veri etiketleme sektöründe de belirgin çalışma merkezleri haline geldiğini söylüyor.
“Yapay zekâ sömürgeciliği” tanımı, Ma’nın bu ilişkiye getirdiği eleştiriyi anlatıyor: Teknolojinin geliştirilmesinde kullanılan emek ve taşınan yük ile teknolojiden elde edilen kazanç aynı yerlerde toplanmıyor.
Eşitsizliğin iki yüzü
Bu yaklaşım, hem ülkeler arasındaki güç farkına hem de işçilerin çalışma koşullarına dikkat çekiyor. Bir yanda teknoloji şirketlerinin merkezleri ve ekonomik güç; diğer yanda veri işlerinin bir bölümünün yürütüldüğü, ücretlerin daha düşük olduğu ülkeler bulunuyor.
Bu ilişkinin içinde ise tek tek işçiler var. İşin farklı şirketlere ve ülkelere dağıtılması, çalışanların aynı sistem için emek veren diğer insanları tanımasını zorlaştırıyor. Ma, bunun ortak sorunlar etrafında örgütlenmeyi de güçleştirdiğini söylüyor.
Araştırmacı, haritanın ileride veri işçilerinin birbirleriyle bağlantı kurmasına katkıda bulunabilecek biçimde geliştirilmesini umuyor.
Brown Üniversitesi öğretim üyesi ve proje danışmanı Suresh Venkatasubramanian, algoritmaların altında dünyanın farklı yerlerindeki insanların bilgisi ve emeği bulunduğunu vurguluyor.
Şirketler, aracılar ve çalışma merkezleri arasındaki bağlantıları gösteren etkileşimli haritaya buradan ulaşılabiliyor.

