Brad Pitt, köpeklerin en kötü günü bile güzelleştirebildiğini söyledi. Yeni bir beyin görüntüleme araştırması ise bu güçlü bağın diğer tarafına ışık tutuyor.
Brad Pitt, yeni filmi Heart of the Beast’in galasında köpeklerle birlikte basının karşısına çıktığında, milyonlarca hayvanseverin aşina olduğu bir duyguyu tarif etti: “Gün sizi ne kadar yıpratırsa yıpratsın, eve girdiğinizde o sallanan kuyruğu görmek her şeyi unutturuyor.”
Pitt’in sözleri, köpeklerle insanlar arasında kurulan güçlü sosyal bağı hatırlatıyor. Yeni bir nörobilim araştırması ise bu ilişkinin ilginç bir yönüne ışık tutuyor: Köpek beyni, insan yüzündeki farklı duygusal ifadeleri birbirinden ayırabiliyor ve özellikle mutlu yüzlere farklı tepki veriyor.
Viyana Üniversitesi’nden Raúl Hernández-Pérez ve Laura V. Cuaya’nın da aralarında bulunduğu uluslararası araştırma ekibinin iScience dergisinde yayımlanan çalışması, köpeklerin insan yüz ifadelerini beyinlerinde nasıl temsil ettiğini fonksiyonel manyetik rezonans görüntüleme (fMRI) yöntemiyle inceledi.
Köpek beyni insan mutluluğunu nasıl işliyor?
Araştırmanın ilk deneyinde, fMRI cihazında uyanık halde kalmak üzere eğitilmiş sekiz ev köpeğine mutlu ve nötr insan yüzlerinin fotoğrafları gösterildi.
Beyin taramaları, mutlu insan yüzlerinin nötr yüzlere kıyasla köpeklerin sağ temporal bölgesinde başlayıp kaudat çekirdeğe uzanan bölgelerde daha güçlü aktivite oluşturduğunu gösterdi.
Kaudat çekirdek, beynin ödül işleme, motivasyon ve öğrenme süreçleriyle ilişkili yapılarından biri. Dolayısıyla sonuçlar, mutlu insan yüzlerinin köpekler açısından sosyal ve duygusal olarak özel bir önem taşıyabileceğine işaret ediyor.
Araştırma, bir insanın gülümsemesinin köpek beyninde doğrudan “haz” yarattığını söylemek için yeterli değil. Ancak bulgular, köpek beyninin olumlu insan yüz ifadelerini nötr ifadelerden farklı biçimde işlediğini ortaya koyuyor.
Brad Pitt’in sözünü ettiği o tanıdık karşılaşmanın ardında da insan ile köpek arasında binlerce yılda şekillenmiş güçlü bir duygusal iletişim bulunuyor. Yeni araştırma, bu bağın bir yönünü nörobilimsel düzeyde görünür kılıyor: Biz onların heyecanla sallanan kuyruğuna nasıl kayıtsız kalamıyorsak, köpeklerin beyni de yüzümüzdeki mutluluğa kayıtsız kalmıyor.
Köpekler yalnızca “iyi” ve “kötü” ayrımı yapmıyor
Araştırmanın ikinci bölümünde ise 12 köpeğe mutluluk, öfke, korku ve üzüntü ifade eden insan yüzleri gösterildi.
Araştırmacılar, yapay zekâ ve makine öğrenimi yöntemlerinden yararlanarak tek tek beyin bölgelerine bakmanın ötesine geçti ve beynin genelindeki sinirsel aktivite örüntülerini karşılaştırdı.
Sonuçlar, köpek beyninin bazı olumsuz insan yüz ifadelerini de birbirinden ayırabildiğini gösterdi. Öfke ile korku ve üzüntü ile korku arasında farklı sinirsel örüntüler saptandı. Buna karşılık araştırmacılar öfke ile üzüntü arasında aynı düzeyde bir ayrım tespit edemedi.
Bu nedenle bulgular, köpeklerin korku, öfke ve üzüntüyü bütünüyle ve kusursuz biçimde “tanıdığı” anlamına gelmiyor. Ancak köpek beyninin insan yüzündeki duygusal ifadeleri yalnızca basit bir “olumlu-olumsuz” ayrımına indirgemediğini düşündürüyor.
İnsanlarla binlerce yıllık ortak yaşam
Köpeklerin insan davranışlarına gösterdiği olağanüstü duyarlılık uzun zamandır bilim insanlarının ilgisini çekiyor. İnsanlarla binlerce yıldır süren ortak yaşam ve evcilleştirme sürecinin bu sosyal yeteneklerin gelişiminde rol oynamış olabileceği düşünülüyor.
Yeni araştırma da bu tabloya nörobilimsel kanıtlar ekliyor. Bulgular, köpeklerin yalnızca komutlarımızı veya beden hareketlerimizi takip etmediğini; yüzümüzdeki farklı duygusal ifadelerin de beyinlerinde farklı sinirsel temsiller oluşturabildiğini gösteriyor.
Bununla birlikte araştırmacılar doğrudan evcilleştirme sürecini test etmediği için, bu yeteneğin yalnızca domestikasyon sonucunda ortaya çıktığını söylemek henüz mümkün değil.
Çalışmanın bir başka önemli sınırlılığı da örneklem büyüklüğü. İlk deney sekiz, ikinci deney ise 12 köpekle gerçekleştirildi. Bu nedenle sonuçların daha geniş köpek gruplarında yapılacak araştırmalarla desteklenmesi gerekiyor.
Yine de çalışma, insan-köpek ilişkisinin nörobiyolojik temellerini anlamak açısından dikkat çekici bir pencere açıyor.
Brad Pitt’in kırmızı halıda anlattığı o tanıdık sahne — yorucu bir günün ardından kapıda sizi heyecanla karşılayan bir köpek — insan ile köpek arasındaki karşılıklı duygusal uyumun gündelik hayattaki en güzel örneklerinden biri. Yeni araştırma da bu ilişkinin diğer tarafına, köpeklerin bize nasıl baktığına ışık tutuyor: Köpeklerin beyni, insan yüzündeki duygusal sinyallere duyarlı.
İnsanlarla köpeklerin binlerce yıllık ortaklığı, görünen o ki yalnızca aynı evi paylaşmakla sınırlı değil; birbirimizin duygusal dünyasına uyum sağlama becerisini de içeriyor.

