Dünyanın en hızlı yaşlanan ülkesi Japonya, tarihi bir rekor kırdı. Ülkede 100 yaşını aşanların sayısı 107.000 üzerine çıkarken, tablonun arkasından hem bir yaşam tarzı hem de devasa bir ekonomik kriz çıktı.
Japonya Sağlık, Çalışma ve Refah Bakanlığı’nın 1 Eylül verilerine dayanarak 15 Eylül “Yaşlılara Saygı Günü” öncesinde açıkladığı rapora göre, ülkede 100 yaş ve üzerindeki nüfus geçen yıla kıyasla 7 bin 914 kişi artarak 107.677’ye ulaştı. Böylece ülke tarihinde 100.000 eşiği ilk kez aşılmış oldu. Tam 56 yıldır aralıksız büyüyen bu asırlık nüfus dalgası, tıp teknolojisindeki gelişmelerden günlük beslenme alışkanlıklarına ve “Ikigai” felsefesine kadar pek çok etkenin bir sonucu olarak değerlendiriliyor.
%88’i Kadın: Uzun yaşamın cinsiyet haritası
Ortaya çıkan rakamlarda en dikkat çekici ayrıntı ise cinsiyet dengesizliği. Asırlık nüfusun 94 bin 298’ini (yaklaşık %88’ini) kadınlar oluşturuyor. Ülkede kadınların ortalama yaşam süresi 87,33 yıl ile dünyada ilk sırada yer alırken; erkekler 81,35 yıl ile dünya yedincisi konumunda.
Uzmanlar, kadınların daha uzun yaşamasını menopoz öncesi kardiyovasküler (kalp-damar) hastalık riskinin düşüklüğüne ve kadınlar arasında sigara kullanım oranının az olmasına bağlıyor.
Ülkenin yaşayan en yaşlı isimleri ise şöyle kaydedildi:
- En Yaşlı Kadın: Kyoto kentinde yaşayan ve 1911 doğumlu olan 114 yaşındaki Fuyo Kishimoto (Ağustos ayında 115 yaşındaki Shigeko Kagawa’nın hayatını kaybetmesiyle birinci sıraya yerleşti).
- En Yaşlı Erkek: Kumamoto şehrinden 112 yaşındaki Hikaru Kato.
Gümüş kadeh geleneği ve 2010’daki “Kayıp Asırlıklar” skandalı
Japonya hükümeti, 100 yaşına giren veya bu mali yıl içerisinde 100 yaşına basacak olan 54 bin 294 vatandaşına Başbakanlık onaylı tebrik mektubu ve geleneksel gümüş kaplama sake kadehi hediye ediyor.
Ancak verilerin tarihsel geçmişi ilginç bir detay barındırıyor. Hükümetin asırlık nüfus kayıtlarını tutmaya başladığı 1963 yılında ülkede sadece 153 kişi 100 yaşın üzerindeydi. Bu sayı 1981’de 1.000’i, 1998’de 10.000’i ve 2012’de 50.000’i geçti.
Diğer yandan, 2010 yılında yapılan nüfus kütüğü denetimlerinde, aslında onlarca yıl önce ölmüş olmasına rağmen aile kayıtlarda hâlâ “100 yaş üstü canlı” görünen yüz binlerce kayıp vakanın tespit edilmesi büyük bir skandala yol açmıştı. Günümüzdeki veriler ise titizlikle doğrulanmış resmi kütüklerden derleniyor.
Sır sadece diyet değil: “Ikigai” ve aktif yaşam
Japonların uzun yaşam sırrı sadece düşük doymuş yağ içeren balık, sebze, pirinç ve fermente gıdalara dayalı geleneksel beslenmelerinden ibaret değil. Şehir hayatında sürekli yürüme, bisiklete binme, toplu taşıma kullanımı ve yaşlılıkta dahi egzersiz yapma alışkanlığı fiziksel zindeliği koruyor.
Sosyal boyutta ise “Ikigai” (yaşam amacı/var olma sebebi) felsefesi öne çıkıyor. Yaşlıların emeklilikten sonra da kendilerini toplumdan soyutlamayıp bir amaç uğruna aktif kalmaları zihinsel sağlığı destekliyor.
Hükümet, 2019’da koyduğu hedef doğrultusunda, 2040 yılına kadar vatandaşların “sağlıklı yaşam süresini” (bağımlı olmadan yaşama süresi) 2016 seviyelerine göre (erkeklerde 72,14, kadınlarda 74,79 yaş) 3 yıl daha uzatmayı bir devlet görevi haline getirdi.
Madalyonun öteki yüzü: Sosyal güvenlik krizi ve yetişkin bezi satışları
Uzun yaşam başarısı, ülke ekonomisi için ciddi bir kırılma noktası yaratıyor. 123 milyon nüfuslu Japonya’da 65 yaş ve üzeri nüfus toplam nüfusun yaklaşık %30’una ulaştı.
- Doğum Oranlarında Çöküş: Doğurganlık hızı geçen yıl 1,14 seviyesine geriledi (nüfusun kendini yenileme eşiği 2,1).
- Demografik Tablo: Yaşlı bakım maliyetleri ve sağlık harcamaları hızla artarken, iş gücü kaynağı daralıyor. Japonya, gelişmiş ekonomiler arasında kamu borçluluk oranı en yüksek ülke konumunda.
- Tüketim Alışkanlıkları Değişti: Ülkede 10 yılı aşkın süredir yetişkin bezi satışları, bebek bezi satışlarını geride bırakmış durumda. Yaşlı nüfusun artışı mobilite destek ürünlerinden robotik bakım cihazlarına kadar yeni bir “gümüş ekonomi” pazarının doğmasına yol açsa da sosyal güvenlik sisteminin sürdürülebilirliği büyük risk altında.

