GazeteBilim
Destek Ol
Ara
  • Anasayfa
  • Bilim
  • Teknoloji
  • Felsefe
  • Kültür-Sanat
  • Gastronomi
  • Çocuk
  • Etkinlikler
    • Astronomi Dersleri
    • Davranış Nörolojisi Dersleri
    • Epigenetik Dersleri
    • Evren ve Kozmoloji Dersleri
    • Evrim Dersleri
    • Freud Dersleri
    • Hegel Dersleri
    • Kapitalizmin Tarihsel Gelişimi ve İktisadi Düşünce Dersleri
    • Kuantum Mekaniği ve Yorumları Dersleri
    • Lacan Dersleri
    • Marx Dersleri
    • Nörobilim Dersleri
    • Nörodilbilim Dersleri
    • Nöropsikanaliz Dersleri
  • E-Dergi
  • Biz Kimiz
  • İletişim
Okuyorsun: Yaşam nasıl işler?
Paylaş
Aa
GazeteBilimGazeteBilim
Ara
  • Anasayfa
  • Bilim
  • Teknoloji
  • Felsefe
  • Kültür-Sanat
  • Gastronomi
  • Çocuk
  • Etkinlikler
    • Astronomi Dersleri
    • Davranış Nörolojisi Dersleri
    • Epigenetik Dersleri
    • Evren ve Kozmoloji Dersleri
    • Evrim Dersleri
    • Freud Dersleri
    • Hegel Dersleri
    • Kapitalizmin Tarihsel Gelişimi ve İktisadi Düşünce Dersleri
    • Kuantum Mekaniği ve Yorumları Dersleri
    • Lacan Dersleri
    • Marx Dersleri
    • Nörobilim Dersleri
    • Nörodilbilim Dersleri
    • Nöropsikanaliz Dersleri
  • E-Dergi
  • Biz Kimiz
  • İletişim
  • Destek Ol
Bizi Takip Edin
  • Biz Kimiz
  • Künye
  • Yayın Kurulu
  • Yürütme Kurulu
Copyright © 2023 Gazete Bilim - Bütün Hakları Saklıdır
GazeteBilim > Blog > Bilim > Biyoloji > Yaşam nasıl işler?
Biyoloji

Yaşam nasıl işler?

Yazar: GazeteBilim Çeviri Yayın Tarihi: 26 Kasım 2024 13 Dakikalık Okuma
Paylaş
Yaşam gürültü, çeşitlilik ve dalgalanmalar üzerinde gelişir. Çünkü başka türlü çalışamaz.
Yaşam gürültü, çeşitlilik ve dalgalanmalar üzerinde gelişir. Çünkü başka türlü çalışamaz.

Yaşam hiyerarşik bir süreçtir ve her düzeyin kendi kuralları ve ilkeleri vardır. Genler, proteinler, hücreler, dokular ile bağışıklık sistemi ve sinir sistemi gibi vücut modülleri için geçerli olan kurallar ve ilkeler vardır. Hiçbiri önceliğini iddia edemez. Nobel ödüllü biyolog François Jacob’un yazdığı gibi, “Canlıların tek bir organizasyonu yoktur, ancak kuş evi veya Rus bebekleri gibi birbirine yerleştirilmiş bir dizi organizasyonu vardır. Yani her birinin içinde bir diğeri gizlidir.”

