İyi uyku denince akla sekiz saat kesintisiz uyumak geliyor. Ancak günümüzde geleneksel yaşam biçimlerini sürdüren topluluklar üzerinde yapılan araştırmalar farklı bir tablo ortaya koyuyor: İnsanlar sekiz saatten daha kısa uyuyabiliyor; uyku düzenini ise yalnızca karanlık değil sıcaklık ve sosyal yaşam da şekillendiriyor.
Elektrik ve yapay ışık yaygınlaşmadan önce insanların güneş batınca uyuduğu, sekiz-dokuz saat kesintisiz uyuyup gün doğumuyla uyandığı düşüncesi oldukça yaygın. Bilimsel araştırmalar ise bu romantik “doğal uyku” tablosunu desteklemiyor.
Kaliforniya Üniversitesi Los Angeles’tan (UCLA) Jerome Siegel ve çalışma arkadaşlarının 2015 yılında Current Biology dergisinde yayımlanan araştırması, Tanzanya’daki Hadza, Namibya’daki San ve Bolivya’daki Tsimané topluluklarının uyku düzenlerini karşılaştırdı.
Araştırmacılar bu üç toplulukta gerçek uyku süresinin gecede ortalama 5,7 ila 7,1 saat arasında değiştiğini belirledi. Katılımcılar güneş batınca hemen yatmıyor, genellikle yaklaşık üç saat daha uyanık kalıyordu.
Uykuyu yalnızca güneş yönetmiyor
2015 tarihli araştırmanın dikkat çekici bulgularından biri sıcaklıkla ilgiliydi.
Her üç toplulukta da uykuya geçiş, gece çevre sıcaklığının düşmeye başladığı dönemle yakından ilişkiliydi. İnsanlar çoğunlukla sıcaklığın günlük en düşük seviyesine yaklaştığı saatlerde uyanıyordu.
Araştırmacılar bu nedenle insanın uyku düzenini belirleyen çevresel işaretler arasında ışığın yanı sıra sıcaklığın da önemli bir rol oynayabileceğini belirtiyor.
Sekiz saat değişmez bir kural değil
Duke Üniversitesi ve Nevada Üniversitesi’nden araştırmacıların Hadza topluluğunu 393 gün boyunca izlediği ve 2017’de American Journal of Physical Anthropology dergisinde yayımladığı başka bir çalışma da benzer bir tablo ortaya koydu.
Araştırmada Hadza yetişkinlerinin ortalama uyku süresi yaklaşık 6,25 saat olarak ölçüldü. Gece boyunca uyanmalar da olağandışı değildi.
Bu sonuçlar “altı saat uyku herkese yeter” anlamına gelmiyor. Kronik uyku eksikliğinin sağlık üzerindeki olumsuz etkileri çok sayıda araştırmayla gösterilmiş durumda ve insanların uyku ihtiyacı yaşa ve bireysel özelliklere göre değişebiliyor.
Bulguların sorguladığı şey daha farklı: İyi uykunun herkes için mutlaka sekiz saat kesintisiz uyku anlamına geldiği düşüncesi.
Gece boyunca herkes aynı anda uyumuyordu
2017’de Proceedings of the Royal Society B dergisinde yayımlanan ve Hadza topluluğunun uyku düzenini inceleyen bir başka araştırmada ise dikkat çekici bir sosyal örüntü bulundu.
Topluluktaki insanların farklı saatlerde uyuyup uyanması nedeniyle gözlem süresinin büyük bölümünde gruptan en az bir kişinin uyanık olduğu görüldü.
Araştırmacılar, yaş ve uyku ritimlerindeki bu çeşitliliğin insanın evrimsel geçmişinde grubun gece boyunca tehlikelere karşı korunmasına katkıda bulunmuş olabileceği hipotezini ortaya attı.
Avcı-toplayıcılardan öğrenebileceğimiz şey
Bu araştırmalardan “avcı-toplayıcılar gibi uyumalıyız” ya da “sekiz saat uyumak gereksiz” sonucu çıkarılamaz. Günümüzde incelenen bu topluluklar da tarihöncesi insanların birebir karşılığı değil.
Ancak araştırmalar uykuyu yalnızca kaç saat uyuduğumuzla değerlendirmememiz gerektiğini gösteriyor. Doğal ışık, çevre sıcaklığındaki değişimler, biyolojik ritimler ve sosyal yaşam da uyku düzeninin parçaları.
İnsan uykusu yalnızca bir kronometre meselesi değil; ışık, sıcaklık, biyolojik ritim ve sosyal çevrenin birlikte şekillendirdiği bir sistem.

