Golgi, elindeki kısıtlı imkânlarla baykuş beyni üzerinde çalıştığı sırada, incelediği beynin üzerine kazayla gümüş kromat döküldü. Bu kaza Golgi’nin beyin tabakalarını fark etmesini sağladı. Ayrıca beyin dokularının açıkça gözlenmesini sağlayan bir boyama tekniği de (beyin tabakalarını fark edebilme) keşfetmiş oldu.
Emine Öykü Güner
1873 yılına gidip nörobilimin büyülü dünyasının kapısını aralayalım. Karşımıza önemli keşiflerden biri çıkacaktır: Camillo Golgi ve baykuş beyni üzerindeki çalışması.
O yıllarda Camillo Golgi, Milano’dan çok uzak olmayan Abbiategrasso’daki küçük, pek bilinmeyen bir hastanenin doktoruydu. Büyük bir araştırma kurumunun laboratuvarlarını kullanma imkânına sahip değildi. Bunun yerine, hastanenin mutfağında kendine geçici bir laboratuvar kurmuştu. Bu küçük laboratuvarın imkânları bir hayli kısıtlıydı. Öyle ki akşamları mum ışığında kullandığı mikroskobundan başka pek bir şeye sahip değildi.
Golgi, elindeki kısıtlı olanaklarla baykuş beyni üzerinde çalıştığı sırada, incelediği beynin üzerine kazayla gümüş kromat döküldü. Bu kaza Golgi’nin beyin tabakalarını fark etmesini sağladı. Ayrıca beyin dokularının açıkça gözlenmesini sağlayan bir boyama tekniği de (beyin tabakalarını fark edebilme) keşfetmiş oldu. Bunun üzerine ilk kez tek bir sinir hücresinin tam görüntüsünü sağlayan “siyah reaksiyon” (günümüzde Golgi boyası veya Golgi emdirme olarak bilinir) adlı bir yöntem geliştirir. Hâlâ yaygın olarak kullanılan bu histolojik yöntem, sinir dokusunun potasyum dikromat içinde sertleştirilmesine ve ardından gümüş nitratla emdirilmesine dayanır. Bu yöntem kısaca sinir hücresinin gövdesini ve uzantılarını dolduran, hücresel somadan çok uzakta bile izlenerek analiz edilebilen bir gümüş kromat çökelmesi olarak tanımlanabilir. Gümüş kromatın çökelmesi ile sinir hücresinin siyah silüeti, tüm morfolojik karmaşıklığı ve dallanmalarıyla ortaya çıkıyor. Bir baykuşun beynine kazara dökülen gümüş kromatın ortaya koyduğu gizem bitmiyor. Henüz nedeni bilinmemekle beraber, gümüş kromat çökeltisi rastgele ama seçici bir şekilde sinir hücrelerinin yalnızca küçük bir kısmını (genellikle %1 ila %5) siyaha boyuyor ve diğerlerini tamamen koruyarak sinir yapbozunun unsurlarının ayrı ayrı ortaya çıkmasını sağlıyor. Gümüş kromatın hücreleri siyaha boyayışından ismini alan siyah reaksiyonun keşfi, beyin dokusunun morfolojisini ve temel mimarisini tüm karmaşıklığıyla ortaya koyan gerçek anlamda bilimsel bir devrimin kıvılcımını çaktı. Böylece modern sinir bilimin temelinin atılmasını sağladı.

Golgi, siyah reaksiyonun yardımıyla dendritlerin karmaşık dallanma yapısını tanımladı, aksonların dallanmasını keşfetti, sinir sisteminin çeşitli bölgelerini ayrıntılı olarak analiz etti. Ayrıca bu yapıların çizimlerini yaptı. Beyindeki nöronlar ve glia ayrımını gözlemledi, nöronların aksonları aracılığıyla ilişki kurduğunu buldu.
Golgi’nin farklı beyin bölgelerine dair dikkate değer açıklamaları arasında özellikle önemli olanlar serebellum, koku soğanı, hipokampüs ve serebral korteksti. Bu araştırmalar bir araya getirildiğinde sinir sisteminin yapısal organizasyonu hakkındaki bilginin ilerlemesine dikkate değer bir katkı sağladı. İşte Golgi’nin, insanların beyne bakış açısını kökten değiştirecek bu yeni boyama yöntemini baykuş beyni vesilesi ile keşfettiği yer bir hastane mutfağıydı.
Kaynak:
https://www.sciencedirect.com/science/article/pii/S0014579309007893
https://neuroscientificallychallenged.com/posts/history-of-neuroscience-camillo-golgi
https://academic.oup.com/brain/article/135/1/301/323788
https://www.lindahall.org/about/news/scientist-of-the-day/camillo-golgi

