Memeli olmanın en belirgin özelliklerinden biri nedir? Kesinlikle süt üretimi ve belki de daha önemlisi: doğurmak. Ancak bugün “normal” kabul ettiğimiz bu biyolojik mucizenin evrimsel tarihimizde ne zaman başladığı, bilim dünyasında uzun süredir tartışılan bir sırdı. Ta ki Arjantin’de bulunan 236 milyon yıllık bir fosil, ezberleri bozana dek.
Çeviri: Emre Çevik
GazeteBilim Yazı İşleri
Kediden küçük ama evrimsel açıdan dev!
Bilim insanları, Triyas döneminde bugünkü Arjantin topraklarında yaşamış, kedi boyutlarında bir canlı olan Chiniquodon theotonicus adlı bir sinodont (memelilerin atası sayılan sürüngen benzeri canlılar) fosilini inceledi. Araştırmacılar, canlının bacak kemiklerini mikroskop altında incelediklerinde, modern memelilerde doğum anını işaret eden özel bir doku yapısı olan “neonatal hat” (doğum çizgisi) keşfettiler.
Bu keşif, tarihte bir ilk. Daha önce bu kadar eski, memeli olmayan bir canlıda doğumun izine rastlanmamıştı.
Doğumun zaman çizelgesini 90 milyon yıl geriye çektik
Bu bulgu, canlı doğumun (viviparity) kökenini yaklaşık 90 ila 95 milyon yıl geriye, yani sanılandan çok daha eskiye taşıyor. Peki, bu küçük canlı bize ne anlatıyor?
- Boyut oranı şaşırtıcı: Fosil verilerine göre, bu canlının yeni doğan yavrusu, yetişkin ağırlığının yaklaşık %10-20’si kadardı. Bu oran, yumurtlayan sürüngenlerden ziyade, modern plasentalı memelilerin doğum oranlarına çok daha yakın.
- İki ihtimal, tek sonuç: Bilim insanları iki farklı senaryo üzerinde duruyor: Ya Chiniquodon, canlı doğumun evrimleştiği bağımsız bir vakaydı ya da canlı doğum, memeli soyunda çok daha erken bir tarihte ortaya çıktı ve bugün yumurtlayan ornitorenkler gibi bazı türler daha sonra “yumurtlamaya geri döndü.”
Neden önemli?
Doğurmak, sadece bir üreme yöntemi değildir; yavruların hayatta kalma şansını artıran, ebeveynlik süresini uzatan ve memelilerin evrimsel başarısının anahtarı olan bir süreçtir. Chiniquodon theotonicus bize gösteriyor ki; biz memeliler, beklediğimizden çok daha uzun süredir “canlı doğum” stratejisini uyguluyor olabiliriz.
Bu çalışma, Frontiers in Mammal Science dergisinde yayımlandı ve evrim ağacımızın derinliklerinde, bizleri bugün biz yapan özelliklerin çok eski bir geçmişe sahip olduğunu kanıtlıyor. Görünüşe göre atalarımız, düşündüğümüzden çok daha uzun süre önce yumurtaların kabuğunu kırmış ve yeni bir dünyaya “doğrudan” adım atmışlar.

