Fransa’da öğrencilerin isyanı ülkeye yayıldı. Fareler ve hamam böceklerinin görüldüğü, içilebilir suyun bulunmadığı okullardan öğretmensiz ve 60 kişilik sınıflara uzanan koşullara karşı başlayan hareket 1200’den fazla okula ulaşırken, öğrenciler krizin temelinde kamusal eğitimdeki kaynak yetersizliğinin ve derinleşen eşitsizliğin bulunduğunu söylüyor.
Fransa’da öğrencilerin isyanı ülkeye yayıldı. Bakımsız okullar, öğretmensiz sınıflar, kalabalık derslikler ve eğitimde büyüyen eşitsizliğe karşı başlayan hareket 1200’den fazla okula ulaşırken, polis müdahaleleri ve çatışmaların ardından 5 binden fazla kişi gözaltına alındı.
Paris’in yoksul banliyölerinden yükselen öğrenci hareketi kısa sürede Fransa’nın birçok kentine yayıldı. Protestoların merkezinde yalnızca eğitim koşulları değil, yoksul bölgelerdeki öğrencilerin ülkenin varlıklı bölgelerindeki akranlarıyla aynı olanaklara sahip olmaması bulunuyor.
Seine-Saint-Denis’de bazı liselerde öğretmen kadrolarının doldurulamadığı, öğrencilerin haftalarca bazı dersleri alamadığı belirtiliyor. Öğrenciler hemşire ve sosyal hizmet uzmanı eksikliğinden, aşırı kalabalık sınıflardan ve bakımsız binalardan da şikâyet ediyor.
Fareler, hamam böcekleri, susuzluk
Öğrencilerin anlattığı koşullar Fransa’daki eğitim eşitsizliğinin çarpıcı boyutlarını ortaya koyuyor.
Bazı okullarda içilebilir su bulunmadığı, sınıflarda yeterli masa ve sandalye olmadığı belirtiliyor. Öğrenciler bazı binalarda hamam böcekleri, yurtlarda ise fareler ve tahtakuruları görüldüğünü anlatıyor. Bir okulda İspanyolca dersine 60 öğrencinin birlikte girdiği, öğretmenin kendisini duyurabilmek için mikrofon kullanmak zorunda kaldığı aktarılıyor.
Sorunun ekonomi politik boyutu da burada belirginleşiyor. Fransa genelinde 2026 yılında 3 bin 256 öğretmen kadrosunun kaldırılması tartışılırken, hükümetin 2027 bütçesinde eğitime ayırdığı kaynağı yüzde 1,7 artırma planı enflasyonun altında kalıyor. Hükümet öğrenci sayısındaki düşüşü gerekçe gösterirken öğretmenler ve öğrenciler, özellikle yoksul bölgelerde personel ve altyapı açığının zaten ağır olduğunu vurguluyor.
Polis müdahalesi öfkeyi büyüttü
Hareket büyüdükçe polis müdahalesi de sertleşti. Gösterilerde göz yaşartıcı gaz ve plastik mermi kullanılırken, son günlerde 5 binden fazla kişi gözaltına alındı. Bazı öğrencilerin ciddi biçimde yaralandığı bildirildi.
Protestolar sırasında öğretmenlere, polislere ve sivillere yönelik saldırılar ile bazı okul binalarına zarar verilen olaylar da yaşandı. Hükümet giderek bu olayları öne çıkararak hareketi bir “kamu düzeni” sorunu olarak tanımlıyor ve radikal sol grupların protestolarda etkili olduğunu ileri sürüyor.
Ancak öğrenciler, şiddet görüntülerinin hareketin ortaya çıkmasına yol açan eğitim eşitsizliğini görünmez hale getirdiğini söylüyor. Eylemlerin başladığı yoksul banliyölerdeki temel soru değişmiş değil: Neden aynı ülkenin öğrencileri, yaşadıkları bölgenin gelir düzeyine göre farklı eğitim koşullarına mahkûm oluyor?
Öğretmenler de harekete katılıyor
Öğretmen sendikaları öğrencilerin taleplerine destek verirken yeni ülke çapındaki eylemlere grevle katılma çağrısı yaptı. Protestoların büyümesinin ardından Eğitim Bakanlığı da öğrenci temsilcileriyle görüşerek öğretmen açığını azaltmaya yönelik önlemler açıklamak zorunda kaldı.
Öğrenciler ise bunları yeterli bulmuyor.
Fransa’daki hareket böylece farelerin dolaştığı okul binalarından ve boş öğretmen kadrolarından daha büyük bir tartışmaya dönüşüyor: Kamusal eğitime ayrılan kaynakların dağılımı, yoksul bölgelerin sistematik dezavantajı ve ekonomik eşitsizliğin sınıflara kadar uzanması.