Philip Ball
Çeviren:
Emine Öykü GÜNER

ABD Başkanı Bill Clinton, 26 Haziran 2000’de bilim adamlarının insan genomunun ilk taslağını tamamladıklarını duyurdu. Yani DNA’mızın neredeyse üç milyar kimyasal yapı taşının tamamının yan yana diziliş sırasını çıkarmışlardı. Clinton, ‘‘ Bugün Tanrı’nın yaşamı yarattığı dili öğreniyoruz. İnsanlar elbette politikacıların yanlış şeyler söylemesine alışkındır (bu yanlış şeyler sadece bilimle ilgili değil). ’’ dedi. Ancak, söz konusu iki bilim insanı Clinton’ı düzeltmek için acele etmedi. Bu iki bilim insanından biri o zamanlar ABD Ulusal Sağlık Enstitüleri başkanı ve şimdi Başkan Joe Biden’ın bilim danışmanı olan Francis Collins’di. Collins, daha önce sadece Tanrı tarafından bilinen kendi talimat kitabımızı okuma becerisini kutlayarak aynı duyguyu dile getirdi. Birçok bilim insanı bu dini göndermelere sinirlenmiş olabilir. Ancak sorun gerçekten de burada değildi (En azından, ateist veya ilahiyatçı değilseniz). ‘‘Yaşam dili ’’ve insanlığın ‘‘talimat kitabı’’ metaforları, bugün bile rutin olarak kullanılıyor. Bu kullanıma Uluslararası İnsan Genomu Projesi örnek verilebilir. Ayrıca insan genomu projesinin tanıtım töreninde hazır bulunan ve ateist olduğunu açıklayan biyoteknoloji girişimcisi Craig Venter tarafından finanse edilen paralel bir çalışma tarafından (neredeyse) bütünüyle analiz edildi.

Yirmi yıldan fazla bir süre sonra, İnsan Genom Projesi konsorsiyumu tarafından sağlanan bilgiler ve on binlerce bireysel insan genomunun dizilenmesi, biyomedikal araştırmalar için hayati bir kaynak olduğunu kanıtlıyor.


Yirmi yıldan fazla bir süre sonra, İnsan Genom Projesi konsorsiyumu tarafından sağlanan bilgiler ve on binlerce bireysel insan genomunun dizilenmesi, biyomedikal araştırmalar için hayati bir kaynak olduğunu kanıtlıyor. Bu kanıtlar her zaman bir umuttu. Ayrıca görevin de önemli bir parçasıydı. Ancak bu bilgiler bizi yalnızca yaşamın kendisini anlamaya biraz daha yaklaştırmakla kalmadı.

İnsan Genom Projesi Nedir? İnsan ve Diğer Canlıların Genlerinin Tamamını  Dizilemek, Bilim ve Teknoloji İçin Neden Önemliydi? - Evrim Ağacı

Bazı açılardan düşündüğümüzden daha uzakta olduğumuzu da gösterdi. Çünkü yaşam diline benzeyen bir şey varsa bu genomda bulunmayacaktır. Ayrıca bu genom, insanların yaptığı hiçbir kullanım kılavuzuna benzememektedir. Buna karşın genom için yanıltıcı metaforlar her zamanki gibi kalıcı ve popüler olmaya devam etmektedir. Plan çok sevilen bir kavramdır. Eğer bunu nasıl çözümleyeceğimizi bilseydik bu üç milyar karakterlik “kod” dizisinin içinde insan vücudunun bir planı olduğunu ima edebilirdik. Aslında, “kod” kavramının tamamı yani genomun bir bilgisayar programına, yaşamın işlendiği bir tür gizemli algoritmaya benzediğini düşündürmektedir. “Yaşam kitabı”na fiziksel bir gerçeklikte kazandırılmıştır.
Toplam 109 ayrı kitaptan oluşur. Ayrıca 23 ciltte toplanır. Her bir kromozomumuz için bir cilt temsil edilmiştir. Bu ciltlerdeki sayfaların her biri, DNA’nın yapı taşlarını temsil eden dört harfin (a, t, c, g) dizisiyle doludur.

Asıl nokta, yaşamın nasıl işlediğine dair bir açıklama için genoma bakmak, edebiyatın nasıl işlediğini anlamak için bir sözlüğe bakmaya benzer (bu benzetme de kusurludur).


