Bir kemik, binlerce yıl önce yaşanmış bir saldırıyı anlatabilir mi? Irak’taki Şanidar Mağarası’nda bulunan yaklaşık 75 bin yıllık Neandertal kalıntıları, bu soruya bir yanıt sunuyor.
Çeviri: Beyza Aydoğdu
GazeteBilim Yazı İşleri
Irak’taki Şanidar Mağarası’nda bulunan yaklaşık 75 bin yıllık Neandertal kalıntıları, bu soruya bir yanıt sunuyor. Kürek kemiğindeki gizemli bir delik olası bir mızrak yarasına işaret ederken, ağır biçimde kırılmış bir diş bireyin geçmişte ciddi bir yaralanma geçirdiğini gösteriyor. Fakat bu keşfin önemi yalnızca şiddetin izlerini ortaya çıkarmasında değil, Neandertallerin nasıl hayatta kaldıklarına ilişkin yeni sorular doğurmasında da yatıyor.
Kürek kemiğindeki gizemli delik
Bu mağara Neandertallerin yaşamına ve ölümüne ilişkin önemli buluntularıyla uzun zamandır arkeologların ilgisini çekiyordu. 2019’da başlayan kazılarda araştırmacılar, daha önce bilinmeyen en az üç Neandertal bireyine ait kalıntılar ortaya çıkardı. Bunların arasında yaklaşık 75 bin yıl önce yaşamış bir bireye ait olduğu düşünülen, üzerinde sıra dışı bir delik bulunan kürek kemiği de vardı. Deliğin neredeyse dairesel biçimi araştırmacıların dikkatini çekti. Öncelikle bitki köklerinin ya da böceklerin kemiğe zarar vermiş olabileceği değerlendirildi ama yapılan incelemeler bu açıklamaları desteklemedi. Çevrede bulunan küçük kemik parçaları da kemiğin birey hayattayken delinmiş olabileceğini düşündürdü. Mikroskopik incelemeler ve X-ışını analizlerinde yaranın çevresinde iyileşme izlerine rastlanmadı. Bu durum, yaralanmanın ölümden kısa süre önce ya da ölüm civarında meydana gelmiş olabileceğine işaret ediyordu. Peki, bu deliği ne oluşturmuştu?
Araştırmacılar, olası yanıtı bulmak için deliğin biçimini farklı silahların oluşturduğu yaralanmalarla karşılaştırdı. Bunun için arkeolojik alanlarda bulunan hasarlı hayvan kemiklerinden ve tarih öncesi silahların yeniden üretilerek hayvan kalıntıları üzerinde denendiği deneylerden yararlanıldı. Karşılaştırmalar dikkat çekici bir ayrıntıyı ortaya koydu. Taş uçlu mızraklar kemiklerde çoğunlukla elmas biçiminde delikler oluştururken tahta mızraklar daha yuvarlak izler bırakabiliyordu. Neandertal’in kürek kemiğindeki delik de ikinci örüntüyle uyumluydu. Araştırmacılar, bireyin tahta bir mızrakla yaralanmış olabileceği sonucuna vardı. Ancak bu bulgu, saldırganın kim olduğunu ya da olayın hangi koşullarda gerçekleştiğini göstermiyor. Yaranın ölümcül bir saldırı sırasında açılmış olması mümkün olsa da kemik tek başına olayın bütün ayrıntılarını açıklamaya yetmiyor.
Şanidar Mağarası’nda daha önce bulunan başka bir Neandertal’in kaburgasında da muhtemelen bir silahın neden olduğu delinme izine rastlanmıştı. Yeni bulgu, tarih öncesi insan topluluklarında şiddetin olası izlerine ilişkin kanıtları artırıyor. Fakat bu kez hikâyenin başka bir yönü daha var. Aynı bireye ait kalıntılar arasında bulunan kırılmış bir kesici diş, araştırmacıların dikkatini çekti. Dişin ağır biçimde parçalanmış olması, Neandertal’in yaşamının bir döneminde ciddi bir yüz yaralanması geçirmiş olabileceğini düşündürüyordu. Dişteki tartar birikimi, kırılmanın bireyin ölümünden yıllar önce gerçekleştiğine işaret ediyordu. Dolayısıyla Neandertal, bu travmadan sonra yaşamını sürdürmüştü. Böylesine ciddi bir hasarın günlük yaşamı etkilemiş olması muhtemel. Ön dişler yiyecekleri koparmada önemli rol oynar, ağır bir kırık, özellikle yaralanmanın ardından geçen ilk dönemde yemek yemeyi ve içmeyi zorlaştırabilir. Araştırmacılara göre birey, bu süreçte grubundaki diğer Neandertallerin yardımına ihtiyaç duymuş olabilir. Elbette kemikler, topluluk üyelerinin ona gerçekten yiyecek taşıdığını ya da bakım verdiğini doğrudan kanıtlamıyor. Ancak ağır bir yaralanmadan sonra uzun süre hayatta kalmış olması, Neandertallerin birbirlerine destek olup olmadıkları sorusunu gündeme getiriyor.
Hayatta kalmak, yalnızca güçlü olmak mıydı?
Neandertaller çoğu zaman zorlu çevre koşullarında avlanan ve hayatta kalmak için mücadele eden canlılar olarak düşünülür. Oysa arkeolojik bulgular, yaşamlarının yalnızca fiziksel mücadeleden ibaret olmadığını gösteriyor. Yaralanmalarından sonra uzun süre yaşayan bireyler, topluluk ilişkilerinin ve olası bakım davranışlarının da bu yaşamın bir parçası olabileceğini düşündürüyor.
Yıllar önce ağır bir yüz yaralanması geçirmiş, yaşamını sürdürmüş ve ölümüne yakın bir zamanda mızrakla yaralanmış olabilir. Ama aynnı bireyin kemikleri hem kırılganlığı hem de hayatta kalabilmek için gereken koşulları gözler önüne seriyor. Bu bulgu, Neandertallerin her zaman birbirlerine yardım ettiğini kanıtlamıyor. Ancak onların toplumsal davranışlarının basit varsayımlarla açıklanamayacak kadar karmaşık olduğunu hatırlatıyor.
Yaklaşık 75 bin yıl sonra elimizde ne saldırının tanığı var ne de bu bireyin hayatını anlatacak yazılı bir kayıt. Geriye yalnızca kemikler kalmış. Yine de bir kürek kemiğindeki delik ve kırılmış bir diş, tek bir yaşamın farklı anlarına açılan iki pencere sunuyor. Bazen insanlık tarihini anlamak için koca bir iskelete bile ihtiyaç yoktur. Bir kemikteki iz, geçmişteki bir şiddet anını düşündürebilir. İyileşmeyen değil, yaşamla birlikte taşınan eski bir yaralanma ise o bireyin hayatta kalışını sorgulatabilir. Şanidar Mağarası’ndan gelen bu bulgu, Neandertallerin yalnızca nasıl öldüklerini değil, nasıl yaşamış olabileceklerini de araştırmamız gerektiğini gösteriyor.
Kaynak:
https://www.sciencenews.org/article/hole-neandertal-bone-fatal-spear

