Bir zamanlar yüz binlerce penguene ev sahipliği yapan Zavodovski Adası’nda çember sakallı penguenlerin nüfusu 15 yılda yüzde 63 azaldı. Bilim insanlarına göre bu dramatik düşüşün arkasında, ısınan okyanuslar ve giderek azalan besin kaynakları var.
Çeviri: Beyza Aydoğdu
GazeteBilim Yazı İşleri
Güney Amerika’nın en güney ucu ile Antarktika arasında, fırtınalı okyanusun ortasında uzanan Güney Sandwich Adaları, dünyanın en ulaşılmaz bölgelerinden birinde yer alıyor. Bu adaların en kuzeyindeki Zavodovski, aktif bir yanardağın çevresindeki yamaçları kaplayan binlerce pengueniyle uzun yıllar dünyanın en büyük penguen kolonisi olarak biliniyordu. Ancak adadan gelen yeni veriler, bu kalabalık koloninin hızla küçüldüğünü ortaya koyuyor. Current Biology dergisinde yayımlanan yeni bir araştırmaya göre, Zavodovski Adası’ndaki çember sakallı penguenlerin ( Pygoscelis antarcticus) sayısı 2011 ile 2025 arasında yüzde 63 azaldı. Başka bir deyişle, 15 yıl içinde yarım milyondan fazla penguenin kaybedildiği tahmin ediliyor. Bu düşüş, adanın dünyanın en büyük penguen kolonisi olma unvanını da kaybetmesine yol açtı. Üstelik burada yaşananlar yalnızca bir hayvan türünün azalmasından ibaret değil. Araştırmacılara göre Zavodovski, iklim değişikliğinin bir ekosistemin yapısını nasıl değiştirebildiğini gösteren çarpıcı bir örnek.
Bu çöküş nasıl fark edildi?
Zavodovski Adası’na ulaşmak bile başlı başına bir mücadele. Şiddetli rüzgârlar, tehlikeli deniz koşulları ve aktif yanardağın çevresindeki volkanik gazlar, bölgeyi araştırmacılar için oldukça zorlu bir çalışma alanına dönüştürüyor. İngiliz Antarktika Araştırmaları Kurumu bünyesindeki bilim insanları, koloninin güncel durumunu değerlendirmek için insansız hava araçlarıyla yapılan hava taramalarını ve yerde gerçekleştirilen sayımları bir araya getirdi. Araştırma ekibi, Aralık 2023’te adaya ulaşmak için yaklaşık 15 gün boyunca zorlu deniz koşullarında yolculuk yaptı. Araştırmacılar adaya vardıklarında beklediklerinden çok daha az çember sakallı penguenle karşılaştı. Elde edilen görüntüler ve sayımlar, kolonideki azalmanın geçici bir dalgalanma olmadığını, yıllardır devam eden bir eğilimin parçası olduğunu gösteriyordu. Düşüşün boyutu özellikle endişe vericiydi çünkü Zavodovski, bir dönem dünya genelindeki çember sakallı penguen nüfusunun yaklaşık yüzde 30’unu barındırıyordu. Bu nedenle adadaki kayıplar, yalnızca yerel bir koloniyi değil, türün küresel geleceğini de ilgilendiriyor.
Peki penguenlerin sayısı neden bu kadar hızlı azalıyor?