Bu kitabın amacı, metaforların neden yetersiz olduğunu ortaya koyarak niçin değiştirilmeleri gerektiğini belirtmektir. Ayrıca hayatın nasıl işlediğini anlamadan hayatı neden anlayamayacağımızı ortaya koymaktır. Bunlara ek olarak, onların yerine ne konulabileceğini de taslak olarak çizmeye çalışır. Genomun kendisi için yapılan alternatif metaforlarda eksiklik yoktur. Örneğin genom bir müzik notasına veya bir oyunun senaryosuna benzetilmiştir. Bu benzetmelerin bazıları iyileştirmedir. Ancak hiçbiri mükemmel değildir. Asıl nokta, yaşamın nasıl işlediğine dair bir açıklama için genoma bakmak, edebiyatın nasıl işlediğini anlamak için bir sözlüğe bakmaya benzer (bu benzetme de kusurludur).
Biyologlar, bizim ve diğer birçok türün genomlarının kodunun çözülmesinin, yaşam dediğimiz sürece ilişkin neden bu kadar az gerçek iç görü sunduğu konusunda sorguladıkları zaman, genellikle her şeyin tahmin ettiğimizden çok daha karmaşık olduğunu söyler. Hollandalı biyolog Bé Wieringa, genlerin yaşamı ve sağlığı nasıl etkilediğini incelemeye adadığı kariyerinin ardından 2018’de emekliye ayrılırken şöyle demişti: “İnsan Genom Projesinden sonra işimizin bittiğini düşünmüştük. Gerçek şu ki, bitmedi. Aslında, olasılıklar daha da genişledi.” Wieringa ekledi, “Dürüst olmak gerekirse, hücrelerin ve moleküllerin (genler ve kodladıkları moleküller gibi) biraz daha basit bir ilişkiye sahip olduğuna gerçekten inanıyordum.” Hepimiz inanıyorduk.

İnsan Genom Projesi büyük ölçüde bu inanca dayanıyordu. İronik olarak, projenin kendisi, bu tür basit hayallerden vazgeçmemiz için en iyi nedenlerden birini sunmuş oldu. Ancak alternatif, Wieringa’nın boyun eğmiş göründüğü şaşırtıcı karışıklığa teslim olmak zorunda değildir. Bunun yerine, İnsan Genom Projesinin bulguları “Elbette bu kadar basit değil! Hayatın kendisinin olabileceğini nasıl hayal edebilirdik ki? Ama onun yerine ne muhteşem, incelikli, yararlı bir yaratıcılık buluyoruz!” demeye davettir.

Genomun “talimat kitabı” görünümü, DNA ve diğer moleküllerinin, hücrelerinin, organizmalarının nasıl ürettiği ile ilgili gerçek hikâyenin o kadar basit olmayışından ötürü varlığını sürdürmektedir.


Genomun “talimat kitabı” görünümü, DNA ve diğer moleküllerinin, hücrelerinin, organizmalarının nasıl ürettiği ile ilgili gerçek hikâyenin o kadar basit olmayışından ötürü varlığını sürdürmektedir. Bu metafor yanlış olsa bile, şu şekilde bir teselli sunar: “Aslında, bundan daha karmaşıktır.” diye mırıldanır ve daha iyi görünen düzenli bir hikâyeyi önerir. Bir kez “yaşamın sırrının” genomda yattığı fikrinden vazgeçtiğinizde biyolojinin tamamen şaşırtıcı görünebileceği doğrudur. Çünkü o vazgeçiş ile keşke onu nasıl yorumlayacağımızı bilseydik düşüncesi gelecektir. Ama göstereceğim üzere araştırmacıların canlı hücrelerin nasıl çalıştığına dair rutin olarak anlattıkları güzel hikayelerin hemen hemen hepsi eksik, hatalı veya tamamen yanlıştır. Her şeye rağmen daha iyisini yapabileceğimize inanıyorum. Son birkaç yıldır moleküler ve hücre biyolojisindeki araştırmaların, o kasvetli ve modası geçmiş mekanik metafordan (genomun talimat kitabı olarak varlığını sürdürmesi) daha zengin ve çok daha şaşırtıcı bir resim çizdiğini sizlere göstereceğim.

İnsan Genomu İlk Defa Eksiksiz Olarak Dizilendi! - Evrim Ağacı

Çizeceği bu resim zaman zaman inanılmaz derecede barok ve şaşırtıcı görünebilir. Ancak sonunda kontrol yükünü genomun omuzlarından alır. Bunun yerine sıkı genetik rehberliğe ihtiyaç duymadıkları için ortaya çıkacak problemleri önleyen, kendi kendini organize eden ilkelere ve süreçlere güvenir. Bu yeni görüşte, evrimin bizi ve diğer tüm organizmaları şekillendirdiği, ebeveyn ile yavru arasındaki genetik bilgi aktarımına bağlı olduğu şeklindeki neo-Darwinci fikirle çelişen hiçbir şey olmadığını vurgulamalıyım. Ancak, bu yeni görüşte genler bencil ve otoriter diktatörler değildir. Yani genler hiçbir gerçek yetkiye sahip değillerdir. Çünkü tek başlarına hiçbir şey başaramazlar ve karar alma kapasiteleri yoktur. Onlar efendi değil hizmetkardır. Temelde henüz tamamlanmamış olan hatta henüz emekleme aşamasındaki bu yeni biyolojik görüş bir tür güvene dayanmaktadır.

