Nobel ödüllü kimyager Omar Yaghi, ABD’den ayrılarak Pekin’deki Tsinghua Üniversitesi’nde tam zamanlı göreve başladı. Yapay zekâ destekli yeni bir malzeme keşif enstitüsünün başına geçen Yaghi’nin kararı tekil bir örnek değil.
Nobel ödüllü Yaghi artık Pekin’de
Metal-organik kafesler ve retiküler kimya alanındaki öncü çalışmalarıyla tanınan Omar Yaghi, ABD’deki University of California, Berkeley’den ayrılarak Tsinghua Üniversitesi’nde yeni kurulan yapay zekâ destekli malzeme keşif enstitüsünün yönetimini üstlendi. Nature, 8 Temmuz’da duyurduğu gelişmeyi ABD’de bilim bütçelerindeki kesintiler ve Çin’in uluslararası araştırmacıları çekme politikasıyla birlikte değerlendirdi.
Yaghi’nin çalışmaları, gaz depolama, karbon yakalama ve havadan su elde etme gibi alanlarda kullanılabilecek yeni malzemelerin tasarımına dayanıyor. Çin’de yöneteceği merkezde ise yapay zekânın dev kimyasal uzay içinde yeni malzemeleri çok daha hızlı keşfetmek için kullanılması hedefleniyor.
Dolayısıyla Çin’e giden yalnızca tanınmış bir bilim insanı değil; enerji, iklim ve yapay zekânın kesiştiği stratejik bir araştırma alanı da Çin’e taşınıyor.
Harvard’ın yıldız kimyageri de Çin’e geçti
En dikkat çekici örneklerden biri de eski Harvard profesörü Charles Lieber.
Nanobilim alanının önde gelen isimlerinden Lieber, ABD’de Çin’le olan araştırma bağları konusunda federal makamlara yanlış beyanda bulunmaktan mahkûm edilmişti. 2025’te Çin’e taşındı ve Shenzhen’de devlet destekli i-BRAIN adlı beyin-bilgisayar arayüzü araştırma merkezini kurmaya başladı. Reuters’a göre merkez, gelişmiş nanofabrikasyon altyapısının yanı sıra primat araştırmalarına da erişebiliyor.
Lieber’in laboratuvarı, beyne elektronik aygıtların entegre edilmesi gibi son derece ileri nöroteknoloji çalışmalarına yoğunlaşıyor.
Bu nedenle onun Çin’e geçişi sıradan bir akademik transfer olarak görülmüyor: ABD’de yetişmiş yüksek düzeyde bilimsel bilgi ve deneyimin Çin’in stratejik teknoloji altyapısına aktarılması tartışmasını da beraberinde getiriyor.
Almanya’dan Çin’e: Wolfgang Baumeister
Göç yalnızca ABD’den yaşanmıyor.
Hücresel yapıların atomik ölçekte görüntülenmesine katkılarıyla tanınan ve prestijli Shaw Ödülü sahiplerinden biyolog Wolfgang Baumeister, Almanya’daki araştırma faaliyetlerinin önemli bölümünü Çin’e taşıyan bilim insanları arasında. Nature, Baumeister’in Çin’e geçişini son yıllarda ülkeye gelen “yüksek başarı sahibi araştırmacılar” dalgasının örneklerinden biri olarak gösteriyor.
Baumeister’in uzmanlık alanı olan kriyo-elektron tomografisi, hücrelerin iç yapısının son derece yüksek çözünürlükte görüntülenmesini sağlıyor ve yapısal biyolojinin en ileri araştırma alanlarından biri kabul ediliyor.
Çin bilim insanlarını neden çekebiliyor?
Çin bu göçü tesadüfe bırakmıyor.
Nature’ın incelemelerine göre merkezi yönetimin yanı sıra eyaletler ve şehirler, yabancı bilim insanlarını ve yurt dışında çalışan Çinli araştırmacıları çekmek için araştırma fonları, laboratuvar olanakları, yüksek ücretler, konut destekleri ve özel göç programları uyguluyor. Bazı bölgelerde yurtdışından gelen doktora sahiplerine doğrudan yüz binlerce yuanlık teşvikler sunuluyor.
2025’te yürürlüğe konulan yeni bilim insanı vizesi ise genç yabancı STEM araştırmacılarının önceden bir iş sözleşmesine sahip olmadan Çin’e gelebilmesini kolaylaştırdı. Nature bunu Çin’in dünyanın bilimsel yetenek havuzundan daha büyük pay alma yönündeki ciddi girişimlerinden biri olarak değerlendiriyor.
ABD’den kaçış mı, Çin’in yükselişi mi?
Yaghi’nin transferi ABD’de bilim finansmanındaki kesintilerle aynı döneme denk gelse de araştırmacıların Çin’e yönelmesinin tek nedeni bu değil. Çin uzun yıllardır üniversitelere, araştırma altyapısına ve uluslararası yetenek programlarına büyük kaynak ayırıyor. Üstelik ülke artık yalnızca yurtdışında yetişmiş Çinli bilim insanlarını geri getirmeye değil, Çin kökenli olmayan uluslararası araştırmacıları da kalıcı olarak çekmeye çalışıyor.
Çin’in bilim stratejisindeki değişim burada belirginleşiyor: Ülke bir zamanlar en yetenekli öğrencilerini ABD ve Avrupa’ya gönderirken, şimdi laboratuvarı, finansmanı ve araştırmacıyı kendi ülkesinde bir araya getirmeye çalışıyor.
Omar Yaghi’nin Pekin’e taşınması bu yüzden yalnızca bir profesörün üniversite değiştirmesi değil.
Bilim dünyasının ağırlık merkezinin nereye doğru hareket ettiğine ilişkin güçlü bir işaret.