Araştırmacıların işaret ettiği temel neden, Antarktika çevresindeki okyanusların ısınması ve bunun besin zincirinde yarattığı değişimler. Bu ilişkinin merkezinde ise kril adı verilen küçük kabuklular bulunuyor. Kril, deniz ekosistemlerinde büyüklüğüyle kıyaslanamayacak kadar önemli bir rol oynar. Fitoplanktonla beslenen bu küçük canlılar, balinalardan foklara, balıklardan penguenlere kadar çok sayıda hayvan için temel bir besin kaynağıdır. Dolayısıyla kril miktarındaki azalma, yalnızca tek bir türü değil, birbirine bağlı pek çok canlıyı etkileyebilir. Çember sakallı penguenler, beslenme konusunda büyük ölçüde krile bağımlı olan uzmanlaşmış türler arasında yer alıyor. Deniz suyu sıcaklığındaki değişimler krilin dağılımını ve bolluğunu etkilediğinde, penguenlerin besine erişimi de zorlaşıyor. Burada deniz buzunun rolü özellikle önemli. Kril, yaşam döngüsünün belirli aşamalarında deniz buzuyla yakından ilişkili; buzun altındaki algler, özellikle genç kriller için önemli bir besin kaynağı oluşturuyor. Deniz buzunun azalması, krilin yaşam alanını ve beslenme koşullarını değiştirerek popülasyonları üzerinde baskı yaratabiliyor. Bu durum, basit ama etkili bir zincirleme etki yaratıyor.
Okyanus ısınıyor, deniz buzunun düzeni değişiyor, krilin bulunabilirliği azalıyor ve krile bağımlı penguenler besin sıkıntısıyla karşılaşıyor.
Araştırmacılara göre Zavodovski’deki uzun süreli düşüşün en güçlü açıklaması da bu bölgesel ısınma ve deniz buzu kaybı. Bununla birlikte, kril popülasyonlarındaki değişimlerin ayrıntıları ve diğer etkenlerin katkısı konusunda hala araştırılması gereken sorular bulunuyor.
Bir olasılığımız yanardağı. Zavodovski Adası’ndaki aktif Mount Curry yanardağı, ilk bakışta penguenlerin azalmasının başlıca sorumlusu gibi görünebilir. Nitekim yanardağ 2016 yılında patlamış, adanın bazı kesimleri külle kaplanmıştı. Böyle bir olayın kuşların yaşam alanlarını etkilemesi elbette mümkün. Ama araştırmacılar, düşüşün yalnızca bu patlamayla açıklanamayacağını belirtiyor. Penguen nüfusu, patlamadan önce de başlayan ve sonraki yıllarda devam eden uzun vadeli bir azalma gösteriyor.
Bir diğer olasılık ise, besin rekabeti ya da aşırı avlanma. Fakat adada yuvalanmak için yeterli alan bulunması, türler arası rekabetin tek başına bu ölçekte bir düşüşü açıklamasını zorlaştırıyor. Ayrıca adanın deniz koruma alanı içinde yerel kril avcılığı yasaklanmış durumda. Bu nedenle araştırmacılar, bölgedeki kril balıkçılığını da başlıca açıklama olarak değerlendirmiyor. Yine de bağlantılı okyanus akıntıları üzerinden başka bölgelerde yapılan avcılığın etkisi tamamen göz ardı edilmiş değil. Bütün bu değerlendirmeler, tek bir olaya odaklanmak yerine ekosistemin uzun vadeli değişimini incelemenin önemini gösteriyor. Bir popülasyonun azalması, her zaman tek ve ani bir felaketin sonucu değil, bazen yıllar boyunca biriken çevresel baskılar daha belirleyici olabilir.
Ama Zavodovski’deki değişimin dikkat çekici bir başka yönü daha var. Çember sakallı penguenlerin sayısı azalırken, makarna penguenlerinin (Eudyptes chrysolophus) sayısı artıyor. Araştırma verilerine göre makarna penguenlerinin nüfusu 2011 ile 2016 arasında yaklaşık yüzde 28 yükseldi. Bu farklılık, iki türün çevresel değişimlere aynı şekilde yanıt vermediğini gösteriyor. Neden?