Organizmaların çevreye karşı alıcıları ve duyarı gerçek bir bilişe dönüştüğü an kritiktir. Çünkü o an yaşam organizmanın her uyarana vereceği tepkiyi reçeteleme stratejisinden giderek daha fazla vazgeçer.


Genlerin, doğrudan kontrol edebilecekleri kapasitelerinin ötesinde organizmaların büyümesine, gelişmesine ve evrimleşmesine olanak tanıyan süreçlere güvenebildiklerini söyleyebiliriz. Ama bir parantez açmalıyız ki biyologların da bu güveni geliştirmeleri gerekiyor. Genlerin bu çalışma şekli işler karmaşıklaşıp görevler zorlaştığı zaman da biyolojide tekrar tekrar görülür. Organizmalar ilk kez çok hücreli hale geldiğinde, görme ve koku alma gibi duyusal modaliteler* aracılığıyla çevrelerinin tüm zenginliğine uyum sağlaması gerekir. Organizmaların çevreye karşı alıcıları ve duyarı gerçek bir bilişe dönüştüğü an kritiktir. Çünkü o an yaşam organizmanın her uyarana vereceği tepkiyi reçeteleme stratejisinden giderek daha fazla vazgeçer. Bunun yerine çok yönlü, uyarlanabilir ve sağlam çözümler tasarlayıp doğaçlayabilen sistemler için temel bileşenleri sağladığı görülmektedir.
Yeni tablo, yaşayan sistemlerin makineler olarak kabul edilmesi gerektiği yönündeki uzun süredir var olan düşünceyi ortadan kaldırıyor. İnsanlık tarafından hücreler gibi çalışan bir makine hiç yapılmadı. Bu, canlıların nihayetinde duyarsız ya da cansız moleküllerden oluştuğunu inkâr etmek anlamına gelmez. Yani canlı ve cansız madde arasındaki farkı yaratan temel ve gizemli bir kuvvetin olduğunu varsayan eski canlıcılık fikrine başvurmamıza gerek yoktur. Ancak yaşamın makine görüşünden vazgeçmek, onu cansız dünyadan ayıran şeyin ne olduğunu görmemizi sağlar. Bu ayrım, evrenin kendi oluşumu kadar harikuladedir. Ancak bilimsel çalışmaya daha uygundur. Özellikle yaşam, o özel makine türüyle, bilgisayarla eş tutulmamalıdır.


Yaşamın çeşitli hesaplamalar yaptığı kesinlikle doğrudur. Gerçekten de modern bilgi teknolojilerini tanımlamak için geliştirilen bilgi teorisini kullanarak biyolojinin temel özellikleri oldukça iyi anlaşılabilir. Hatta makinelerle yapılacak bir karşılaştırma yaşam sürecinin parçalarının nasıl işlediğini düşünmede yararlı bir yol olabilir. Hücrelerimizin pompalara, motorlara, sensörlere, depolama ve okuma aygıtlarına sahip olduğunu söylemek anlamlı olacaktır. Ancak bu, canlı organizmaların temel özelliklerini elektrik devreleri, bilgisayarlar veya fabrikalarla karşılaştırarak tartışmanın modern eğiliminden çok farklıdır. Günümüzde hiçbir bilgisayar hücreler gibi çalışmaz. Şimdiye kadar canlı sistemler için iyi bir benzetme sağlayan hiçbir teknolojik eser yok. Bunlar, kendi mantıkları olan farklı bir varlık türüdür. Kendi metaforları olmak zorundadırlar. Bu mantığa zaten biraz aşinayız.
Zorlukları çözmek için bazen indirgeyici yollarla belirli, kuralcı bir cevap aramak en iyisi olmayabilir. Bunun yerine insanlara ilgili becerileri vermek gerekir. Ardından koşulların gerektirdiği şekilde etkili, değiştirilerek uyarlanabilen bir çözüme giden yolu bulmaları konusunda onlara güvenmek en iyisi olacaktır. Artık insan sistemlerimizi bu şekilde organize ederek, biyolojik hiyerarşinin başka bir seviyesinde içimizde zaten işleyen süreci yeniden canlandırdığımızı görebiliyoruz. Yani hayatın nasıl işlediğine dair bilgeliği kullanıyoruz.

