İç sesimizin farkı gözlerimizde ortaya çıktı. Japonya’da yapılan araştırma, içinden konuşma ile sesli konuşmanın farklı göz bebeği tepkileri oluşturduğunu gösterdi. Bulgular, küçük çocukların anlatmakta zorlandığı iç konuşma deneyimini araştırmak için yeni bir yol sunabilir.
Tsukuba, Ritsumeikan ve Kyoto üniversitelerinden araştırmacıların katıldığı çalışma, iScience dergisinde yayımlandı. Araştırmacılar, sağlıklı genç yetişkinlerde dinlenme, sesli sayma ve içinden sayma sırasında göz bebeği çapındaki değişimleri karşılaştırdı.
İç sesin izini neden gözlerde aradılar?
İç konuşma; düşünceleri düzenlemeye, davranışları yönlendirmeye ve kişinin kendisine talimat vermesine yardımcı olan zihinsel bir deneyim. Ancak doğrudan gözlenemediği için araştırılması güç.
Araştırmacılar, beynin uyarılmışlık durumundaki değişimlerin dolaylı göstergesi olan göz bebeği çapına odaklandı. Önceki beyin görüntüleme çalışmalarının gösterdiği ortak dil ağlarına, bu kez fizyolojik durum açısından baktılar.
Basit saymada beklenenin tersi görüldü
Çalışmanın ön baskısında anlatıldığı üzere ekip, içinden saymanın da göz bebeğinde büyüme oluşturmasını bekliyordu. Ancak basit saymada göz bebekleri küçüldü.
Bu beklenmedik sonuç üzerine farklı görevler karşılaştırıldı. Katılımcılar bir deneyde sırayla saydı, diğerinde “bir kedi, iki kedi” gibi ifadeler kullandı, üçüncüsünde ise sayıları ikişer, üçer veya dörder artırdı.
Görev zorlaşınca tepki değişti
Sesli sayma bütün deneylerde göz bebeklerini büyüttü. İçinden saymada ise tepki sabit kalmadı: Basit saymada küçülme, sözcüklerle saymada belirgin değişiklik olmaması, artışlı saymada büyüme görüldü.
Her durumda göz bebeği çapı, sesli saymadakinden daha küçük kaldı. Bulgular, iç konuşmanın daha düşük fizyolojik uyarılmayla ilişkili olduğunu, ancak tepkinin görevin zihinsel yüküne göre değiştiğini düşündürüyor.
Daha küçük tepki, daha yavaş işlem demek değil
Ön baskıda dikkat çeken başka bir bulgu da sözcüklerle sayma deneyinde ortaya çıktı: Katılımcılar, içlerinden sayarken sesli saymaya kıyasla daha yüksek sayılara ulaştı.
Bu sonuç, daha küçük göz bebeği tepkisinin mutlaka daha yavaş zihinsel işlem anlamına gelmediğini gösteriyor. Ancak bütün düşünme görevlerinde iç konuşmanın daha hızlı olduğu sonucuna varılamaz.
Çocukların anlatamadığı süreçlere pencere
Küçük çocuklar, zihinlerinde kelimelerle nasıl düşündüklerini ayrıntılı biçimde açıklayamayabilir. Göz bebeği ölçümü, sözlü anlatım gerektirmeden iç konuşmanın gelişimini araştırmaya yardımcı olabilir.
Çalışma yetişkinlerle gerçekleştirildi; çocuklarda kullanım potansiyelinin ayrıca sınanması gerekiyor.
Düşünceleri okumuyor
Yöntem, kişinin ne düşündüğünü belirlemiyor; fizyolojik tepkisini ölçüyor. Araştırma ayrıca beynin daha az enerji tükettiğini veya iç konuşmanın her zaman sakinleştirici olduğunu göstermiyor.
Yazarlar, sayma görevlerinin gündelik zihinsel diyalogları ve kaygılı düşünceleri bütünüyle temsil etmediğini de belirtiyor.