Makarna penguenleri daha esnek bir beslenme düzenine sahip. Kril azaldığında balık gibi alternatif besinlere yönelebiliyorlar. Ayrıca kayalık alanlarda yuvalanabilmeleri ve yıl boyunca koloni çevresinde kalabilmeleri, değişen koşullarda avantaj sağlayabiliyor. Çember sakallı penguenler ise belirli besin kaynaklarına daha fazla bağımlı. Bu nedenle kril miktarındaki azalma, onlar üzerinde daha ağır bir baskı oluşturabiliyor. Bilim insanları bu durumu, bölgenin giderek Antarktika koşullarından yarı Antarktik koşullara doğru dönüşmesiyle ilişkilendiriyor. Daha soğuk deniz koşullarına uyum sağlamış bazı türler gerilerken, daha ılıman koşullara uyumlu türler aynı bölgede yaygınlaşabiliyor. Ancak bir türün artması, diğerinin kaybını telafi ettiği anlamına gelmiyor. Bir ekosistemde türlerin kimler olduğu kadar, bu türlerin birbirleriyle nasıl etkileştiği de önemli. Tür bileşimi değiştiğinde besin ağları, av-avcı ilişkileri ve ekosistemin işleyişi de değişebilir.
Tüm okuduklarımızdan sonra neden penguenler daha güneye göç etmiyorlar ki diye düşünüyoruz değil mi? İklim değişikliği nedeniyle yaşam alanları daralan canlıların daha serin bölgelere göç ederek hayatta kalabileceği düşünülebilir. Fakat bu, bütün türler için kolay ya da mümkün bir çözüm değil. Penguenler genellikle üreme kolonilerine bağlı kalma eğiliminde. Bu nedenle koşullar kötüleştiğinde başka bir bölgeye taşınmaları garanti değil. Üstelik uygun bir yaşam alanının varlığı tek başına yeterli olmuyor; yeni bir bölgede besin bulabilmek, üreyebilmek ve diğer çevresel koşullara uyum sağlayabilmek de gerekiyor. Bu durum, belirli bir coğrafi alana ve sınırlı sayıdaki besin kaynağına bağımlı türleri özellikle kırılgan hâle getiriyor. İklim değişikliği çok hızlı ilerlediğinde, canlıların yeni koşullara uyum sağlaması ya da uygun yaşam alanlarına ulaşması için yeterli zaman kalmayabilir. Araştırmanın ortaya koyduğu düşüş, çember sakallı penguenlerin küresel tehdit durumunun yeniden değerlendirilmesini de gündeme getiriyor. Çalışmanın yazarları, elde edilen bulguların türün Uluslararası Doğayı Koruma Birliği (IUCN) tarafından yapılan değerlendirmesinde daha yüksek bir tehdit kategorisinin ele alınmasını gerektirebileceğini belirtiyor.
Son söz olarak,
Biliyoruz ki Antarktika, dünyanın iklim sisteminde önemli bir role sahip. Güney Okyanusu, okyanuslardaki fazla ısının ve insan faaliyetlerinden kaynaklanan karbonun önemli bir bölümünü emerek küresel iklimin düzenlenmesine katkıda bulunuyor. Ancak bu sistemin ısınması, aynı zamanda buzullardan deniz canlılarına kadar uzanan geniş bir yaşam ağını etkiliyor. Bir zamanlar el değmemiş bir doğa parçası olarak görülen Zavodovski Adası, bugün insan etkisindeki iklim değişikliğinin sonuçlarını gözler önüne seriyor. Yarım milyondan fazla penguenin kaybı, yalnızca uzak bir adadaki üzücü bir haber değil, deniz ekosistemlerinin ne kadar hassas dengeler üzerinde var olduğunu hatırlatan bir işaret. Çünkü bazen büyük bir ekolojik değişimi anlamak için bütün bir okyanusun haritasına bakmak gerekmez. O okyanusta yaşayan tek bir türün sessizce azalması bile, çok daha büyük bir sorunun habercisi olabilir.
Kaynak:
https://www.nationalgeographic.com/animals/article/worlds-largest-chinstrap-penguin-colony-collapsed