Yaşamı tanımlama sorunu, tarihi boyunca biyolojiyi rahatsız etmiştir ve hala üzerinde anlaşılmış bir çözüm yoktur.


Yaşamın yeni görüşünün merkezinde, yaşamın kendisinin ne olduğu kavramında bir değişim vardır. Yaşamı tanımlama sorunu, tarihi boyunca biyolojiyi rahatsız etmiştir ve hala üzerinde anlaşılmış bir çözüm yoktur. Ancak canlı varlıkları karakterize etmek için düşünülen yollardan olan çoğalma, metabolizma veya evrim gibi özellikler en iyi yollardan değildir. Aksine, canlı varlıklar anlam üreteçleridir.

Çevrelerini (kendi bedenleri dahil) kendileri için anlam ifade eden şeyler için kazarlar. Bu anlam ifade eden şeyler, nem, besin maddeleri, sıcaklıktır. Yani duygusal değildir. Aynı mantığı takip edersek biz insan organizmaları için anlamlı şeylerden bir diğerinin de sevgi olduğunu söyleyebiliriz.
Makine benzetmesinin başarısızlığının temel nedenlerinden biri, hücrelerin moleküller ölçeğinde çalışması ve moleküler dünyada işlerin farklı olmasıdır. Gürültülü ve öngörülemezdirler. Fakat yaşam bu etkiler karşısında düzeni korumak için çok fazla mücadele etmez. Onları iyi bir şekilde kullanmanın yollarını bulur. Yani yaşam gürültü, çeşitlilik ve dalgalanmalar üzerinde gelişir. Çünkü başka türlü çalışamaz. O halde hayatın nasıl işlediği sorusunun yanıtını arayacak tek bir yer yoktur.

Biyolojik işlev, moleküllerden tüm organizmalara hatta organizma gruplarına kadar yaşamın tüm ölçeğini kapsayan karmaşık bir organizasyondan ortaya çıkar.

Yaşam hiyerarşik bir süreçtir ve her düzeyin kendi kuralları ve ilkeleri vardır. Genler, proteinler, hücreler, dokular ile bağışıklık sistemi ve sinir sistemi gibi vücut modülleri için geçerli olan kurallar ve ilkeler vardır. Hiçbiri önceliğini iddia edemez. Nobel ödüllü biyolog François Jacob’un yazdığı gibi, “Canlıların tek bir organizasyonu yoktur, ancak kuş evi veya Rus bebekleri gibi birbirine yerleştirilmiş bir dizi organizasyonu vardır. Yani her birinin içinde bir diğeri gizlidir.” Dolayısıyla, Paris’teki Ecole Normale Supérieure’de biyoloji profesörü olan Michel Morange’ın söylediği gibi, “Biyolojik işlev, moleküllerden tüm organizmalara hatta organizma gruplarına kadar yaşamın tüm ölçeğini kapsayan karmaşık bir organizasyondan ortaya çıkar. Karmaşık işlevler kökenlerini ve açıklamalarını gen ifadesinin ürünlerini yönlendiren basit moleküler bileşenlerde değil, bu yapı hiyerarşisinde bulurlar.”
Hayat çoklukları içerir. Bu durumun da işe yaradığına şaşırmak doğrudur. Eğer Bill Clinton gibi siz de yaşamın övgüsünün Tanrı’ya ait olduğuna inanıyorsanız, umarım onların İnsan Genomu Projesi’nin mesajından çok daha akıllı ve daha yaratıcı bir şekilde ortaya çıktıklarını hissedebilirsiniz.

*Duyuların her biri duyusal modalite olarak adlandırılır. Modelime, bilginin bir algıya kodlanma biçimini ifade eder.

Kaynak:
Philip Ball, How Life Works (London: The University of Chicago Press, 2023)

Etiketler: biyoloji, hücre, philip ball, yaşam
GazeteBilim Çeviri 26 Kasım 2024
Bu Yazıyı Paylaş
Facebook Twitter Whatsapp Whatsapp E-Posta Linki Kopyala Yazdır
Yazar: GazeteBilim Çeviri
GazeteBilim Haber ve Çeviri Birimi gönüllü, kolektif bir topluluktur ve profesyonel nitelikte çeviri katkılarına açıktır. İletişim için gazetebilimceviri@gmail.com.
Önceki Yazı Küresel sıcaklıklar artıyor, aşırı hava olayları çoğalıyor ve ekosistemler alarm verici bir hızla bozuluyor. İklim saati: İklim grevlerinin yükselişi
Sonraki Yazı Uçurtma deneyinin amacı şimşek ve elektriğin doğası hakkında bilinmeyen gerçekleri açıklamaktı. Benjamin Franklin ve elektrik

Popüler Yazılarımız

krematoryum fırını

Türkiye’de ölü yakma (kremasyon): Hukuken var, fiilen yok

BilimEtik
23 Kasım 2023
cehalet
Felsefe

“Cehalet mutluluktur” inancı üzerine

Eşitleştiren, özgürleştiren, mutlu kılan, bilgi midir yoksa cehalet mi? Mutlu kılan, cehalet mutluluktur sözünde ifade edildiği gibi, bilgisizlik ve cehalet…

12 Ağustos 2023
deontolojik etik
Felsefe

Deontolojik etik nedir?

Bir deontolog için hırsızlık her zaman kötü olabilir nitekim çalma eyleminin özünde bu eylemi (daima) kötü yapan bir şey vardır.

15 Ağustos 2024
Güzel şeyler, özgür seçim süreçlerinin en çirkin şekillerde baskı altına alınmasına rağmen varlığını sürdürmeyi dişiler sayesinde başarır.(Görsel: The Belkin)
Flörtöz Hayvanlar

Ördekler, penisleri ve Amerikan ekonomisi

Yanık türkülerin yeşil başlı gövel ördeklerinden esinlenilen romantizm yalnızca bizim hayallerimizde var; gerçek dünyada bu türlerin aşk hayatları çok daha…

5 Kasım 2024

ÖNERİLEN YAZILAR

İçimizdeki gizli göçmenler: Bağırsak mikrobiyomumuz beklediğimizden çok daha “bulaşıcı” olabilir

Bugüne kadar mikrobiyom kompozisyonumuzun daha çok beslenme alışkanlıklarımız, yaşam tarzımız ve kullandığımız ilaçlarla şekillendiğini düşünüyorduk. Ancak yeni bir çalışma, bu…

Biyoloji
23 Eylül 2026

Darwin’in 150 yıllık öngörüsü doğrulandı: Çin’de yeni bir etobur bitki

Darwin'in 1875 yılında ortaya attığı, ancak dönemin koşullarında kesin olarak kanıtlayamadığı bir hipotez, 150 yılı aşkın süre sonra güçlü deneysel…

Biyoloji
18 Eylül 2026

Astronotların gizli kabusu gün yüzüne çıktı!

Geniş çaplı metabolomik araştırması, uzay görevlerindeki astronotların bağırsaklarındaki mikroskobik ekosistemin nasıl bir krize sürüklendiğini haritalandırdı.

Biyoloji
5 Eylül 2026

Yaşam dünyamıza iki kez mi “merhaba” dedi?

Araştırmacılar, bakteriler ve arkeler üzerine yaptıkları devasa ölçekli analizde, canlılığın en temel iki kolunun aynı "genetik yazılımı" paylaştığını, ancak bu…

Biyoloji
31 Ağustos 2026
  • Biz Kimiz
  • Künye
  • Yayın Kurulu
  • Yürütme Kurulu
  • Gizlilik Politikası
  • Kullanım İzinleri
  • İletişim
  • Reklam İçin İletişim

Takip Edin: 

GazeteBilim

E-Posta: gazetebilim@gmail.com

Copyright © 2023 GazeteBilim

  • Bilim
  • Teknoloji
  • Felsefe
  • Kültür-Sanat
  • Gastronomi
  • Çocuk
imunify-bot-check

Removed from reading list

Undo
Welcome Back!

Sign in to your account

Lost your password?